Bağışıklık sistemi, vücudumuzu hastalık yapıcı etkenlere karşı koruyan karmaşık ve dinamik bir yapıdır. “Doğuştan varolan bağışıklığımız”ın yanına zamanla “Sonradan kazanılan bağışıklığımız” da eklenir ve bağışıklık sistemini tamamlar. Yani bağışıklık sistemi doğuştan gelen genetik faktörlerin yanı sıra çevresel faktörler, yaşam tarzı ve beslenme şekli gibi faktörlerle de doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle "Bağışıklığı güçlendirmek" için bir kerede yapılacak takviyelerden ziyade, bilimsel temelli yaşam tarzı değişikliklerine ihtiyaç vardır.

Bağışıklık sistemimizi etkileyen önemli faktörler şunlardır:

1.Beslenme: Beslenme, bağışıklık hücrelerinin üretimi ve işlevleri için temel yakıttır. Yetersiz ya da tek tip beslenme şekilleri bağışıklığı zayıflatır. Beslenmede çeşitlilik içeren bir diyet (özellikle Akdeniz tipi beslenme) klinik olarak en etkili yöntemdir. İşlenmiş gıdalardan ve aşırı şeker tüketiminden uzak durup, taze ve doğal ürünlere odaklanmak önemlidir. Taze meyveler, sebzeler, tam tahıllar, baklagiller, sert kabuklu kuruyemişler, balık, zeytinyağı gibi sağlıklı besinler bağışıklığımız için yararlıdır.

2. Bağırsaktaki savunma hattı: Vücudumuzdaki bağışıklık hücrelerinin büyük çoğunluğu bağırsakta bulunur. Bağırsak ortamının dengeli olması, zararlı mikropların kana geçmesini önleyen bir bariyer görevi görür. Akdeniz tipi beslenmenin yanında ev yoğurdu, kefir, ev turşusu gibi fermente gıdalar ve lifli besinler bu bariyeri güçlendirir. Gereksiz antibiyotik kullanımı, kötü beslenme, yetersiz su tüketimi, stres gibi faktörler bağırsak savunmasını bozar.

3. Uyku düzeni: Uyku sırasında salgılanan hormonlar ve çeşitli biyolojik maddeler hem bağışıklığın oluşması hem de bağışıklığın hafızası (aşıların ve geçirilmiş hastalıkların hatırlanması) için önemlidir. Kronik uyku bozukluğu olan, uyku apnesi olan ya da gece vardiyalı çalışan mesleği olan kişiler hastalıklara daha yatkındırlar.

4. Stres yönetimi: Uzun süreli stresler, vücuttaki kortizol hormonunun sürekli olarak yüksek kalmasına neden olur. Yüksek kortizol seviyeleri, bağışıklığı sağlayan hücrelerin işlevlerini bozar ve kişiyi hastalıklara daha yatkın hale getirir.

5. Fiziksel aktivite: Düzenli ve orta şiddette egzersiz, bağışıklık hücrelerinin dolaşımını artırarak vücudun potansiyel tehditleri daha erken fark etmesini sağlar. Ancak ağır ve aşırı antrenmanlar, vücudu strese sokarak tam tersi bir etki yaratabilir.

6. Sigara ve alkol: Sigara, solunum yollarındaki koruyucu bariyere zarar vererek mikropların vücuda girişini kolaylaştırır. Hava kirliliği de benzer bir etki gösterir. Alkol kullanımı, hem solunum ve sindirim sistemindeki koruyucu bariyerlere zarar vererek hem de savunma sistemini baskılayarak bağışıklığa zarar verir.

6. Takviyeler: Bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda takviye gıdalar genellikle "mucize çözüm" gibi pazarlansa da gerçek böyle değildir. Çoğu sağlıklı kişi için dengeli bir beslenme yeterlidir, ancak bazı özel durumlarda takviyeler önemli olabilir. Eğer vücudunuzda belirli bir vitamin veya mineral eksikliği varsa, eksiği tamamlamak bağışıklığınızı olması gereken seviyeye taşır. Ancak eksiklik yoksa, fazladan alınan vitamin ve mineraller genellikle "süper güç" sağlamaz; vücut fazlasını ya depolar ya da dışarı atar. Önemli olabilecek takviyelere örnek olarak:

D Vitamini: Güneşten yeterince faydalanamadığımız kış aylarında ve kapalı ortamlarda çalışanlarda gerekli olabilir. Bağışıklık hücrelerinin aktivasyonu için kritiktir. D vitamini eksikliği enfeksiyon riskini artırmaktadır. Depolanan bir vitamin olduğu için kontrolsüz yüksek doz alımı birikmeye bağlı sorunlara yol açabilir.

C Vitamini ve çinko: Soğuk algınlığı gibi hastalıklarda belirtiler başladıktan sonraki ilk 24 saat içinde alınan C vitamini ve çinko takviyeleri, hastalığın şiddetini ve süresini kısaltabilir. Uzun süreli kullanımlarının yararı tartışmalıdır. C vitamini vücutta depolanmaz, fazlası atılır. Fazla çinko, vücuttaki bakır emilimini engelleyebilir ve bu da başka sağlık sorunlarına yol açabilir.

NAC (N-Asetilsistein): Vücudumuzun ürettiği en güçlü antioksidan olan glutatyonun öncü maddesidir ve antiintienflamatuar etkisi de vardır. NAC mucizevi bir "kalkan" değildir ancak özellikle hava kirliliğine maruz kalanlar, sigara içenler veya sık solunum yolu enfeksiyonu geçirenler için doktor kontrolünde oldukça etkili bir destek olabilir.

B12 vitamini: Özellikle vegan veya vejetaryen beslenenlerde eksikliği görülebilir.

Demir: Demir eksikliği, bağışıklığı zayıflatmakta ve kansızlığa neden olabilmektedir. Ölçüm sonuçlarına göre eksiklik varsa tamamlanmalıdır.

7. İleri yaş ve kronik hastalıklar: 65 yaş sonrasında bağışıklık hücrelerinin üretim hızı ve işlevleri azalmaktadır. Yani vücutla birlikte bağışıklık sistemi de yaşlanmaktadır. Özellikle diyabet, karaciğer yağlanması, obezite gibi hastalıklarda bu düşüş daha erken ortaya çıkmaktadır. Vücudumuzu yukarıda sayılan önlemlerle mümkün olduğunca sağlıklı tutarak bağışıklık sistemindeki zayıflama sürecini yavaşlatabiliriz.

Sonuç: Güçlü bir bağışıklık sistemi; dengeli beslenme, düzenli uyku, stres yönetimi ve fiziksel hareketliliğin birleşimiyle sağlanabilir. Takviye maddeler, mucize etkili olmayıp ancak eksiklik ya da gereklilik durumunda bir uzman kontrolünde kullanılmalıdır.

Sağlıklı günler diliyorum.