Gazete okumanın keyfi bambaşka bir şey.
Aslında bugünün kuşakları, bu keyifle tanışmadıkları için gazete okumuyor.
Yazılı basın, medyanın köküdür. Kökler kurutulursa, üzerinde ne yetiştirilmeye çalışılırsa çalışılsın canlılığını koruyamaz. Ne yazık ki, pek çok etken bizi bu günlere getirdi. Sosyal medyanın esiri haline geldik. Öyle bir esiri haline geldik ki, bu sonuçta bir bağımlılığa dönüştü ve sorgulanır oldu. Artık belli bir yaştan öncesinde sosyal medya kullanımını yasaklayan toplumlar var. Bizde de bu, zaman zaman gündeme getiriliyor. Uzmanlar, eğitim gören çocukların, sınav öncesinde sosyal medyadan uzaklaştırılmalarını tavsiye ediyor. Sosyal medya, haber yaymayı da içeren bir şey. Onu kullananların en çok zaman geçirdikleri konu da bu.
Gazete, böyle bir şey mi? Siz hiç ‘Gazete okunmasın’ diyen bir aklıselim sahibi insan gördünüz mü?
Bizim kuşakların entelektüel bir ritüeli gibiydi gazete okumak.
Önce kafa dengi gazete bulmak ve ona bir anlamda abone olmak. Sonra o gazetenin sunduğu bilgiyle donanmak.
Varsın elimize, beyaz gömleklerimize gazetenin mürekkebi bulaşsın. Bundan da keyif alırdık.
Sevdiğimiz yazıyı, bir kere, bir kere daha okumak. Bazen kesip saklamak. Gazeteyi, yalnızlıktan kurtaran bir arkadaş bellemek.
Bunları yaşadık. Bu güzellikleri soluduk.
Yazılı basının alternatifi yoktur.
Yazılı basının mücrimi vardır. O da sosyal medyadır.
Bu gerçek, bir gün mutlaka kabul edilecektir.
Masal ülkesinde yaşamıyoruz
Bir ülkede yargı ile ilgili güvensizlik belirtileri varsa o yargının tartışılır olması kaçınılmazdır.
Bu tartışma, bir süre sonra o kurumu, başka kurumlar tarafından ‘Günah keçisi yapmaya’ dönüşür ki, bu, ilkinden de berbat bir şeydir.
Böyle bir tabloyu, kimse yaşatmak istemez. Ülkeyi yönetenlerin de yaşatmak istememesi gereği, eğer yerine getirilebilirse durum normale döner.
Masal ülkesinde yaşamıyoruz. Bizim Ali Baba’larımız, Kırk Harami’lerimiz, Mavi Sakal’larımız, Peter Pan’larımız, Deli Dumrul’larımız, Keloğlan’larımız, Köroğlu’larımız yok.
Bizim müesses nizamı kuran ve koruyan kurum ve onların yöneticileri vardır. Hepsi gerçektir.
Ama nedense bu gerçeği yaşamakta çok zorlanıyor ve ister istemez bir masal ülkesinde yaşamaya mecbur ediliyoruz. Panzehiri ‘Demokrasi’ olan bu kader, Türk insanı için de geçerlidir.
Devlet, yargıya ve tabii onun içindeki yabancı unsurlara müdahale ederek tedavi yolunu seçmek ve kendisini de rahatlatmak zorundadır. Bunun için her gün bir fırsat doğuyor. Dünyada örnek bildiğimiz ülkelerin başardığını biz de başarabiliriz.
Normale dönmek, normal olmayanı yaşamaktan çok daha kolaydır ve daha da keyiflidir.
Yandaş medyadan al haberi
Buca Belediyesi’ne yönelik Şafak Operasyonu ile ilgili haberleri ve gelişmeleri en iyi yandaş medyadan öğreniyoruz.
Gizlilik kararı var. Suçlamaları bilmiyoruz ama yandaş medya, takır takır döktürüyor.
Operasyon sabaha karşı yapılıyor ve pek çok belediye yöneticisinin haberi yokken yandaş televizyon kanalları, canlı yayından da hızlı bir şekilde haberleri duyuruyor.
Savcılığa gitmeden dosyaların içeriğini onlardan öğreniyorsunuz.
Çünkü bir kaynaktan onlara servis ediliyor. Muhalif medyanın esamesi bile okunmuyor.
Adaletin bu mu dünya?