Göztepe bu sezon zaman zaman taraftarına çok güzel hayaller kurdurdu. Özellikle ligin ilk bölümünde ortaya koyduğu mücadele, büyük takımlara karşı aldığı sonuçlar ve sahadaki enerjisiyle herkesin dikkatini çekti. Uzun yıllar sonra yeniden Süper Lig’de güçlü bir şekilde ayakta duran bir Göztepe izledik. Avrupa kupaları konuşulmaya başlandı. Tribünlerde yeniden heyecan oluştu. Ancak sezon ilerledikçe takımın yaşadığı düşüş de aynı şekilde dikkat çekmeye başladı.

Son haftalarda alınan sonuçlara bakıldığında Göztepe’nin ciddi bir kırılma yaşadığı net şekilde görülüyor. Özellikle içeride kaybedilen puanlar, bireysel hatalar ve savunmada yapılan basit yanlışlar takımın ritmini bozdu. Kasımpaşa maçında yaşananlar da bunun son örneklerinden biri oldu. Göztepe mücadeleyi bırakmadı, geri döndü, son dakikada puanı aldı ama yine çok kolay goller yedi. Taraftarın en çok canını sıkan nokta da bu oldu.

Aslında sorun sadece bir maçlık değil. Son aylarda çıkan haberlerde de sürekli aynı başlıklar dikkat çekiyor. Sakatlıklar, kadro eksikliği, formsuz oyuncular ve devre arası transferlerinden alınamayan verim… Teknik direktör Stanimir Stoilov da birçok açıklamasında bunlara değindi. Özellikle bazı bölgelerde yeterli alternatif olmadığını açık açık söyledi. Hatta transfer gereken mevkiler olduğunu da dile getirdi.

Sezonun ilk bölümünde Göztepe’nin en büyük gücü takım enerjisiydi. Sahada birlikte hareket eden, mücadele eden bir yapı vardı. Ama sezon ilerledikçe bu görüntü kaybolmaya başladı. Bazı oyuncular ciddi şekilde form düşüşü yaşadı. İlk haftalarda fark yaratan isimler son haftalarda aynı katkıyı veremedi. Bu da takımın oyununu doğrudan etkiledi.

Devre arasında gelen oyuncuların da beklentilerin altında kaldığını söylemek gerekiyor. Yeni transferlerin bazıları hâlâ takıma tam anlamıyla adapte olamadı. Ligin son düzlüğüne girilmişken hâlâ “alışma süreci” konuşuluyorsa burada doğal olarak soru işaretleri oluşuyor. Çünkü Avrupa hedefi olan bir takımın sezonun son bölümünde daha oturmuş bir görüntü vermesi beklenirdi.

Bir başka önemli konu ise kadro derinliği. Sezon uzun maraton. Özellikle sakatlıklar başladığında alternatif üretmek gerekiyor. Göztepe bu konuda zorlandı. Bazı bölgelerde aynı oyuncuların sürekli oynaması hem fiziksel hem mental yorgunluğu artırdı. Bu da sahaya doğrudan yansıdı. Özellikle son haftalarda takımın temposunun düştüğü çok net görüldü.

Yine de bütün olumsuz tabloya rağmen Göztepe’nin tamamen umutsuz bir yerde olduğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü bu takımın potansiyeli var. Taraftarı var. Şehir desteği var. En önemlisi de yeniden bir futbol heyecanı oluşmuş durumda. Uzun yıllardır Süper Lig’de kalıcı olmayı hedefleyen bir yapı kurulmaya çalışılıyor. Bu küçümsenecek bir şey değil.

Ancak yeni sezonda gerçekten Avrupa kupaları hedefleniyorsa bazı gerçeklerin kabul edilmesi gerekiyor. Öncelikle kadro kalitesi artırılmalı. Sadece sayı olarak değil, kalite olarak da daha güçlü bir ekip kurulmalı. Takımı taşıyan birkaç oyuncuya bağlı yapıdan çıkılması gerekiyor. Yedek kulübesinden gelen oyuncuların da maça etki edebilmesi lazım.

Transferlerin daha doğru planlanması gerekiyor. Sezon başladıktan aylar sonra hâlâ eksik bölgelerin konuşulması, takımın ritmini bozuyor. Ayrıca fiziksel olarak düşüş yaşayan oyuncuların yerine rekabet oluşturacak isimlerin gelmesi şart. Çünkü rekabet olmayan yerde performans da düşüyor.

Stanimir Stoilov konusunda ise karışık bir tablo var. Bir yandan Göztepe’yi yeniden ayağa kaldıran isimlerden biri oldu. Takımı Süper Lig’e taşıdı, taraftarı yeniden heyecanlandırdı. Bunlar önemli işler. Ama diğer yandan son haftalarda aynı sorunların tekrar etmesi teknik heyete yönelik eleştirileri artırıyor. Özellikle savunmada yapılan basit hataların çözülememesi ve takımın bazı maçlarda oyundan çok kolay düşmesi taraftarın sabrını zorluyor.

Burada belki de en önemli soru şu: Sorun teknik direktörde mi, yoksa kadro yapısında mı? Açık konuşmak gerekirse mesele sadece kenardaki isimle açıklanabilecek kadar basit görünmüyor. Çünkü sahadaki tabloya bakıldığında hem kadro eksikleri hem de oyun içinde yaşanan dağınıklık aynı anda göze çarpıyor.

Göztepe yeni sezona girerken duygusal değil, gerçekçi kararlar vermek zorunda. Eğer Avrupa hedefi gerçekten isteniyorsa daha güçlü bir planlama yapılmalı. Taraftar artık sadece mücadele görmek istemiyor. Kalıcı başarı da görmek istiyor. Bu sezon zaman zaman bunun sinyali verildi ama devamı gelmedi.

Belki de Göztepe’nin şu an en büyük ihtiyacı, sezon içinde yakaladığı o ilk heyecanı yeniden bulabilmek. Çünkü o enerji geri dönerse, bu takımın yeniden üst sıraları zorlamaması için bir neden yok.