İzlediğin filmleri gerçekten siz mi seçiyorsunuz?

İsteğimiz zaman istediğimiz platformu açıyoruz ve ekranda onlarca başlık görüyoruz. Ama fark ediyoruz ki aynı filmler her gün karşımıza çıkıyor:
“Ülkede bu hafta izlenenler”
“Dünyada en çok izlenenler”
“Sizin için önerilenler.”
Bir süre sonra o listelerin içinden seçim yapıyoruz veya seçim yaptığımızı sanıyoruz.

Asıl soru şu; o listeyi kim hazırlıyor?

Streaming platformları bugün sinema izleme alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirdi. Netflix, Disney+, Amazon Prime… Hepsi yalnızca içerik sunmuyor, aynı zamanda neyi göreceğinizi şekillendiriyor. Algoritma sizi tanıyor. Daha önce ne izlediğinize bakıyor, benzer şeyler öneriyor, sizi tanıdık sularda tutuyor. Bu bir kolaylık. Ama aynı zamanda bir tuzak. Çünkü algoritma sizi tanıdıkça, sizi kendinize hapsediyor. Yeni bir tarz denemek, hiç bilmediğiniz bir yönetmeni keşfetmek, bambaşka bir sinema diliyle karşılaşmak… Bunlar için ana sayfanın ötesine geçmek, aktif olarak araştırma yapmak gerekiyor.

Bir de son senelerde oldukça popüler olan platform yapımları karşımıza çıkıyor. Her platformun kendi orijinal içerikleri var ama bu aynı zamanda sınırlı bir havuz oluşturuyor. Seçenek görünürde çok ama derinlikte az. Ve o derinliğin az olması içinde devamlı dönen aynı filmleri, aynı isimleri ve aynı türleri karşımıza çıkarıyor. Algoritmayı kırmak istediğinizde ise iş sizin elinize kalıyor; farklı aramalar yapmak, listeleri araştırmak, önerilen değil seçilen olmak.

Bu noktada MUBI gibi platformlar farklı bir yerde duruyor. Bağımsız yapımları, dünya sinemasını, ana akımın dışında kalan isimleri ön plana çıkarıyor. Yelpazesi daha geniş, seçkisi daha bilinçli. Ana akım platformların algoritmasına alternatif bir bakış açısı sunuyor. Ama sonuçta her iki durumda da şu soru geçerli: Karşınıza çıkan içerik gerçekten sizin için mi orada, yoksa sizi belirli bir yönde mi tutuyor?

Streaming platformları sinemayı daha erişilebilir kıldı. Buna itiraz etmek zor. İstediğiniz an, istediğiniz yerden film izleyebiliyorsunuz. Ama erişim kolaylaştıkça seçim de şeffaflığını yitirdi.
Belki de en önemli soru bu: Platformu siz mi yönetiyorsunuz, yoksa platform sizi mi yönetiyor?