Tütün ürünleri kullanmayan kişilerin, başkalarının içtiği sigara, puro veya nargile dumanına maruz kalması durumu “Pasif İçicilik” olarak adlandırılır. "İkinci el duman" olarak da adlandırılan bu durum, ciddi sonuçları olan bir sağlık sorunudur. Sigara dumanı, 70’den fazlası kansere yol açabilen 7.000'den fazla kimyasal madde içermektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yüz binlerce kişi pasif içiciliğe bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Pasif içicilik iki farklı duman türünün birleşiminden oluşur:
- Sigara içen kişinin dışarı üflediği duman (Ana akım duman)
- Sigaranın yanan ucundan doğrudan havaya yayılan duman (Yan akım duman)
Yan akım duman, daha fazla zifir, nikotin ve karbonmonoksit içerebilir çünkü filtre edilmeden havaya karışır.
Evin başka bir odasında sigara içmek veya camı açmak pasif içiciliği tam olarak engelleyemez. Tütün dumanındaki küçük parçacıklar havada saatlerce asılı kalabilir ve hatta mobilya, halı, giysi gibi yüzeylere sinerek "üçüncü el içicilik" yoluyla zarar vermeye devam ederler.
Sağlık üzerindeki zararları
1. Yetişkinlerdeki etkileri
Kalp ve Damar Hastalıkları: Tütün dumanı, kanın yapısını değiştirerek pıhtılaşma riskini artırır ve damar sertliğine yol açar. Koroner kalp hastalıklarını % 25-30 oranında artırdığı bildirilmiştir. Kısa süreli maruz kalma bile kalp krizi riskini tetikleyebilir.
Kanser riski: Uzun süreli tütün dumanı maruziyeti, hiç sigara içmemiş kişilerde akciğer kanseri görülme riskini yaklaşık % 20-30 oranında artırır. Ayrıca boğaz, meme ve mesane kanserleri ile de ilişkili bulunmuştur. Pasif içiciliğin "güvenli" bir seviyesi yoktur. Duman yoğunluğu ve maruz kalma süresi arttıkça kanser riski de aynı oranda yükselir.
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı): KOAH, genellikle "sigara içenlerde oluşan kalıcı nefes darlığı" olarak bilinse de, hiç sigara içmediği halde uzun süre tütün dumanına maruz kalan kişilerde de bu hastalık oluşabilir.
Astım: Pasif içicilik, astım ataklarının en büyük tetikleyicilerinden birisidir. Tütün dumanına maruz kalan astımlı bireylerde ataklar daha sık ve daha şiddetli olur. Astım ilaçlarının etkileri azalır, hastalık kontrolü güçleşir.
Pasif içicilik, herhangi bir hastalık teşhisi konulmasa bile günlük yaşamda, burun tıkanıklığı, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve akciğer kapasitesinde azalma gibi sorunlara yol açmaktadır.
2. Gebelik ve çocuklardaki etkileri
Pasif içicilik, gebelerde erken doğum, bebekte de gelişme geriliği ve düşük doğum kilosu sebepleri arasındadır. Hamilelikte ya da doğum sonrasında dumana maruz kalan bebeklerde ani bebek ölümü sendromu daha sık görülmektedir. Yine bu çocuklarda alerjik hastalıklar, bronşit, zatürre gibi solunum yolu hastalıkları ve işitme kaybına kadar gidebilen orta kulak yolu iltihapları daha sık görülmektedir. Daha ileri yaşlarda bu çocukların sigara içen ebeveynlerini model alarak sigara bağımlısı olma ihtimali yüksektir.
Nasıl Korunabilirsiniz?
Pasif içiciliğin etkilerini azaltmak için cam açmak veya aspiratör çalıştırmak yeterli değildir. Tek çözüm, kapalı alanların tamamen dumansız hale getirilmesidir. Ev ve çalışma ortamınızda sigara içilmesine izin vermeyin.
Türkiye'de pasif içiciliği önlemek adına 4207 Sayılı Kanun ile çok ciddi düzenlemeler getirilmiştir. Özel araçlarda şoför ve yolcuların sigara içmesi kanunen yasaktır. Tüm kamu binaları, eğitim kurumları, hastaneler, restoran, kafe, eğlence yerleri gibi işletmeler, asansör, merdiven boşluğu gibi ortak alanlarda ve toplu taşıma araçlarında sigara içilmesi kesinlikle yasaktır ve cezai işleme tabidir.
Eğer kapalı alan veya yasaklı bir noktada sigara içiliyorsa şu kanalları kullanabilirsiniz:
Yeşil Dedektör Uygulaması: Sağlık Bakanlığı ve Yeşilay tarafından geliştirilen bu uygulamayı telefonunuza ücretsiz olarak indirebilir ve ihlalin yapıldığı mekanı tek tuşla bildirebilirsiniz. Bildiriminiz doğrudan denetim ekiplerine iletilir. Kişisel verileriniz ve bilgileriniz gizli tutulur.
ALO 184 (SABİM): Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi üzerinden şikayetlerinizi oluşturabilirsiniz.
Sonuç
Pasif içicilik, bir halk sağlığı problemidir. Bu nedenle pasif içiciliğin önlenmesi yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olarak düşünülmelidir. Bireysel önlemler ve sorumlulukların yanında, toplumsal farkındalık ve etkin yasal düzenlemelerle zararlı etkileri azaltılabilir. Dumansız ve sağlıklı günler diliyorum.