Göztepe Başkanı Rasmus Ankersen'in Slovenya'nın Bled kasabasında yaptığı açıklamalar aslında yeni sezonun yol haritasını ortaya koydu. Yaklaşık bir saat süren değerlendirmelerde transferden akademiye, mali yapıdan hedeflere kadar birçok konuya değindi. Ancak satır aralarında en dikkat çeken mesaj şuydu: Göztepe, kendi modelinden vazgeçmeyecek.

Bu, bir anlamda taraftara da verilmiş bir mesajdı.

Çünkü yaz transfer dönemlerinde beklenti hep aynı oluyor; Büyük isimler, ses getirecek transferler... Ancak Ankersen yine aynı çizgide durdu. "En pahalı oyuncuları değil, gelişime açık oyuncuları alacağız" dedi.

Aslında kimse buna şaşırmıyor.

Sport Republic yönetimi göreve geldiği günden beri aynı çizgide devam ediyor. Romulo bunun en başarılı örneği oldu. Kimsenin tanımadığı genç bir futbolcu kısa sürede Avrupa'nın dikkatini çekti ve Göztepe'ye önemli bir bonservis kazandırdı.

Şimdi yönetim, taraftarın yeni yıldız beklediği yerde "Yeni Romulo'yu bulacağız" diyor.

İşte işin en zor tarafı da burada başlıyor.

Çünkü futbol sabır isteyen bir oyun olsa da tribün sabırsız. Hele ki Göztepe taraftarının en hassas olduğu konu bu… Taraftar geleceği değil, hafta sonunu düşünür. Yönetim ise beş yıl sonrasının hesabını yapıyor.

Elbette sürdürülebilir bir model kurmak önemli. Türkiye'de ekonomik krizlerle boğuşan kulüpler ortadayken mali disiplini koruyabilmek ciddi bir başarı. Ankersen'in, "Ligin finansal olarak en güçlü kulüplerinden biriyiz" sözünün de boş bir iddia olmadığı ortada.

Sponsorluk gelirlerinin artması, kulüp bütçesinin kontrol altında tutulması ve satışlardan elde edilen gelirin yeniden kulübe aktarılması küçümsenecek işler değil.

Ancak futbolun değişmeyen bir gerçeği var.

Mali tablolar tribünleri coşturmaz.

Taraftarın beklediği şey galibiyetlerdir.

Ankersen'in konuşmasında dikkat çeken bir başka nokta ise özeleştiri yapmasıydı. Emersonn'un ayrılığından sonra aynı seviyede bir oyuncunun alınamamasını kabul etti. İç sahada kaybedilen puanları, son dakikalarda yenilen golleri ve hücumdaki üretkenlik sorununu açıkça dile getirdi.

Bu önemliydi.

Çünkü başarılı yönetimler sadece doğrularını anlatmaz, eksiklerini de görür.

Yeni sezon için ortaya konan hedef ise net.

Savunmadaki sağlam yapıyı koruyup hücum gücünü artırmak.

Geçen sezon Göztepe birçok maçta rakiplerine kolay pozisyon vermedi ama aynı rahatlığı gol yollarında gösteremedi. Eğer Avrupa hedefi gerçek anlamda konuşulacaksa, çözülmesi gereken en önemli konu da burası.

Akademi konusunda söylenenler de yabana atılacak cinsten değil. UEFA Gençlik Ligi'ne katılacak bir altyapıya sahip olmak önemli bir başarı. Ancak Ankersen'in de ifade ettiği gibi bu başarıyı kalıcı hale getirecek olan tesisleşme. Eğer planlanan yatırımlar hayata geçirilirse Göztepe sadece oyuncu yetiştiren değil, oyuncu ihraç eden bir kulübe dönüşebilir.

Yine de bütün bu planların tek bir sınavı var.

Saha.

Çünkü futbol, ne bilanço ne de sunum işidir.

Futbol, cuma akşamı, cumartesi ya da pazar günü oynanan 90 dakikadır.

O yüzden bugün anlatılan projeler, transfer stratejileri ve ekonomik başarılar ne kadar değerli olursa olsun, sezon başladığında herkesin bakacağı ilk şey puan tablosu olacak.

Ankersen'in anlattığı model bugüne kadar önemli mesafe kat etti.

Şimdi sıra o modeli bir adım daha ileri taşıyıp Göztepe'yi Avrupa yarışının kalıcı takımlarından biri haline getirmekte.

Bunu başarabilirler mi?

Bu sorunun cevabını artık mikrofonlar değil, saha verecek.