Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in meşhur bir sözü ile başlayalım: “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir." Maalesef bu söz her ne kadar siyaset için de söylenmiş olsa da ülkenin her şeyi için aynı şey söylenebilir.

Bu hafta köşe yazımın konusu “şu olsun” demeye kalmadan farklı bir konu gündem oluverdi.

Neyi nasıl yazacağımı şaşırıverdim.

O kadar hızlı değişen bir gündemi var ki ülkenin, insan bu hıza yetişemiyor.

Duygu aforizması yaşıyor insan.

Şunu da söylemekte yarar var: Bu kadar hızlı değişen gündem, gazeteciler için büyük bir nimettir.

Konu bulma derdi kesinlikle olmaz.

Şehirlerarası yolculuk esnasında ciddi bir kazaya tanık oldum.

Her şey gözümün önünde oldu ve bitti.

Araç TIR’a çarptı, şarampole yuvarlandı.

Hemen araçtan indik, ilk müdahaleyi yaptık.

İlk müdahale derken 122’yi aradık, ambulans gelmesini bekledik.

Kaygılandık, kapıyı, camı açmaya çalıştık.

İnsani refleksler…

Araçta dört çocuk!

Yanlış duymadınız, dördü de on altı yaşındaymış.

Aracı sürenin ehliyeti yokmuş.

İstanbul’dan muhtemelen bayram için gelmişler.

Ve ikisi ölmüş, ikisi yoğun bakımdaymış.

İnsanın yüreği sızlıyor.

Dört çocuk ve ölüm!

Tabii ki bayramı anlatacak ve bayramın güzelliğinden dem vuracağım.

Konumuz bayram!

Neşesi, hüznü olan bir dünyada yaşıyoruz.

Ne hep güzelliklerden, ne de hep acılardan dem vurabiliriz.

İç içe geçmiş her şey…

Belli bir yaşa gelince insan ne çok bayram yaşadığının farkına varıyor.

Ben de herkes gibi “Eskilerde bayram ne güzeldi.” diyeceğim.

Yaşanmışlık konusunda eskilere güzellik, iyilik atfetmek, insanın doğasında var.

Şöyle bir söz de vardır: “Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı.”

Bayramı güzel kılan, büyüklerin hayır duasını almak, eş, dost, akraba ziyaretleri…

Paylaşmak, dayanışmak…

Sevgi, saygı…

Bayramlar acının da habercisi oluyor.

Acıları azaltalım…

Dikkatli olalım…

Trafik kurallarına uyalım.

Sevenlerimizi ağlatmayalım.

Bir bayram da gelip geçti…

Anısı tatlı bir iz bıraktı…

Bayram hep olsun ki bizler iyilikte, güzellikte ve hoşgörüde yarışalım.

İçselleştirelim evrensel değerleri…

Evrensel ve dini değerlerimiz yaşam şekli haline gelsin…

Kötülükler son bulsun…

Bu bayram da insanlar öldü savaşta…

Suçsuz ve günahsız…

Bayramlar bu anlamda büyük anlam yüklü…

Keşke her günümüz bayram olsa…

Maalesef son yıllarda bir barbarlık peydah oldu.

Güçlüler, zayıfları yok etmeye başladı.

Savaşsız bir gün sanırım dünyanın en büyük bayramdır.

Bayramın ne kadar kıymetli olduğunun, yaşanan savaştan da anlaşılması; barışın, dostluğun, kardeşliğin, dayanışmanın örülmesidir.

İnsan canlıların en kıymetlisidir.