Göztepe için sezon hiç de beklendiği gibi başlamadı. Avrupa hedefiyle yola çıkan, geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu mücadele ve futbol anlayışıyla taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanan Sarı-Kırmızılı ekip, bugün geldiğimiz noktada hayal kırıklığı içerisinde.
İlk üç haftada alınan 2 yenilgi ve 1 beraberliğin ardından Gaziantep FK karşısında gelen 4-2’lik mağlubiyet, artık “sezon başı, takım oturacaktır” diyerek geçiştirilebilecek bir tablo olmaktan çıktı.
Çünkü mesele yalnızca puan kaybı değil.
Mesele, Göztepe’nin sahadaki görüntüsü…
Gaziantep karşısında özellikle ilk 45 dakikada ortaya çıkan futbol, Göztepe adına uzun zamandır görülmeyen derecede kötüydü.
İlk yarı bittiğinde tabelada 0-4 yazıyordu.
Daha da önemlisi, Göz Göz’ün oyun karakteri sahada yoktu.
Bunu en iyi anlatan isim de Teknik Direktör Stoilov oldu. Bulgar teknik adam, karşılaşma sonrasında “kulüp kariyerindeki en kötü 45 dakikayı” yaşadığını söyledi. Stoilov’un, “Göztepe'nin oyun şeklini yansıtamadık, ofansta ve defansta ikili mücadeleleri kaybettik” sözleri aslında yaşanan problemin fotoğrafını çekiyor.
Bir teknik direktörün kendi takımının ilk yarısını bu kadar ağır ifadelerle değerlendirmesi, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir uyarıdır.
Savunma alarm veriyor
Göztepe’nin en önemli problemlerinden biri savunma hattında yaşanıyor.
Stoilov da bunu açıkça ifade ediyor. Sonko ve Godoi’nin sakatlıklarının savunma dengesini bozduğunu belirten teknik adam, oyuncular dönene kadar mevcut kadroyla devam etmek zorunda olduklarını söylüyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var.
Savunma sadece stoperlerden oluşmaz.
Stoilov’un “Savunma santrforlarla başlar” sözü son derece önemli. Göztepe’nin rakibine çok kolay pozisyon vermesinin nedeni yalnızca savunma hattındaki eksikler değil. Orta saha ve hücum hattının savunmaya verdiği destek de sorgulanmalı.
Gaziantep FK karşısında rakibin rahatça oyun kurmasına izin verirseniz, savunma oyuncularınızın üzerine sürekli baskı binmesine neden olursunuz.
Sonuç?
İlk yarıda dört gol.
İki penaltı, bir kırmızı kart…
Göztepe’nin Gaziantep karşısındaki kötü görüntüsünü yalnızca hakem kararlarıyla açıklamak da mümkün değil.
Sarı-Kırmızılı ekip iki penaltı kazandı. İlkinde Miroshi, kaleci Tobiasz’ı geçemedi. İkincisinde ise Juan topu ağlara gönderdi.
Ama bir takımın kendi sahasında ilk yarıyı 4-0 geride tamamladığı bir maçta, penaltıların varlığı temel problemi ortadan kaldırmıyor.
Üstelik ikinci yarıda toparlanmaya çalışan Göztepe, Ogün’ün kırmızı kartıyla 10 kişi kaldı.
Stoilov da bu noktaya özellikle dikkat çekti ve “Kırmızı kartı görmemizle oyun bitti” dedi.
Göztepe'nin artık bireysel hataları azaltması, özellikle de oyunun kritik bölümlerinde takım disiplininden kopmaması gerekiyor.
Taraftarın tepkisi anlaşılır, ancak…
Gaziantep maçının bir başka tartışma konusu ise kaleci Luka Gugeshashvili oldu.
İlk yarıda yediği goller sonrasında taraftarın Gürcü kaleciyi protesto etmesi, futbolun doğasında olan bir tepki olarak değerlendirilebilir. Göztepe taraftarı takımından iyi futbol ve mücadele bekliyor. Kendi sahasında 4-0 geriye düşen bir takımın oyuncularına tepki gelmesi şaşırtıcı değil.
Ancak Gugeshashvili’nin maç sonrasında yaptığı açıklama da doğru değildi.
Bir futbolcunun taraftarla polemiğe girmesi, hele ki “Bugün yaptığınız şey taraftarlık değildir” şeklinde bir ifade kullanması, içinde bulunulan hassas süreçte doğru bir yaklaşım değil.
Fakat futbolcunun görevi, tribünle karşı karşıya gelmek değil, sahada cevap vermektir.
Göztepe forması ağır bir formadır. Bu formayı giyen herkes zaman zaman eleştirilecek, alkışlanacak, protesto edilecek. Futbolun doğasında bunların hepsi var.
Göztepe'nin zamana değil, çözüme ihtiyacı var
Stoilov’un “Zor ve tehlikeli bir sürecin içindeyiz” sözleri yabana atılmamalı.
Ancak panik yapmak da çözüm değil.
Göztepe yönetimi, teknik heyet ve futbolcular bir araya gelip bu tablonun nedenlerini masaya yatırmak zorunda.
Stoilov’un söylediği gibi artık “aklımızla hareket etmek” gerekiyor.
Ve çok çalışmak…
Stoilov’un sözleriyle bitirelim:
“Göztepe ailesinin birlik olması gerekiyor.”
Evet…
Ama bu birlik, hataları görmezden gelmek değil; hataları birlikte düzeltmek anlamına gelmeli.
Göztepe’nin buna her zamankinden daha fazla ihtiyacı var.