Son günlerde "mitomani" diye bir kavram öğrendim. İlginç bir ismi var. Mitomani; kişinin yalan söylemeyi alışkanlık hâline getirmesi, bazen söylediği yalana kendisinin de inanmasıyla ilişkilendirilen bir durum.
Ben ise çocukluğumdan beri insanların neden yalan söylediğini hiç anlayamadım. Belki de bunun sebebi annemin bana yıllarca söylediği şu cümledir: "Kızım, insanlar kendin gibi değildir. Herkese güvenme, herkese inanma. Sen herkesi kendin gibi sanıyorsun."
Evet... Ben herkesi kendim gibi gördüm. Dürüstlüğün değerini bildiklerini düşündüm. Çünkü ben dürüstlüğün gücüne inanıyorum.
Elbette ben de hiç yalan söylemedim diyemem. Bazen dışarı çıkmak istemediğimde "İşim var" dediğim olmuştur. Ama bunlar kimseyi kandırmak, çıkar sağlamak ya da bir başkasının hayatını manipüle etmek için söylenmiş yalanlar değildir.
Genel olarak çevremdeki insanlar bana hep aynı şeyi söyler: "Her şeyi doğru söylemek zorunda değilsin". Belki de haklılar... Ama ben dürüst olmanın insana huzur verdiğine inanıyorum. Çünkü dürüst insanların yeni yalanlar üretmek için zihinlerini yormasına gerek kalmaz. Güvenilir olmak, parayla satın alınabilecek bir özellik değildir.
Bu hafta hepimiz Ahbap Vakfı ile ilgili iddiaları, yapılan açıklamaları ve oluşan tartışmaları konuştuk. Daha önce Kızılay çadırları tartışmalarını yaşadık. Gün geçmiyor ki güvenimizi sarsacak yeni bir olayla karşılaşmayalım. Artık öyle bir noktaya geldik ki güvenmekten korkuyoruz.
Nereye baksam güvensizlik...
Nereye baksam ikiyüzlülük...
Nereye baksam sahtekârlık...
Bazen düşünüyorum; "Acaba ben de onlar gibi mi olsam?" Sonra hemen kendime geliyorum. Hayır...
Çünkü yalancı olmak benim seçimim değil. Sahtekâr olmak benim seçimim değil. İnsanların temiz duygularını kullanmak benim seçimim değil. Başkalarını kandırmak benim seçimim değil. İçimde hâlâ her şeye inanmak isteyen bir çocuk var. O çocuk, "Umarım bunların hiçbiri gerçek değildir" diyor. Ama büyümek bazen gerçeklerle yüzleşmeyi de gerektiriyor.
Bu yüzden herkese bir çağrım var.
Siyasetçilere... Sivil toplum kuruluşlarına... Kamu yöneticilerine... İş insanlarına... Ve hayatın içinde olan herkese... Lütfen yalan söylemeyin. Lütfen insanların güvenini tüketmeyin. Lütfen çıkar uğruna vicdanları yaralamayın. Çünkü bu hayatta paradan, makamdan ve şöhretten daha değerli bir şey varsa, o da güvendir. Bir insanın güvenini kaybettiğinizde, aslında çok daha büyük bir şeyi kaybetmiş olursunuz.
Yeliz der ki; Bu kadar yalancının olduğu bir dünyada dürüst kalabilmek belki de en büyük cesarettir.
Ben yine kendi küçük ama huzurlu dünyamda yaşamayı, doğrularımdan vazgeçmemeyi seçiyorum.
Siz de yalanlarınızla baş başa kalın.
Haftaya görüşmek üzere...