Herkesin aradığı şey aslında ebedi özündeki mutlak barıştır, çünkü bu, bireyin öz doğasıdır. Fakat kimse derinlerde bir yerde kendini aradığının farkında değildir.
Dışarı doğru olan arayışlar savaşla sonlanır, yalnızca içe dönük arayışlar barışa götürür. Bu yüzden insan ebedi özündeki hazineye ulaşamayınca asla tatmin olamaz ve barışı bulamaz. Birey ne kadar nesnel olarak zengin olursa olsun o kadar çok değersiz hisseder.
Gerçekte insan zenginliği daha fazla yaşama, daha fazla güvenliğe, daha fazla korumaya sahip olmak için istese de zenginliğin onu ölüme karşı koruyamayacağını geç de olsa anlar ve hayal kırıklığı yaşar. Zengin olmakla barışa ve huzura ulaşamadığını hayatının sonunda idrak eder. Ama artık çok geçtir.
Bazıları ise güç peşindedir, ama güç ve iktidar sahibi olduğunda ölümün karşısında çaresiz kalır ve acı çeker. Kişi iktidar ve güç sahibi olma konusunda başarılı olsa da barış konusunda başarısız olur. Aslında hiçbir dünyevi başarı gerçek başarı değildir. Barış konusunda başarılı olmak için gerçek bir değişim gereklidir.
Zenginlik içindeki insan, içindeki fakirliği, güç sahibi olan kişi içindeki zayıflığı, hayata sarılan kişi içindeki ölümü hisseder ve huzur, barış kavramları çok önemli, anlamlı bir hale gelir.
Dünyevi başarı aslında başarısızlıktır, çünkü insanın zenginliği, gücü vb. arama nedeni aslında ebedi barış ve huzuru aramasıdır. Ebedi barış ise hiçbir ölümün yok edemeyeceği sonsuz varoluşu sunuyor.
Bütün arayışlar ölüm korkusunun var olmadığı bir var oluş için aslında. İnsan buna ancak ebedi barış sayesinde ulaşabilir. İnsan ebedi özündeki barış tohumunu sular ve filizlenmesini sağlarsa büyük bir barış ağacı meydana gelir. Bu ağacın altında insan içsel huzuru ve barışı bulur ve başkalarıyla da paylaşır.
Dünya Değişim Akademisi’nde sunulan “Barış Sanatı Değişim Programı” uygulayarak içsel ve dışsal barışı sağlayabiliriz. Dışsal savaşın kazananı olmayacak ama içimizdeki savaşı bitirerek kazanan olabiliriz, ayrıca insanlık da kazanacak.
Toplum bireylerden oluştuğu için birey değişince toplum da değişecektir. O yüzden gerçek değişimin temelindeki prensip şudur: “Kendini değiştir, dünyan değişsin; dünyanı değiştir, dünya değişsin”.