Bayram önü ekonomi, ABD ve İsrail’in bir olup İran’a saldırmasının sonuçlarını yaşıyor. 3 gün içinde petrol fiyatları 115 dolar ile 94 dolar arasında inip çıkıyor. % 25-30 aralığını bulan hareketler bunlar… ABD başkanının iki dudağı arasından çıkacak her kelime ekonomilerde fırtına etkisi oluşturuyor. Altın gümüş gibi değerli madenler, kripto paralar, borsalar, her türlü emtia bu dalgalanmadan nasibini alıyor. Bu arada faizler ve fiyatlar genel seviyesi enflasyonist baskıyı tetikliyor. CDS’ler de durmuyor hiç.
Son siyasi gelişmeler de içerideki gerilimi ve ekonomideki çalkantıları hareketlendiriyor. Bir yanda dış gerilim var derken içerideki bu yaşananların da ekonomiye etkisi olacaktır. Finansal İstikrar Komitesi de toplanarak durum değerlendirmesi yaptı ve risklerin yönetilebildiğini programın yürürlükte olduğunu söyledi. Türkiye’nin ekonomik yapısının güçlü ve dirençli olduğundan bahisle bu dalgalanmalardan etkilenmeyeceğini belirtti.
Körfez bölgesi devam eden kuvvetli riskler içermeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı kapatılalı 3 ay oldu. Enerji ve lojistik için önemli krizler bununla başladı. Haliyle bu sürecin sadece enerji maliyeti bile Türkiye için % 50 artan bir yük anlamına gelir ki, 100 milyar dolarlık bir artış, cari açıkta datl üstü 20 milyar doları bulan bir yük demektir. Bunun da ilk etkisi zaten CDS’lerin yukarı doğru hareketiyle görülüyor.
Geçmişte Rusya-Ukrayna savaşının yaşandığı 2022 yılında enerji ithalatı 100 milyar dolara ulaşmıştı. Fiyatların normal seyirde olduğu yıllarda 60 milyar dolar oluyor. Yani bu yıl enerji faturasının 40 milyar dolar kabaracağı beklenmelidir.
Enerji sadece fosil yakıtlar değil. Savaşın ardından Nisan ayı başında elektrik ve doğalgaza % 25 zam geldi. Benzin ve motorin fiyatlarına bayram önünde dokunulmasa da 70 TL’nin 3 TL altı 5 üstü bir hareket devam ediyor. Bu fiyatlar İsrail ve ABD’nin İran’a saldırması öncesinde 50 TL seviyesinde idi. Jet yakıtları başka bir sorun. Dünyada paranla bile bulunamayacak bir ürün haline gelmek üzere.
Enflasyon rakamları da 2026 sonu için % 26 olarak revize edildi. Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci enflasyon raporunda rakamları ihtiyatlı yükseltmiş olsa da bu belirsizlik sürecin daha da yükselebileceğine işaret ediyor. Nitekim sadece Nisan ayı enflasyonu % 4,18 olarak gerçekleşti. Bunun yıllık enflasyon olarak karşılığı % 32,37 oldu.
Dış ticaret verileri de bundan nasibini aldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, körfez bölgesine yapılan ihracatta gerileme var. Mart ayı için bu rakam -% 40. Yaklaşık 1,5 milyar dolar sadece bir aylık azalma olarak görülüyor.
Çiftçinin mazotu yanı sıra nakliyesi, gübresi tarım için kritik. Üre ve fosfatlı gübrede % 35 daralma var. buna paralel fiyatlar da iki katını bulan artışlar yaşandı. Mal var ama pahalı… Bundan sonra şartlar değişmezse ekim döneminde meyve-sebze maliyetleri artacak demektir.
Olayın bir de turizm boyutu var tabii ki. Körfez ülkelerinin yıllık 10 milyon turist potansiyeli var. Bu da 10 milyar dolar gelir demektir. Bölgenin belirsizliğinin bölge turistlerinde azalmaya yol açabileceği gibi Avrupalı turistlerin de savaş gerilimi sebebiyle rezervasyon iptalleri ve ertelemeler gözlenmektedir.
CDS derseniz yılbaşında 200 seviyesine inmişken; Körfez’in de etkisiyle yeniden 320’ye yükseldi ve şimdilerde 250’ye gerilemiş durumda. Bu da Türkiye’nin borçlanma maliyetleri için önemli bir yük olmaya devam ediyor. Bütün bu gelişmeler ortalama 35 milyar dolar bir cari açık seviyesine işaret ediyor ki, para ve maliye politikaları ve iç siyasi gelişmeler bu sürecin makul ve mantıklı yürütülmesinde etkili olacaktır.
Bayram telaşına karışan bu ekonomik dalgalanmalar Türkiye için hiç de yabancı değil. Bu sürecin halkımızı çok etkilememesi, inanç ve ümidiyle, sağlık ve huzurla iyi bayramlar diliyorum.