Sanatçıların ve siyasetle ilgilenmeyen ünlülerin belli bir siyasi görüşe ve de ideolojiye bağlılıklarını gizlemediklerini gözlüyoruz.
Sadece siyasi anlamda ele alacak olursak, örnekleri ortada:
İlham Gencer, milliyetçiydi ve Alpaslan Türkeş’in hayranıydı.
Ayhan Işık Süleyman Demirel’ciydi. Bunu hiç gizlemedi.
Ediz Hun, Hülya Koçyiğit, Özalcı olmalarıyla övündüler. Partisinde görev de aldılar.
Örnekler o kadar çok ki…
Sanatçıların bir partiyi benimsemeleri ve sırası geldiğinde o partiye oy vermeden öte, görev de almaları tabiidir.
Hayranlarını, o parti adına etkileyip etkilemedikleri hiç tartışılmamıştır mesela.
Ama söz konusu ideoloji olunca durmak gerek.
Cem karaca, sol görüşlü. Hem de aşırı sol görüşlüydü ve zaten bunu yaşamı boyunca hep göstermişti. Onun bu görüşüne kimse bir şey demedi.
Ta ki FETÖ hayranı olduğu ortaya çıkıncaya kadar.
Keza Ahmet Kaya’nın PKK yanlısı olduğunu açıklayıncaya kadar.
Yine keza geçenlerde kaybettiğimiz Kadir İnanır’ın Apo’yu yere göğe sığdıramayan açıklamaları gündeme gelene kadar.
****
Toplumun kabul görmüş değerleri vardır.
Bu değerler arasında siyasi partilerin çoğu yer alır. Hem de büyük çoğunluğu. Kabul görmüş değerler içinde FETÖ ve PKK gibi ‘Ters’ idoller, hep dışlanmış ve bunlara dair bir sempati hezeyanına hep şüphe ile bakılmıştır.
Kadir İnanır’ın sanatçı kişiliği, sadece bir siyasi partiyi savunmakla sınırlı kalsaydı amenna. Kendisini taa 1978’lerden beri tanırım. Yakışıklı oyuncu, karizmasını Apo hayranlığıyla çizene kadar herkesin gönlünde yer etmiş bir sanatçıydı.
Bebek katilini savunan ve onu ‘Lider’ mertebesinde gören Kadir İnanır, Devlet Bahçeli’nin hayranı olabilir ama ülkesini seven milyonlarca kişi için n’ayır!
Almanya’da yaşayan bir porno yıldızına, çevirdiği filmdeki rolü için ödül verilmişti. Bir gazetede film eleştirmeninin “Helal sana. Her iki işine de devam” diye yazdığını hatırlarım.
Toplumun değerleri, hafife alınamaz.
Toplumun değerlerini hafife almak, kimliği ne olursa olsun kimsenin haddi değildir.
Bu düzen komediyi sevmiyor, insanlar gülsün istemiyor
Levent Kırca’yı ‘bitiren’ bu düzen. Metin Akpınar’a ‘kabir azabı’ çektiren bu düzen. Müjdat Gezen’i 20 yaş ihtiyarlatan da bu düzen.
Bu düzen, sahnelerdeki Beyaz’ı da susturmuştur, Yılmaz Erdoğan’ı da.
Cem Yılmaz ve Ata Demirer, öyle görülüyor ki, onların tam istediği… Suya sabuna dokunmayan cinsten…
****
Muammer Karaca, tanıma şansı elde ettiğim sayılı sanatçılardan biriydi. Türk Tiyatrosu’nun temeli sayılan Darülbedayi’de eğitim görüp çalışmış çok değerli bir bulvar tiyatrosu oyuncusuydu.
Gözü pek, dünyaya metelik vermeyen biriydi. Atatürk’ün silah arkadaşı ve eski İzmir Valisi Kazım Dirik’in kızı Şükran Hanım’ı; ailesinin muhalefetine rağmen kaçırmıştı.
Muammer Karaca, kimilerine göre istibdat yılları sayılan 1950’li yılların sonlarında dönemin Başbakanı Adnan Menderes’i ‘Ednan Bey Duymasın’ adlı kendi yazdığı oyunla yerin dibine sokmuş, Menderes, bir kere olsun sanatçının kulağını çekmemişti. Kendi yazdığı ‘Cibali Karakolu’ adlı oyun, 20 yıl boyunca sahnelendi. Bu oyun dönemin bir ‘karakol gerçeğini ve polis yapısını’ öylesine çarpıcı bir şekilde yansıtıyordu ki…
Karaca, 1960’lı yıllarda ‘Ednan Bey Duymasın’ adlı oyununu ‘Süleyman Bey Duymasın’ adıyla revize ederek sahneledi. Süleyman Demirel ve eşi, oyunu belki on kez izledi…
Demirel, Akbaba’da çizen Cafer Zorlu kendisini çizmediğinde kendisini arar, ‘Hayrola, aramızdan kara kedi mi geçti?” diye sorardı. Siyasi görüşü taban tabana zıt Levent Kırca’ya çadırı yıkıldığında ilk yardım elini uzatan yine Demirel olmuştu.
****
Mizah kültürümüz açıkça yok ediliyor ve gülmek insanımıza çok görülüyor.
Bunun vebali büyüktür arkadaşlar.
Sahiller hepimizin
Yaz geldi, okullar tatil oldu. Herkes, kesesinin elverdiğince bir tatil yapmanın telaşında.
Bu anlamda en çok tercih edilenlerden biri de halka açık sahillerde denize girmek. Bununla ilgili her seferinde yakınmalar, tepkiler oluşur. Birileri sahiplenir, bir şezlongu 3 bin liraya kiralar, şemsiyeden, duştan dünya para alır, köşeyi döner. Mahalli yönetimler ses çıkarmaz. Vatandaş oraya gittiğine pişman edilir.
Bazı belediyelerin bu konuda ciddi anlamda vatandaş lehine uygulamaları hayata geçirdiğini görmek sevindirici. Ancak, bu yaygınlaşmalı, izlenmeli, gerektiğinde yaptırım uygulanmalıdır.
Çeşme başta olmak üzere ‘VİP’ tatil beldelerinde bu tür rantçılar, sezon sonunda memleketlerine çuvallar dolusu parayla dönüyor.
Slogan kısa: ‘Sahiller hepimizin.’