İnsan oğlu sorumluluk taşıyan, sorumluluğu yüklenen, sorumluluk altına giren bir yaratıktır. Bu, insan oğlunun temel özelliklerinden birisidir. Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmakla sorumlu olan insan, mutlaka bir gün dünyada yapmış olduklarından sorguya ve suale çekilecektir. Çünkü insan tesadüfen yaratılmış değil, Allah’ın yaratması ile var olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de:
“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin gerçekten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi sandınız.” (Müminun 115) buyurmuş ve insanın bir gün hesaba çekileceği bildirilmiştir.
Öldükten sonra dirilip Allah’ın huzuruna getirileceğimiz bu güne “Hesap Günü” deniyor. Bu hesap gününün dehşetinden peygamberler bile Allah’a sığınmışlardır. İşte bu peygamberlerden biri, İbrahim (a.s.)’dır.
“(Ey Rabbim) İnsanların dirilecekleri (ve huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün (yani hesap günü) ne mal fayda verir, ne evlât. Ancak ve ancak Allah’a temiz bir kalp ile gelenler başka.” (Şuara 87-89)
Hz. İbrahim (a.s.) bu duası ile bizlere örnek olmuş ve gerçek yolu göstermiştir. İbrahim (a.s.) bir peygamber olduğu hâlde hesap gününü düşünüyor ve unutmuyorsa, bizler bir değil bin kere düşünmemiz ve kendimizi o hesap gününe hazırlamamız lazım.
Allah’ın rızasını kazanmaya çalışalım. Allah razı olmadıkça bir kimsenin size bir iyilik yapamayacağını unutmayın. Bu da ancak O’nun emirlerine itaat etmek ve yasaklarından sakınmakla olur.
Evet, o gün (yani kıyamet günü terazi, mizan kurulduğunda) mal ve evlâdın fayda vermeyeceği bir gündür. Çünkü herkes o gün kendisini düşünecektir. Başka bir âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:
“Ey insanlar, Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdına, ne evladın babasına, anasına, kardeşine yani hiç kimseye faydası dokunmayacağı günden (kıyamet gününden) çekinin, sakının. Bilin ki Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatının ziynetleri sizi aldatmasın ve şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi yanıltmasın.” (Lokman 33)
Çünkü dünya hayatı geçici ve oyalamadan başka bir şey değildir. Şair şöyle diyor:
“Aldanma azizim dünyanın nakşına nakkaşına,
Hz. Âdem gibi girsen hezaran yaşına.
Getirirler bir gün seni şu musalla taşına,
Kapatırlar seni bir hâli harabe.
Orada kendine eş dost ara bul.
Oranın arkadaşı, dostu Allah’ın emirlerine sarılmakla elde edilir.
Senin orada arkadaşın, dostun dünyada iken yapmış olduğun amellerindir.”
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruluyor:
“O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.” (Abese 34-37)
Dünyada iken insan yakınlarından birisi ile karşılaştığı zaman sevinir ve onları sevgi ile kucaklar. Ama görülüyor ki o gün, yani hesap günü en yakınlarından bile yardım göremeyecektir. Herkes kendi derdiyle meşgul olacaktır.
“O gün onların dilleri, elleri ve ayakları işledikleri şeyler hakkında kendilerine şahitlik ederler.” (Nur 24)
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz:
— Müflis kimdir, bilir misiniz? buyurdu. Orada bulunanlar:
— Bize göre müflis, parası, pulu ve malı olmayan kimsedir, dediler. Peygamberimiz: Hayır; Müslim,
— Gerçekte (müflis) benim ümmetimden kıyamet gününde namaz, oruç ve zekâtla gelecek olan kimsedir. (Yani namazını kılmış, orucunu tutmuş ve malının zekâtını vermiş olan kimsedir.) Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür. (Yani bu günahları da işlemiştir.) Bundan dolayı onun iyiliklerinden adı geçenlerin her birine (hak sahibine) verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri biterse, hak sahiplerinin günahları o kimseye verilir. Sonra o kimse cehenneme atılır, buyurdu. (Müslim)
Bu hadîs-i şerif insan haklarına verilen önemi, ehemmiyeti belirtmektedir. İnsan haklarına riâyet etmeyen kimselerin kıyamet gününde sorgulanırken dünyada kazandıkları iyilikleri de kaybederek çok kötü bir duruma düşeceklerini açık bir şekilde ifade ediyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’i ananlar şefkat ve merhameti sebebi iledir ki, kul hakkı ile Allah’ın huzuruna çıkmamamız için her vesile ile bizi uyarmıştır.
“Kişi ömrünü ne yolda tükettiğinden, vücudunu nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiği ile ne iş yaptığından sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmayacaktır.” (Tirmizi)
“Kim zerre miktar hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktar kötülük yapmışsa onu görür.” (Zilzal 7-8)
Tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenlere ne mutlu. Onlar cennete girecekler ve cennetin sonsuz nimetlerine ereceklerdir.
“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.”
“Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamı ile ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.” (Bakara 281)