İzmir derbisinde Altay ile Bornova 1877, Alsancak’ta karşı karşıya geldi. Siyah-Beyazlılar sahadan 3-0 gibi net bir skorla galip ayrıldı. Skorun ötesinde ise sahada iki farklı futbol anlayışının çarpışmasına tanıklık ettik.

Altay, hızlı oyunu tercih eden, uzun paslarla rakip kaleye gitmeyi hedefleyen taraftı. Bornova 1877 ise pas yaparak oyunu kurmak istedi. Ancak maçın kaderini belirleyen unsur, ev sahibinin çok koşan, sert, iştahlı oyunu ile konuk ekibin buna ne fiziksel ne de zihinsel olarak karşılık verememesiydi. Üstelik Bornova’nın yaptığı basit pas hataları, maçı Altay adına fazlasıyla kolaylaştırdı. Aslında bu tek cümle, 90 dakikanın tamamını özetlemeye yetiyor. Yine de biraz açalım.

Altay'da yeni bir sayfa açıldı

Altay’da maç öncesi önemli bir gelişme yaşanmıştı. Teknik Direktör Yusuf Şimşek’in beklenmedik istifasının ardından takım, Mehmet Can Karagöz’e emanet edildi. Henüz 25 yaşında ve bu seviyede ilk teknik adamlık deneyimi olmasına rağmen, işine olan bağlılığı hemen fark ediliyor. Son olarak İşitme Engelliler A Milli Futbol Takımı’nda görev yapmıştı ancak öncesinde Altay’da teknik ekipte çalışmıştı ve yabancı değildi.

Bireysel performanslara gelirsek; beni en çok etkileyen isim Mehmet Nur Kaymaz oldu. 19 yaşındaki sol ayaklı oyuncu sağ açıkta görev yaptı. Topa hakimiyeti, hız ve çevikliğiyle birleşince bire birlerde rakibini adeta çaresiz bıraktı. Gol attı, gollere katkı verdi. Elbette gençliğinin getirdiği hatalar da vardı; pas beklerken bariz bir ofsayta girdi ve hocasından uyarı aldı. Ama bu, gelişim sürecinin doğal bir parçası.

Sahadaki en tecrübeli isim ise kuşkusuz Ceyhun Gülselam’dı. Ancak performansı soru işaretleriyle doluydu. Her geçen gün biraz daha ağırlaşmış bir görüntü sergiliyor. Defans arkasına atılan bir topta kaleye yönelmek istedi ama temposu buna yetmedi; savunma rahatlıkla yetişti. Yapılan fiziksel temasta da ayakta kalamadı. Yavaş bir oyuncuysan topu iyi saklamalı ve güçlü olmalısın. Ceyhun, bu maçta ikisini de yapamadı. Altay’da fizik gücü düşük tek oyuncu oydu.

Bornova 1877 nereye gitti?

Bornova 1877 cephesinde ise hayal kırıklığı büyüktü. Bu maça kadar beş haftadır yenilmeyen, çıkışta olan bir takımdan bahsediyoruz. Üstelik kış döneminde yapılan takviyeler de umut vericiydi. Ancak sahadaki görüntü tam tersiydi. Fiziksel olarak rakibin çok gerisinde kalmaları yetmezmiş gibi, yapılan basit pas hataları hücum girişimlerini daha başlamadan bitirdi.

İkinci yarıda özellikle savunmada ciddi zaaflar yaşandı. Ceza sahası içinde eksik yakalanan Bornova savunması, kanatlardan yapılan ortalarda arka direkte boş adamlar bıraktı ve bu durum Altay’a tehlikeli pozisyonlar sundu. Kadroda bazı yetenekli oyuncular vardı ancak o kadar fazla top kaybı yaptılar ki, not alıp öne çıkarmaktan vazgeçtim. Bu maç özelinde parlayan bir isim çıkmadı.

Maçın ilginç anlarından biri de 76. dakikada oyuna giren Mehmet Anıl Yörük’e aitti. Oyuna girdikten saniyeler sonra altı pas önünde kaleciyle karşı karşıya kaldı. Topla ilk buluşmasında yaptığı vuruş üstten auta gitti; Bornova adına belki de maçtaki tek net fırsattı.

Pankart ne işe yarayacak?

Tribünlerde Bornova taraftarı sayıca azdı ama oldukça ateşliydi. İlk gole kadar destek sürdü, sonrasında moraller bozuldu ve tezahüratlar azaldı. Ne yazık ki tribünler arasında küfürleşme de yaşandı. Oysa futbolcular sahaya çıkarken küfür karşıtı pankart taşıyordu. Bu görüntüler, pankartların tek başına bir anlam ifade etmediğini bir kez daha gösterdi.

***

Sonuç olarak Altay, hem skor hem oyun olarak rakibini net biçimde geçti. Bornova 1877 ise bu maçtan ciddi dersler çıkarmak zorunda. İzmir derbisi, sahadaki mücadeleden çok, fizik farkının ve oyun iştahının sonucu olarak hafızalarda kaldı.