İnsan sosyal bir varlıktır. Her insan çevresiyle geçici veya sürekli ilişki halindedir. İnsanın diğer insanlarla ve bir toplumun diğer toplumlarla olan ilişkisinde hakların, kuralların gözetilmesi, sınırların korunması, insan haklarına saygı gösterilmesi, hak sahibine hakkının verilmesi, haklı olduğunun söylenmesi vb. gibi konular adaletin gereğidir.
Eğer insanlar haklara, kurallara uymazsa ortaya haksız durumlar, yani zulüm çıkar. Zulüm ancak adalet sağlanarak ortadan kaldırılabilir. Bu yüzden adalet hayatın ruhudur.
Nasıl ki, bedenden ruhun çıkmasıyla geriye ölü bir beden kalır, bunun gibi adalet de toplumu terk ettiği zaman toplum ölü bir varlığa dönüşür. Gerçek adalet kayırmacılık, rüşvet verme, imtiyazlı olma gibi durumlardan uzak, kin ve nefrete dayanmadan tarafsız olan bir adalettir.
Evrende herkesin adaletli olması, özellikle de kamu adına sorumlu olan yöneticilerin ve kurumların adaletli olması çok önemlidir. Her birey adaletli olmaya kendisinden başlamalı, kendisinde adaleti inşa etmelidir.
Adaletin temeli tekâmül sayesinde oluşturulabilir. Herkes adaletten sapmamak için çaba göstermelidir. Adaleti gerçekleştirmek için menfaat, sevgi, kin, taraf tutma, her tür inanç farklılıklarının gerçek adaleti etkilememesi temel kuraldır. İnsanlar arasında hukuki, sosyal düzen ve dengenin sağlanması buna bağlıdır.
Adaletin sağlanamadığı durumda toplum ve sistem dağılıp yok olmaya mahkûmdur ve bu nedenle adalet en çok önem verilmesi gereken bir olgudur. Gerçekte bireylerin birbirine zarar vermesini önlemek için adalet sistemine ihtiyaç vardır.
İnsanın suç eğiliminden kurtulması için tekâmül etmesi gerekir. Çünkü tekâmül etmeye başlayan insanın ebedi özündeki mutlak adalet potansiyeli uyanır ve birey gitgide daha adaletli olur.
Dünya Değişim Akademisi “Tekâmül Sanatı Değişim Programı” bireyin gelişimi ve pozitif yönde değişiminde etkili teknikler içeriyor. Her birey tekamül ederek kendi içinde adaleti inşa ederek toplumda gerçek adaletin inşasına katkıda bulunmuş olur.