Okan Buruk hakkında en çok konuşulan konu nedir acaba? Bence tartışmasız:
“Başarılı mı, yoksa elindeki kadronun avantajını mı kullanıyor?”
Çünkü Türkiye’de teknik direktörlük koltuğu, başarıyla bile rahat edilemeyen bir makamdır. Hele ki Galatasaray’daysanız… Şampiyon olursunuz ama Avrupa sorulur. Rekor kırarsınız ama oyun eleştirilir. Kazanırsınız ama ikna etmeniz gerekir.
Okan Buruk tam olarak böyle bir iklimin içinde teknik adamlık yapıyor. (Örnek olarak bunu Fenerbahçe'de Aykut Kocaman ve İsmail Kartal da yaşadı.)
Aslında rakamlar onun lehine konuşuyor. Akhisarspor’da Türkiye Kupası'nı kazandı, Başakşehir’i şampiyon yaptı. Galatasaray’da üst üste şampiyonluklar yaşadı. Rekor puanlar topladı. Uzun galibiyet serileri yakaladı. Özellikle son yıllarda Türkiye standardının üzerinde bir teknik direktör performansı ortaya koyduğu net şekilde ortada.
Ama buna rağmen hâlâ birçok kişi onu tam anlamıyla “elit teknik direktör” seviyesine koymuyor. İşte bu durumun temel sebebi sadece kazandıkları değil, kaybettiği maçların şekli.
Çünkü Okan Buruk’un takımlarında bazen çok ilginç kırılmalar yaşanabiliyor.
Sorun cesaretinde
Juventus maçında rakip 10 kişi kalıyor ama skor kontrolden çıkıyor. Fenerbahçe derbisinde beraberlik bile şampiyonluk için yeterliyken, 10 kişi kalan rakibe karşı içeride kaybedilen bir maç ortaya çıkıyor. Türkiye Kupası’nda küme düşmeme mücadelesi veren Gençlerbirliği’ne kendi sahasında eleniyor. Evvelki sezon başındaki Süper Kupa’da ise henüz tam oturmamış ve oturamayacak Beşiktaş’tan 5 gol yeniliyor.
Bu maçların ortak noktası sadece skor değil.
Galatasaray’ın zaman zaman oyunun kontrolünü kaybetmesi.
Bence Okan Buruk’un en büyük artısı ile en büyük eksisi aynı yerden çıkıyor: Cesareti.
O korkarak oynayan bir teknik direktör değil. Geri çekilmeyi sevmiyor. Baskıyı, tempoyu ve oyunu rakip yarı sahaya yıkmayı istiyor. Bu anlayış bazı maçlarda rakibi boğan dominant bir yapı oluşturuyor. Ancak bazı anlarda takımın fren mekanizmasını zayıflatıyor.
Özellikle skor avantajında veya rakip eksik kaldığında Galatasaray’ın bazen “akıllı oyun” yerine “ruhsuz ve kopuk oyun” oynadığı görülüyor. Halbuki elit seviyede bazı maçları daha fazla hücum ederek değil, oyunu kontrol ederek kazanmanız gerekir.
Belki de Buruk’a yönelik soru işaretlerinin temel nedeni bu.
Çünkü Türkiye’de insanlar sadece sonucu değil, büyük maçlardaki kriz yönetimini de izliyor. Teknik direktörün oyun içindeki soğukkanlılığını, takımın kırıldığı anları nasıl yönettiğini görmek istiyor.
Motivasyon eksikliği
Bir başka konu da motivasyon meselesi.
Okan Buruk’un takımlarında zaman zaman “maç seçme” görüntüsü oluşuyor. Büyük atmosferlerde çok yüksek enerjiyle oynayan takım, bazı düşük profilli maçlarda aynı konsantrasyonu veremeyebiliyor. Bu durum sadece oyuncularla açıklanamaz. Teknik ekibin zihinsel hazırlığı da burada doğal olarak tartışılır hale geliyor.
Fakat işin adil tarafını söylemek de gerekiyor.
Türkiye’de birçok teknik direktör baskı altında daha korkak futbolu tercih ederken, Okan Buruk risk almaktan vazgeçmiyor. Bu yüzden onun takımları sadece kazanırken değil, kaybederken de çok konuşuluyor. Çünkü ortaya karakter koyan ama zaman zaman kontrolü kaybeden bir futbol anlayışı var.
***
Benim futbol üzerine yazdığım birçok yazıda özellikle vurguladığım bir gerçek vardır:
“Türk futbolunda en zor şey başarıyı tekrar etmektir.”
Bir sezonluk çıkışlar olabilir. Doğru transfer tutar, takım hava yakalar, her şey istediğiniz gibi gider. Ama başarıyı sürdürülebilir hale getirmek başka bir iştir. Okan Buruk bunu başardı. Ve belki de bugün daha fazla eleştirilmesinin nedeni de bu.
Çünkü insanlar başarıya alıştı.
Artık yalnızca şampiyonluk yetmiyor. Avrupa’da güçlü oyun isteniyor. Bütün maçlarda tam hakimiyet bekleniyor. Rakip 10 kişi kaldığında kaos değil kontrol görmek isteniyor.
İşte Okan Buruk’un asıl sınavı tam olarak burada başlıyor.
Çünkü bazı teknik direktörler başarısızken romantikleştirilir, bazıları ise kazandıkça daha fazla sorgulanır. Okan Buruk ikinci gruba giriyor.
Ve belki de onu Türkiye’nin en tartışmalı teknik adamlarından biri yapan şey tam olarak bu.