İnanç yönünden insanlar; mümin, kâfir ve münafık olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mü’min; Allah’ın varlığına, birliğine, Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.)’ın Allah’ın peygamberi olduğuna kalbi ile inanan ve bu inancını dili ile de ikrar eden, tasdik eden kimseye denir.
• Allah’a iman;
• Meleklere iman;
• Kitaplara iman;
• Ahiret gününe iman;
• Kaza ve kadere iman;

Bunlara inanmak mü’minin özelliklerindendir. Mü’min, İslam’ın beş şartını dili ile ikrar, kalbiyle tasdik edendir. İslam’ın şartı olan beş şarta inanmak:
• Kelime-i şehadet getirmek;
• Namaz kılmak;
• Oruç tutmak;
• Zekât vermek;
• Hacca gitmek;

Mü’min imanında samimidir, ihlaslıdır, imanında sadakat gösterir, günahlardan sakınır, ateşe düşmekten kaçarcasına günahlara düşmekten kaçan kimsedir. Şu iki kişiye gıpta edilir: Birincisi, kendisine mal mülk verildiği zaman onu Allah yolunda harcayan kişi. İkincisi ise Allah’ın kendisine verdiği ilimle amel eden ve başkalarına da öğreten kişidir.

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu rahatsız olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”

Tevekkül: Her şeyin Allah’tan geldiğine inanıp O’na güvenmek demektir.

“Komşusu açken tok yatan kimse (kâmil) mü’min değildir.” “Yâ Rasûlallâh, en faziletli insan kimdir?” diye sorulduğunda Allah Resûlü şöyle buyurdu: “Allah yolunda malıyla ve canıyla cihad eden mü’min kişidir.”

KÂFİR;
Kâfir, imanın ve İslam’ın şartlarını inkâr eden kimsedir. Kâfir açık ve net olarak Allah’ın emirlerini inkâr edendir.

Münafık (münafıklık);
İslam’da iman ettiğini söylediği hâlde kalben inkâr eden veya inancıyla davranışı birbirini tutmayan, içi başka dışı başka olan kimseye münafık denir.

Münafığın alametleri:
• Yalan söylemek; konuşurken gerçeği çarpıtmak ya da bilerek yalan söylemek.
• Sözünde durmamak; verdiği sözden dönmek.
• Emanete hıyanet etmek; kendisine verilen emanetlere hıyanetlik etmek.
• İki yüzlülük; insanlara farklı, yalnızken veya çıkarına göre farklı davranmak. “İman edenlerle karşılaştıklarında ‘inandık’ derler; şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise ‘biz sizinle beraberiz’ derler.”
• İbadette gösteriş (riyâ); Allah rızası için değil, insanlar görsün diye ibadet etmek.
• “Münafıklar, müminleri bırakıp kâfirleri dost edinirler. Allah’ı aldatmaya çalışanlar ne inananlardan yana ne de kâfirlerden yana olurlar; ikisi arasında bocalayıp dururlar.”

Münafık, saman altında su yürütenlerdir. Nereden saldıracağı belli olmayandır.
• Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olmaya çalışırlar.
• Yalancıdırlar, yeminlerini kalkan edinirler, insanları Allah yolundan alıkorlar, gösterişlidirler, süslü konuşurlar, her gürültüyü kendi aleyhlerine zannederler.

“Münafıklar görünüşte mümin oldukları için dünyada Müslüman muamelesi görürler. Ancak ahirette cehennemin en alt tabakasına atılacaklardır.”

Rabbim; “Hakkı hak bilip ona uyan, batılı batıl bilip ondan sakınan” kullarından eylesin.