Türkiye kendi aklını üretiyor. İzmir Ekonomi Kulübü’nün düzenlediği, “Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl, Vizyon Arayışları” toplantısında; “Ulusların Yükselişi: İmalat, Ticaret, Sanayi Politikaları ve Ekonomik Kalkınma” konulu sunumu ile Ostim Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat YÜLEK konuk oldu.

Konuşmasında dünyada sanayileşme ve kalkınmanın tarihi arka planının sömürgecilik ve köleliğe dayanmasının özellikle İspanya, Portekiz ve Hollanda açısından ne kadar önemli olduğu açıklandı. Türkiye’nin sanayileşme politikasının 200 yıllık bir tarihi arka planı olduğuna ve belli dönemlerde başarılı kalkınma-sanayileşme hamlelerinin öne çıktığına dikkat çekilen toplantıda; Tanzimat’tan bu yana sanayileşme-kalkınma politikalarının inişli-çıkışlı seyrine dikkat çekildi.

Son dönemde sanayileşme anlamında iyi uygulama örnekleri vardır. Dış koşullar bir tarafa, bunun önünde iç koşullardan kaynaklı bazı engeller, kalkınmayı kösteklemektedir. Bunun en güzel örneği ‘Kalkınma Planları’dır. Kalkınma planları mükemmel bir şekilde hazırlanmakta, ancak köylerde evde, odaya, duvara asılan Kur’an’ı Kerimler gibi bu planlar da raflarda yerlerini almaktadır. Ancak hayata yön vermesi söz konusu olmamaktadır.

Kalkınma-sanayileşme konusunda devlet iradesi, en son idari-bürokratik kadroya kadar aynı derecede algılanmalıdır. Tüm kamu bu bilinçte olmalıdır. Üretimde, tüketimde yerli ve milli hassasiyetleri öne alan kadrolar işbaşında olmalıdır. Bu kadrolar öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir kamu görevlisi olduğu bilinciyle, oryantasyon eğitimine tabi tutulmaıdır.

Türkiye’nin, Avrupa’nın ve Çin’in aksine, insanı ve tabiatı sömüren değil, “insanı” ve “ahlakı” merkeze alan doğaya saygılı bir sanayileşme-kalkınma politikası uygulaması gerekmektedir. Bunun için başta plan gereklidir. Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden yapılandırılması ve Cumhuriyet dönemi efsane sanayicilerimizden Nuri Demirağ’ın 100 yıl önce hayalini kurduğu bir “Teknoloji ve Ahlak Üniversitesi”nin kurulması hayati önemdedir. Yerli ve milli üretim doğrudan ve dolaylı kamu müdahalesiyle desteklenmelidir. Yerli üretim varken ithalatın sebep olduğu kaybın, sadece döviz kaybı olmadığını bilen kadrolara ihtiyaç vardır. İlla ki bir ithalat söz konusu olacaksa teknoloji transferi ve Türkiye’de üretim ve yerlilik oranına katkı sunacak ithalat şartları geliştirilmelidir.

Türkiye’nin her alanda potansiyeli yüksektir. 1838 Anlaşmasından ‘Kapitülasyonlara’, hatta ‘Kabotaj’ süreçlerine kadar Türkiye kendini aşmıştır. Çok badirelerin üstesinden gelmiştir. Sanayi devriminden bu yana ülkelerin yaşadığı sanayileşme süreci, hiç de tesadüf olmamıştır. Başarılı sanayileşme hikayesine sahip ülkeler her zaman imalat sanayiini destekleyen birtakım politikalara öncelik vererek “planlı-bilinçli sanayi politikaları” izleyerek etkili, verimli, başarılı olmuşlardır.

Son olarak Türkiye’nin bir sömürge geçmişinin olmayışı, onun kalkınmasını kaynak açısından zorlamış olabilir ama konunun öncelikle erdem, ahlak, zeka ve planlama ile çözümlenebileceğine dikkat çeken Yülek, İzmir Ekonomi Kulübüne başarı diledi.