Sezonun son virajına girilirken bazı takımlar için maçlar sadece formaliteden ibaret olur. Bazıları içinse 90 dakikadan çok daha fazlasını ifade eder. Göztepe ile Gaziantep FK arasındaki mücadele de tam olarak böyleydi. Biri ligi bitirmiş, rahatlamıştı… Diğeri ise Avrupa hayalinin peşinden koşuyordu.

***

Ve sahadaki iştah farkı ilk düdükten itibaren hissedildi.

Göztepe, taraftarının önünde Gaziantep FK’yı 2-1 mağlup ederek Süper Lig’de 5. sıradaki yerini korudu. Belki tabelada sadece üç puan yazıyordu ama Sarı-Kırmızılılar için bunun anlamı çok daha büyüktü. Çünkü Avrupa ihtimali hâlâ canlıydı. Türkiye Kupası’nın Trabzonspor tarafından kazanılması halinde UEFA Konferans Ligi bileti kapıda olacaktı. Bunun için de hata yapma lüksleri yoktu.

Üstelik rakipleri Başakşehir ile Samsunspor’un birbirleriyle oynadığı haftada alınacak bir puan kaybı, bütün hesabı bozabilirdi. Önlerinde zorlu Samsunspor deplasmanı da varken, bu maç tam anlamıyla “kazanmak zorundasın” karşılaşmasıydı.

***

Göztepe de bunun bilinciyle sahaya çıktı.

Maçın başlangıcı adeta bir baskı gösterisiydi. Henüz 4. dakikada gelen gol, tribünleri ateşlediği gibi Gaziantep FK’nın da dengesini bozdu. Yaklaşık 35 dakika boyunca konuk ekip nefes almakta bile zorlandı. Göztepe önde bastı, topu hızlı çevirdi, rakibini kendi yarı alanına hapsetti.

Gaziantep’in ilk ciddi hücum girişiminin 16. dakikada gelmesi, rakip yarı alanda üst üste pas yapabildikleri ilk sekansın ise 32. dakikayı bulması tesadüf değildi.

İkinci yarıda tempo yine yüksekti ama Göztepe ilk devredeki kadar ezici bir üstünlük kuramadı. Yoruldukça oyunda kırılmalar yaşandı. Gaziantep FK da bu anlarda fırsatlar buldu ve beraberlik golünü yakaladı. Ancak Göztepe’nin bu sezon en büyük özelliği tam da burada ortaya çıkıyor:

Pes etmiyorlar.

Kornerden gelen golle yeniden öne geçtiler ve maçı bırakmadılar.

***

Göztepe’yi uzun süredir izleyenler için bu tablo sürpriz değil. Bu takımın karakteri belli:

Çok koşuyorlar.

Çok savaşıyorlar.

Rakibi boğuyorlar.

Top rakibe geçtiği anda başlayan yoğun pres, rakiplerin dengesini tamamen bozuyor. Gaziantep FK kaleden pasla çıkmaya çalıştı ama Göztepe’nin tam saha baskısı yüzünden ceza alanı içinde bile top kayıpları yaptılar. Hatta bu baskılar iki net tehlike doğurdu.

Özellikle sol kanat organizasyonları dikkat çekiciydi. Sürekli bindirmeler, ceza sahasına kesilen toplar ve hareketli hücumlar Gaziantep savunmasını dağıttı. Konuk ekip uzun toplarla çıkmayı denedi ama hava toplarında da Göztepe savunması neredeyse kusursuzdu. Adeta “havada kuş uçurtmadılar.”

Ancak Sarı-Kırmızılı takımın hâlâ çözmesi gereken bir problem var.

Yorulduğunda tempoyu düşürmeyi, oyunu sakinleştirmeyi başaramıyor.

Pas yaparak ritim kontrolü kuran bir ekip değiller. Sürekli dikine oynamaya çalışan yapıları nedeniyle zaman zaman üstünlüğü rakibe teslim ediyorlar. Özellikle sezonun son haftalarında bu kadar yüksek tempoyu korumaya çalışmak fiziksel olarak kolay değil. Maç içerisindeki dalgalanmaların temel sebebi de biraz bu.

***

Bireysel performanslarda ise hücum hattı ön plana çıktı.

Juan, gol atamasa da hücumların merkezindeydi. Top sürekli onu buldu, pozisyonların içinde kaldı, savunmayı yıprattı. Jeferson ise daha silik bir görüntü verdi ama skor üretmeyi başardı. Bazen forvetler için en önemli detay da budur; kötü oynarsınız ama tabelayı değiştirirsiniz.

Gaziantep FK cephesinde ise en dikkat çeken isim ne yazık ki kötü performansıyla Nazım Sangare oldu. Basit top kayıpları, kontrol hataları ve özgüven eksikliği hissediliyordu. Hatta bir pozisyonda kaleciye dönmek isterken topu kornere göndermesi bile maçın özetlerinden birisi gibiydi.

Sonradan oyuna giren Christopher Lungoyi ise kısa sürede hareketlilik getirdi. Sol kanatta hızı ve çevikliğiyle Göztepe savunmasını zorladı. Ancak fazla telaşlıydı. Beraberlik arayışı içinde kalabalık arasında kayboldu.

***

Göztepe son haftaya Başakşehir'in 1 puan önünde giriyor. Şimdi gözler Trabzonspor'un hafta arasında oynayacağı Türkiye Kupası yarı finalinde olacak. Sonrasında deplasmanda Samsunspor karşısında da galibiyet arayacak.

***

Ve son olarak tribünler…

Göztepe taraftarı yine üzerine düşeni yaptı. Stat doluydu, atmosfer güçlüydü, tezahüratlar uzun süre hiç kesilmedi. Hatta devre arasında hoparlörlerden müzik açılınca tribünlerin buna tepki gösterip susturması bile aslında her şeyi anlatıyordu.

Onlar müzik değil, takımlarının sesini duymak istiyordu.

Çünkü Göztepe’de şu an herkes aynı hayalin peşinde:

Avrupa.