Eğer insan barışa teslim olmazsa birçok isteğe teslim olmuş demektir ve isteklerin kölesi olur. Oysa ki barışa teslim olan şefkat içindedir ve kafa karışıklığı, sinir bozukluğu, nevroz, kaos yaşamaz.
Fakat genelde insanların çoğu barışı umursamaz, çeşitli isteklerin peşinden koşarak onların kölesi olur. O zaman çatışmalar yaşar ve barışa asla ulaşamaz.
Birey barışa teslim olduğunda bencil isteklerin sesleri kaybolur, barış akışının içinde olur. Çünkü barışa teslim olan insan, egonun etkisinden kurtulup çatışmaların ötesine geçer. Teslimiyet sonucu birey barış ile birleşir, bütünleşir. Gerçek huzur ve barış birey için mümkün hale gelir.
Herkes ebedi özünde mutlak özgürlük, tek başınalık ve barışa, sükûnete sahiptir. Bu yüzden herkesin içindeki en derin istek tamamen özgür ve barış içinde olmaktır. Oysa toplumsal hayatta insan bireysel olarak tamamen özgür olamaz. Çünkü toplumsal ve bireysel özgürlükler devamlı bir çatışma halindedir. Bu durumda çözüm, toplumdaki herkesin tekâmül etmesidir. Ancak tekâmül sayesinde bireyler hem özgür hem de barış içinde yaşarlar.
Psikolojisi sağlıklı olan birey asla savaşmaz. O gerektiğinde kendini savunur ama bilerek savaş aramaz. Barış hazza, savaş ise acıya neden olur. Bu yüzden zenginlik veya iktidar için savaşanlar sürekli acı çekmeye mahkûm olurlar. Çünkü barışın neden olduğu hazzı asla yaşayamazlar.
Bireyler tekâmül sanatı değişim programı sayesinde ebedi özündeki hep aradığı mutlak barışa ulaşabilir. Dünya Değişim Akademisi “Tekâmül Sanatı Değişim Programı” sayesinde özümüzdeki mutlak barışa ulaşarak kökten bir değişim ve dönüşüm yaşayabiliriz.
Kendini değiştir dünyan değişsin, dünyanı değiştir dünya değişsin!