Son zamanlarda günlük yaşamın her alanında patlamaya hazır bomba türünde gergin insanlarla karşılaşıyoruz. Bununla ilgili devletin yaptırımları da yüklü para cezalarıyla artırılıyor. Kime sorsanız, “Etrafımdaki herkes gergin, neden böyle olduk” diye şaşkınlık ifadesi kullanıyor. Peki, neden böyleyiz? Ya da neden bu hale geldik? Önemli etkenlerden biri vücudumuzun bir parçası haline gelen akıllı telefonlarımız. Dünya Sağlık Örgütü telefon bağımlılığını resmi bir psikiyatrik tanı olarak kabul etmediği için son 10 yılda yüzlerce araştırma yapan bilim adamları, yaşadığımız durumu “problemli akıllı telefon kullanımı” olarak tanımlıyor. Bence yüzde 90’ımız problemli telefon kullanıcısıyız. Çünkü kısa bir süre önce Türkiye'de bir kişinin akıllı telefonunu günde ortalama 110 defa açma ve kapatma refleksinde olduğu ortaya çıktı. Bence bu rakam önemli bir haber beklediğimizde iki katına çıkıyor. Zira toplu taşımada şöyle bir etrafınıza bakın, herkesin, kafası kesilmiş tavuklar gibi ekrana kilitlenmiş durumda olduğunu göreceksiniz.

Peki, problemli akıllı telefon kullanımının ruh sağlığı ile ilişkisi ne? Araştırmalara göre bilim insanları, telefonların depresyon ve anksiyete riskinde 3 kat artışa sebep olduğunu tespit ederken daha yüksek stres düzeyi, uyku kalitesinde bozulma ve akademik başarıda düşüş yaşandığını da belirledi. Son analizlere göre dünyada her 3 kişiden birinde problemli akıllı telefon kullanımı görülüyor ve araştırmalar, toplam ekran süresinden çok telefonu kontrol etme sıklığının ruh sağlığı ve dikkat üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Yani ruh sağlığımız neden bu durumda diye düşünürken kullandığınız akıllı telefonun etkisini de göz ardı etmeyin.

Bu arada sohbetlerde rastlamışsınızdır klişe sözler vardır, “Bu telefonlar olmasa ne yapacaktık? Eskiden nasıl yaşıyor muşuz” gibi.. Bir taraftan eskiye özlem, 90’lı yılların pop şarkılarının yeniden popüler olması gibi her geçen gün artıyor. Uzmanlar akıllı telefon kullanımından kaçmak isteyen insanlara dijital detoks yöntemleri öneriyor. Ekran süresini kısıtlama, uyuduğunuz odada telefon bulundurmama, bildirimleri kapatma ve uygulamaları engelleme gibi.. Bir diğer taraftan da dünyanın belli bölgelerinde uygulanan dijital detoks turizmi, keşke ülkemizde de yangınlaşsa.. Tesisin kapısından girdiğimizden itibaren telefonsuz, tabletsiz, bilgisayarsız bir hayata adım atsak..

Konuyla ilgili fikrini almak istediğim Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) İzmir Şube Başkanı Hakkı Karadeveci, ülkemizde dijital detoks adı altında bir turizm çeşidi olmadığını, ancak uygulanması durumunda başarılı olacağını düşündüğünü söyledi. Problemli akıllı telefon kullanımından da şikayet eden Karadeveci, geçmiş yıllarda 75 otobüsün kaptanını, cep telefonu olmadan mola yerlerindeki sabit telefonla yönlendirdiklerini ve minimum hata ile çalıştıklarını belirten Karadeveci, şu an daha az sayıdaki küçük aracın sürücüsünü akıllı telefonlarla yönlendirmekte güçlük yaşadıklarını ve daha çok hata ile karşılaştıklarını anlattı.

Turizmcilerin Başkanı’nın da ifade ettiği gibi dijital detoksa yönelik projeler yapılmalı. Örneğin yıllar önce Radyo Romantik Türk’ün sahibi Abdullah Polat, Buca Belediyesi ile dijital cihazların kapıda bırakıldığı ve çadır kampını içeren 2 günlük “Uyku festivali” organizasyonu yapmıştı. Sınırlı sayıda insanın alındığı kampa binlerce başvuru gelmişti. Aslında insanların dijital detoksa açlığı da bir nevi görülmüş oldu. Sonrasında bu organizasyon ne yazık ki devam etmedi. Ancak bir ilk olan organizasyon yine yapılsa çok büyük ilgi göreceğine inanıyorum.

En küçük bir arızasında dünyamızın karardığı, ulaşılamadığımız durumda ailemizin AFAD ve tüm kurtarma ekipleriyle aramaya çıkacağını düşündüğümüz telefonlarımızı doğru kullanmamız dileğiyle..