Hobi bahçelerine ilgi, pandemiyle birlikte arttı. İnsanlar, canlarını kurtarmak için doğaya koşarak zaten var olan böyle bir akıma büyük destek verdiler. Bu desteğin sonunda da verimli araziler betona dönüştü, kurulan hobi bahçelerinin nizam ve intizamdan uzak hali de güzelim kentlerin doğasını mahvetti.
Burada sadece sığınma içgüdüsü değil rant da büyük rol oynadı. Tarımdan para kazanamayanlar, birer ikişer ellerindeki toprağı sattılar.
Devlet, gerçeği görmekte hem gecikti, hem de gecikmesiyle birlikte ne yazık ki gereğini yapamadı. Hobi bahçeleri, yasalara aykırı bir işlemdi ve yıkılması gerekiyordu. Ancak Uşak’ın bir ilçesindeki hakim, dosyanın içeriğine bile bakmadan yürütmeyi durdurma kararlarını imzalıyor, bir türlü bu hukuk adamına engel olunamıyordu. Bu arada müthiş bir yetki kargaşası da yaşandı.
Kim sorumlu olacaktı?
Devlet mi, belediyeler mi?
Sonuçta devlet, “Kararı ben vereyim” diyerek işin içinden sıyrıldı, yıkım işini belediyelere yükledi. Belediyelerin elinde ekipman olmadığı için o da bu yıkım işini ihale yoluyla gerçekleştirmeye çalıştı ama hiçbir müteahhit bu ihaleye katılmıyordu, çünkü Uşak’ın ilçesindeki o hakim görevden alınsa da bir başka ilin bir başka ilçesinde kolları sıvayan bir başka hakim vardı ki onun kararları, hep olumsuz oluyordu ve kimse yıkım işini güvenli görmüyordu.
Gelinen noktada, Buca, Menderes, Seferihisar, Bornova, Güzelbahçe, Torbalı başta olmak üzere geçmişte tarımsal faaliyeti ile övünen ilçelerde hobi bahçeleri gerçeği bir türlü anlaşılamamış, hobi bahçelerinin yıkılmasına karşı çıkan bir örgütlenme gerçekleştirilmiştir.
Onlar, yapılanların yasal olmadığını hatırlamadan yaptıklarının yasal hale getirilmesini koz olarak kullanmakta ve belki de bu yüzden haklı olarak isyan etmektedirler.
Türbanın tarihsel süreci ve sonuçları
Başörtüsünün ‘Türban’ adıyla sunumu, 1960’lı yılların ortalarına rastlar.
Başörtüsü, ta Sümerlere uzanan bir giyim tarzı ve o yıllarda dinsel hiçbir hükmü yok.
Ancak asırlar içinde Süryanilerde, Musevilerde farklı tarzda ve farklı anlayışla çokça kullanılan başörtüsünün “türban” kimliğinin kadim olmasına rağmen günümüzde oldukça boyut ve şekil değiştirdiğini söylemek mümkündür.
Bu süreçteki değişim, günümüzde 1960’lı yılların ortalarındakinden de çok farklıdır.
Nitekim 1999’da Fazilet Partisi’nden milletvekili seçilen Merve Kavakçı’nın dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Meclis’ten dışarı çıkarılması günlerinde var olan şartlarla bugünkü şartlar çok değişti. İşe, üniversiteye, orduya, orduevine türbanlı hanım alınmazken sonraları yapılan değişiklikle türban sorununun gündemden çıkarılması, bugün bu nesnenin dinsel bir mesaj aracı olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır. Bugün sadece muhafazakar partilere değil, sosyal demokrat partilere de gönül veren pek çok kadın, sırf, kendi tercihini kullanarak türban takmakta, toplumda tepki görmemekte, çoğu kere yakıştığı görüldüğü için ilgi çekmektedir.
Türban yasağının kaldırılması, bir bakıma, bunu istismar eden, provoke eden çevreleri de susturmuş ve sindirmiştir. Hiç bir siyasi parti, hiçbir kadın kuruluşu, türbanın karşıtları var tereddütü yaşamadan hayatını sürdürmektedir.
Bir bilgi vermek istiyorum. Buca Belediye Meclisi Üyesi dostum Mustafa Yıldız’ın, Tunç Soyer’i ikna ederek ESHOT’a şoför olarak alınan kadınların yüzde 25’i, yine bu ikna politikasının gereği olarak türban kullanmaktadır ve sosyal demokrat bir belediyede gönül rahatlığı ile görev yapmaktadır.
Geçmişte türban takmakta direnen Merve Kavakçı’nın milletvekilliğinin düşürülmesi ve hatta Türkiye vatandaşlığından çıkarılması şartlarının bugün var olmaması sevindiricidir.

Buca Belediyesi’nin mevcut kadrosuna ilaveten aldığı 15 yeni zabıta memuru içinde başörtülü kadınlar da var.
Mevsimsel rica
Yaz mevsiminin en sıcak günlerini, bir Ege kenti olan İzmir’de yaşıyoruz.
İzmirliler, İzmir’in ne sıcağına, ne soğuğuna bir türlü alışamamıştır. Hep bahar havasında yaşamayı isterler. Bunun için toplu taşıma araçlarında klimaların çalıştırılmasını beklerler.
Oysa pek çok belediye otobüsünün kliması çalışmıyor. Aynı belediye, kliması çalışmayan minibüs dolmuşlara ceza keserken kendi araçlarını görmezden geliyor.
Rica ediyor ve bekliyoruz ki, bu klimalar çalışsın, otobüs yolculuklarımız kısa ya da uzun keyifli geçsin.