Atatürk düşmanları, bu konuda kanıt bulma konusunda hep zorlandılar. ‘Bulduk’ dedikleri noktada da çuvalladılar.
Osmanlı İmparatorluğu ordusunda tarih boyunca 40 bin Alman askeri görev yaptı. İçlerinde komutanlar da vardı ve bunlar, özellikle Çanakkale Savaşı’nda etkin rol oynadılar:
Otto Liman von Sarders, Colmur Freiherr Von der Goltz Paşa, Hans Von Seeckt, Amiral Wilhelm Souchon, General Bronsart von Schellenndorf gibi.
Bu fotoğraf 1918 yılında çekilmiş. Atatürk düşmanları, Mustafa Kemal’in ve İnönü’nün bir Alman subayı önünde hafifçe eğilmiş pozlarını çirkin bir yorumla sunmaya çalıştılar. Koskoca Atatürk, koskoca İnönü bir Alman subayın önünde nasıl eğilirmiş?
Fotoğrafın çekildiği 1918 yılında Mustafa Kemal Mirliva, yani Tümgeneral idi. İsmet İnönü de o yıl Kurmay Albay rütbesini taşıyordu ve yılsonunda da Harbiye Nezareti Müsteşarlığı’na getirilmişti. Hans Von Seeckt’e gelince; o da Osmanlı Erkanı Harbiye Reisi, yani Genel Kurmay Başkanı idi.
Askerlik, bir disiplin mesleğidir. Astın üste saygısı her zaman kullanılmıştır. Bu, karşı taraftakinin başka bir ülke subayı olması halinde bile.
Ki, Almanlarla yaptığımız ittifak sonucu uzun yıllar Osmanlı-Alman askeri omuz omuza savaşmış, ülkenin savunmasını üstlenmişti.
Bu detay, Atatürk düşmanları için bir tarihi bilgi olsa da onların yine bir şeyleri kurcalayacağından hiç şüphemiz yok.
Tarih, onlara en büyük şamar olacaktır.
65 yaş takıntısı
Gün geçmiyor ki, 65 yaş üstü vatandaşlara getirtilecek kısıtlamalarla ilgili yeni bir haber çıkmasın.
Pandemide adeta kıyıma uğrayan bu kuşak, şimdi de ehliyetinin her yıl vizeden geçmesi gibi bir kuşatma ile karşı karşıya.
Ömrün uzadığı, yaşlılığın 80’lerden sonra başladığı dünyamızda bu garabet istek de nereden çıktı?
Diyelim ki, önerge onaylandı, yürürlüğe girdi. Ama görün bakın, nice istisnaları da beraberinde getirerek:
Milletvekilleri, bakanlar, emekli milletvekilleri, yargı mensupları, askerler, polisler, hakimler, savcılar, 65’inde ‘delikanlılığını yaşıyor’ diyerek bu uygulamadan muaf tutulacaklar.
Türkiye’nin en örgütsüz kesimi yaşlılar ve emeklilerdir. Örgütlenseler, nice yanlışları düzeltirler ama nerede…
65 yaş üstü kuşak, devekuşuna özenmese, Türkiye öyle bir değişir ki…
Korunmanın sınırı olmalı
Parti liderlerinin sıkı korunması doğaldır.
Baksanıza, durmadan pataklanıyorlar.
Bu millet İnönü’yü de dövdü, Demirel’i de, Ecevit’i de, Kılıçdaroğlu’nu da, Özel’i de…
Öfke değil, belki düşmanlık da değil ama belli ki bir hezeyan sonucunda.
Onun için liderlerin korunmaya ihtiyacı var. Bugün bu konuda en iyi korunanların başında elbet Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geliyor ve binleri bulan koruması var ama Kılıçdaroğlu da onun çok altında olsa da sıkı korunuyor.
Özgür Özel’in korunma konusunda pek derdi yok.
Aslında Atatürk’ün de yoktu, Celal Bayar’ın, Menderes’in, Demirel’in de… 1960 sonrası İnönü’nün de…
Ama söz konusu hezeyan olunca ihtiyaç oluşuyor. Bunu halkla aralarına zırh koymadan başaranlar ise kazanıyor.
Tıpkı Özgür Özel gibi.