İzmir’de sadece üç puanın değil, umudun da sahaya çıktığı bir maç oynandı. Küme düşme hattının iki sakini karşı karşıyaydı: Bornova 1877 ve Afyonspor. Bu tür maçlara genelde “altı puanlık karşılaşma” denir ama bu kez mesele bundan biraz daha büyüktü.
Bornova 1877 kazanırsa düşme hattının dışına çıkacak, kaybederse umutlarını biraz daha erteleyecekti. Afyonspor içinse durum daha da kritikti. Zaten puan olarak geride olan bir takımın, kendi ayarında gördüğü rakibinden puan çıkaramaması demek; daha güçlü takımlardan puan alma hayallerini de neredeyse tamamen rafa kaldırması anlamına geliyordu.
Sonunda kazanan 3-1’lik skorla konuk ekip oldu. Afyonspor böylece küme düşme hattının üstüyle arasındaki puan farkını 5’e indirerek “ben hâlâ buradayım” dedi.
***
Karşılaşmanın genel görüntüsüne bakıldığında iki takımın da rakibine net bir üstünlük kuramadığını söylemek mümkün. Topa sahip olma süreleri kısa periyotlarla el değiştirdi. Ancak bu küçük üstünlüklerin hiçbiri, oyunu domine etmeye yetmedi.
Bu maçın kaderini oyun kalitesi değil, hatalar belirledi.
Daha doğrusu, defans hataları.
Maç boyunca amatör bir hava hâkimdi. Bu ligde basit pas hatalarına alışığız ama bu karşılaşmada doz fazlasıyla yüksekti. Top kontrolündeki zafiyetler o kadar dikkat çekiciydi ki, bazı potansiyel gol pozisyonları daha başlamadan bitti. Arda Bilmez ve Emir Aktürk’ün yaşadığı kontrol problemleri bunun en net örnekleriydi.
***
Afyonspor savunmada mümkün olan en az hatayla oynadı. Hücumda çok üretken görünmese de fırsatları değerlendirmeyi bildi.
Penaltı kazandılar, Ali Eray Bozkurt bunu gole çeviremedi. Ama buna rağmen rakibin yaptığı hataları affetmeyerek üç gol bulmayı başardılar.
İlginç olan şu: Her golün ardından Afyonspor daha fazla pozisyona girdi. Son dakikalarda birkaç kez kaleciyle karşı karşıya kaldılar. Ancak bu fırsatlar da değerlendirilemedi. Son vuruşlardaki eksiklik, takımın neden ligin alt sıralarında gezindiğini açıkça gösteriyordu.
***
Bornova 1877 cephesine gelince…
Kaleci Mehmet İslah’ı bir kenara koyarsak, sahada ayakta kalan oyuncu neredeyse yoktu. Takım genel olarak dağınık, hataya açık ve özgüvensiz bir görüntü sergiledi. İleriye top taşımakta zorlandılar, bu yüzden pozisyon üretmekte de büyük sıkıntı yaşadılar.
Ama asıl problem savunmadaydı.
Yapılan hatalar öyle böyle değildi. Hani bazen amatör maçlarda bile “bu kadar da olmaz” dersiniz ya… İşte tam o seviyede hatalar izledik.
İlk gol öncesinde Ali Eray Bozkurt iki stoperin arasında bomboş bırakıldı. Pası aldığında müdahale etmek yerine ofsayt diye hakeme bakıldı. Bayrak kalkmayınca da Ali Eray asistini yaptı ve gol geldi.
İkinci golde Ertuğrul Yıldırım ayağındaki topu kaptırdı. Devamında gelen şut ağları buldu.
Üçüncü golde ise sahnenin başrolünde Serkan Yola vardı. Daha önce hatalı bir pasla rakibe tehlike yaşatmıştı. Bu kez de arkadaşına vermesi gereken topu doğrudan rakibe gönderdi ve adeta asist yaptı. Günün en talihsiz performansı onunkiydi. Ama şu da bir gerçek… Sahada gördüğümüz oyuncu, büyük ihtimalle onun gerçek seviyesini yansıtmıyordu. Çünkü bazı hatalar vardı ki, insanın aklına tek bir cümle getiriyordu:
Her futbolcunun hayatında kötü bir gün vardır. Serkan Yola için de muhtemelen o günlerden biriydi.
Bornova’nın kalecisi Mehmet Islah ise tabeladaki üç gole rağmen takımının en iyisiydi. Hatta daha farklı bir skorun önüne geçen isimdi. Penaltı anı bunun en güzel örneği… Top havadan gidiyordu, kaleciler genelde bu tip vuruşlarda yere atlar. Mehmet Islah ise refleksiyle topu çıkarmayı başardı.
Savunmanın geri kalanı için aynı şeyleri söylemek zor. Stoperler oldukça yumuşak oynadı, rakip oyunculara fazlasıyla alan bıraktılar. Mete Şentürk'ün oyun sistemi bana stoperden çok orta saha oyuncusu gibi geldi. Recep Kerem Birol ise doğal mevkisi olmayan bir yerde görev yapmanın sıkıntısını yaşadı.
Serkan Yola fizik olarak stoper için uygun görünüyor ama bu pozisyon sadece fizikle oynanmıyor. Sertlik, konsantrasyon ve karar kalitesi de gerekiyor. Belki orta sahada kanatlarda daha verimli olabilir.
***
Sonuç olarak bu karşılaşma bize şunu gösterdi: Küme düşme hattındaki maçları çoğu zaman iyi oynayan değil, daha az hata yapan kazanıyor. Afyonspor kusursuz değildi ama rakibinin hatalarını değerlendirmeyi bildi. Bornova 1877 ise kendi hatalarıyla rakibini oyuna ortak etmekle kalmadı, galibiyeti de adeta hediye etti. Ligin bu döneminde artık oyun kalitesinden çok mental dayanıklılık ve hata yapmama becerisi konuşulacak. Bornova 1877 bunu toparlayamazsa, İzmir’de oynanan bu maç sezonun kırılma anlarından biri olarak hatırlanabilir.