Bizlere sayısız nimetler veren, ahireti kazanmak için ömür nimetini ihsan eden, yol gösterici peygamberler ve kitaplar gönderen Rabbimize sonsuz hamdolsun. Resul-i Ekrem (sav) Efendimize, onun âli ve ashabına salât ve selam olsun.
Rabbimizin “ol” emriyle başlamıştır evren, zaman ve hayat. Doğumla gözlerimizi açtığımız bu dünyada, Rabbimiz bizlere sayamayacağımız kadar nimetler bahşetmiştir. Bu nimetler içerisinde zaman ve ömür, kıymetini az bildiğimiz, iyi değerlendiremediğimiz, bununla birlikte telafisi de mümkün olmayanıdır.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, insanın dünya hayatındaki gayesini açıklarken şöyle buyurmuştur: “O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” Bu ayet-i kerime bize, bir imtihan dünyasında olduğumuzu hatırlatıyor. İmtihanda zamanla yarış vardır. Dünyadaki imtihanımız doğumla başlar, ölümle sona erer.
Yaşadığımız bu hayat, bu ömür bizlere verilen bir emanettir. “Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” Kur’an-ı Kerim bu hesabın mutlak surette olacağını haber vermektedir. O gün, insan dünyada yapıp ettiklerinden, yapmayıp ertelediklerinden hesaba çekilecektir.
Yüce Rabbimiz, “And olsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip de salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka. Onlar ziyanda değillerdir.” buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de; kuşluk vaktine, Fecr Suresi’nde sabaha yemin ediyor. Yemin ile dikkat çekilmekte, önemine vurgu yapılmaktadır. Zarardan kurtulanları da bildirmiştir. Bu zarardan kurtulacak olanlar: iman edenler, iyi ve güzel işler yapanlar,
Rabbimizin emrettiği şeyleri yapmak, razı olmadığı şeyleri terk edenler, hakkı ve hakikati, haktan sapanlara, yanlışa düşenlere, nefsine uyanlara tavsiye edenler, sabrı tavsiye edenler… Hüsrandan, zarardan kurtulanlar her asırda bu nitelikteki inananlardır.
“Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil ve takdir et;
1- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğin kıymetini bil,
2- Hastalık gelmeden önce sıhhatin kıymetini bil,
3- Fakirlik gelmeden önce zenginliğin kıymetini bil,
4- Meşguliyet gelmeden önce boş vakitlerin kıymetini bil,
5- Ölümünden önce hayatın kıymetini bil!” buyurmuştur.
Şu beş şeyden sorguya çekilmeden önce ayaklarınız yerinden oynatılmayacaktır:
• Ömrünü nerede, ne ile geçirdiğinden,
• Gençliğini ne ile yıprattığından; ömür içerisinde gençlik dönemi çoğu zaman ihmal edildiği, kadrinin az bilindiği devredir. Ancak gençlik dönemi çok hızlı geçer. Bu yüzden Allah Resulü gençliğe dikkat çekiyor. Bakınız, iki büklüm halde yere eğilerek yürüyen yaşlı bir adama sorarlar: “Baba, neden eğilmiş, iki büklüm halde yere bakarak yürüyorsun?” Diye sorulduğunda ihtiyar şöyle cevap veriyor: “Evladım, gençliğimi kaybettim de onu arıyorum.” cevabını vermiştir. İşte gençliğini kaybettiğin, yani heva ve hevesine uyarak değerli zamanını kaybettiğin zaman, bir de o gençliğini geri getiremezsin. Gençliğinin kıymetini bil.
• Malını nereden kazanıp, nerelerde harcadığından sorulacaktır. Allah’ın haram kıldığı iş ve alanlarda çalışılmaz. Özellikle insanlarımızın şans oyunlarına rağbet ettiği şu günlerde bu hadisi bir kez daha düşünmeli, Milli Piyango dâhil tüm şans oyunlarının haram olduğunu bilmeliyiz.
“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”
• Öğrendiği bilgileri yaşayıp yaşamadığından sorulacaktır. Bu hadis bize, gençliğin iyi değerlendirilmesi, ömrün zayi edilmemesi, mal kazanma ve harcama yolunda yanlış yollara girilmemesi, ilmin faydalı ve yaşanılır olması gerektiğini hatırlatıyor.
Anlıyoruz ki; ömür ve zaman bizlerin en büyük sermayesidir. Bu nimetlerin yaratılış gayesine uygun kullanılması, bir emanet şuuruyla gözetilmesi gerekmektedir. Ömrümüz, kum tanelerinin avucumuzdan kaydığı gibi akıp gitmektedir. Zaman hep aynı zaman olmakla birlikte, gençlik yılları çok hızlı geçmekte, ömrün son yıllarında ise kişinin gücü zayıflamakta, yapılmak istenenler yapılamamaktadır. Müslüman, erteleyen ve “keşke” diyen olmamalıdır. İnsan hayatının her anını, bir gün mutlaka hesabını vereceği bilinciyle yaşamalıdır.
Peygamber Efendimiz (sav) de “Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri (malayani) terk etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” buyurmuştur. Rabbimiz Kur’an ve sünnet istikametinde bir hayat sürmeyi bizlere lütfeylesin.
Şu güzel mısralara bir göz atalım:
Aldanma azizim şu dünyanın nakşına, nakkaşına,
Hz. Âdem gibi girsen hezeyan yaşına,
Bir gün getirirler seni musalla taşına,
Kapatırlar seni bir hâli haraba,
Orada yani kabirde kendine bir arkadaş, dost ara bul.