Tanrı, önce evreni, arkasından insanı yarattı.

Bu ikisini; tesadüflerle işi olmayan ‘ekolojik sistem’e emanet etti.

Ekolojik sistem, kendi içinde ‘duruma hakim’ bir düzen kurarak, evreni bu günlere getirdi.

Depremler oldu, seller yaşandı, kasırgalar koptu, kuraklık yaşandı. Bütün bunları insanoğlu doğrudan yapmadı. Yaptığı hata, ekolojik sisteme müdahalesiydi.

Çürük çarık evlerde yaşadı, dere ağzına konut yaptı, ağaçları kesti, yeraltı sularını yok etti ve ‘ekolojik sistem’ raydan çıktı.

Şimdi karalar bağlıyoruz ya; işte bunun nedeni kabaca ve çok özetle anlattığım bu süreçtir.

Her şeyi Allah’ın yaratması başka, her felaketin Allah’tan geldiği sanısı başka. Evrene hep ihanet ettik. Dünyanın en büyük ülkesi Amerika, çevre kirliliği alanında ahkam keserken, sera gazlarının emisyonunun yüzde 5’lik azaltılmasını öngören Quito Protokolü’ne katılmadı. ‘Benim orada işim olmaz’ dedi. Quito Protokolü, sera gazları dışında metan, ozon, azot oksit ve nitrojen dioksit gibi hava kalitesini bozan gazların kullanımının da sınırlandırılmasını ‘tavsiye kararı’ şeklinde belirlemişti.

Bu toplantının; havası en kötü ülke olan Ekvador’da yapılmış olması da manidardı. Bu ülke, ev sahipliğini üstlenerek 37 sanayileşmiş ülkenin temsilcilerini bir araya getirip ağırlayarak aslında kendisi de bir çıkar yol arayışını sergilemişti.

Amerika’nın katılmadığı böyle bir programın başarılı olması ihtimali zaten azdı ve az olduğunu da zaman içinde gördük. Yarınlara bakarken ‘Her şey Allah’tan ‘deyip Allah’ın da gücüne gidecek laflar etmek boşa kürek sallamak olacaktır…

289337

Yağmur yağdı, böyle oldu

Buca’yı geçtiğimiz günlerde sel bastı. Bir gecede metrekareye 80 kilogram yağmur yağdı.

Bu bir afetti. Bu afette, AK Parti İl Başkanı Bilal Saygılı’nın da rulman fabrikası zarar gördü.

O gece herkes ayakta idi. Kaymakam Muhammed Gürbüz, Belediye Başkanı Görkem Duman. Başkan, çizmelerini giymiş, zarar gören vatandaşların yanına giderek tespit yapmaya çalışıyor, arada Bucakut ekiplerinin çalışmalarını da kontrol ediyordu.

Önce görevden alınan, daha sonra Bilal Saygılı tarafından tekrar görevlendirilen AK Parti Buca İlçe Başkanı ise takım elbiselerini giyip, yandaş sosyal medyacılara yağmura sebep Belediye Başkanı imiş gibi içi boş eleştiriler yağdırdı.

Arkadaş, ekibini oluşturmadığı için henüz resmen başkan değilken ‘başkan’ sıfatıyla atıp tutması garip karşılandı. Bir o kadar da dikkate alınmadı.

Aynı gün, bir yandaş gazetede “Saygın’a saygısızlık’ manşetiyle yayınlanan haberde, rahmetli Işılay Saygın’ın varisi ağabeyi Işık Saygın tarafından bir süre önce bir inşaat firmasına satılan evinin müze olması için belediyenin neden harekete geçmediğini ima eden bir haber yayınlandı. Haberde bir grup Işılay Saygın hayranı, yazlık elbiseleri ile poz veriyor ve “Neden müze olmuyor?’ diyorlardı. Fotoğrafta; Bucalıların çok sevdiği ancak 5 yıl önce kaybettiği İzzet Atan’ın da fotoğrafı yer alıyordu. Rumeli ve Balkan Göçmenleri Derneği Başkanlığı yapan İzzet Atan’ın böyle bir talebi Ahiret’ten göndermesi de garip karşılandı ve bu da dikkate alınmadı.

Dikkate alınmamak bir maharet haline gelmişse haberimiz olsun.

Değişen bir şey yok

Atatürk, tekke ve tarikat etkinliklerinin yürütüldüğü zaviyeleri kapatmıştı.

Sorunu temelinden çözmüştü. Ama o gittikten sonra her şey beklendiği gibi gitmedi. Tarikatler, cemaatler, birer ikişer ortaya çıkıp güçlendiler.

Menderes, Said-i Nursi’ye, Demirel Menzil’e, Özal ve Erbakan, hepsine adeta teslim oldular. FETÖ, zaten sözde gücünü ortaya koymuştu.

Devlet bunları yok edemiyor. Karabağlar’da kümelenen Menzilcilerin ‘Şeriat istiyoruz’ bağrışları ‘suç’ sayılmıyor. Buca’da aynı istekte bulunan bir grup yürüyüş yapıyor, tıs yok.

Bu gidiş, düzende bir değişiklik olmadığını göstermesi açısından çok manidar.

Devletin görmezden geldiği şey, aslında o devletin düşmanıdır, bu gerçeği kabullenen yok.