Hükümetin, CHP’li belediyelere yönelik onca operasyonundaki en önemli nedenlerden biri çalışmadan para ödenen bankamatikçiler.

Bunlar ve bunlara çanak tutanlar, ne yazık ki belediyelerin mali güçlerini dibe vurdurdular ve hizmet etmelerine engel oldular.

Günahları büyük.

Büyük ama günah işlemeye devam ediyorlar.

Pek çok belediyede hala bankamatik saltanatına son verilmiş değil.

Bu tablonun arkasında şeytanın aklına gelmeyecek bir üç kağıt var.

Mesela bazı kurnazlar, hiç çalışmadıkları ve iş yerine gitmedikleri halde zaman zaman rapor alarak pozisyonlarını meşrulaştırıyorlar. Bunlar fark edilip işten çıkarıldığında da muhalif partiler, tepki gösteriyor, ‘Rapor aldı diye insan işten çıkarılır mı?’ diye vaveyla ediyor.

Bazıları, sabah işe geliyor, kart basıyor, işyerinden ayrılıyor. Akşam yine iş yerine gidip mesai bitiminde kartı basıp çıkıyorlar. Onlar da birilerine göre meşru hale geliyor.

İzmir dışında bir bankamatikçiyi çalışsın diye çağırmışlar, ‘Nasıl geleyim, İzmir dışında oturuyorum’ diye cevap vermiş.

Maaş aldığı belediyenin nerede olduğunu bilmeyenler var.

Örnekler uzadıkça sinirler daha da bozuluyor.

Bu tablonun değişmesi, toplumun da beklentisidir ve ona sunulacak hizmetin de bereketlenmesi demektir.

Ama olmuyor, olmuyor.

Neden olmuyor, bir bilebilsek, bir çözebilsek…

Eski köye yeni adet

Amerikan modası, sonunda Türkiye'ye de geldi.

Kadın, hamileliğin belli bir döneminde, en önemlisi doğacak bebeğin cinsiyeti belirlendiğinde,bir restoranda arkadaşlarını topluyor ve müjdeli haberi bildiriyor.

Sonra doğacak bebek şerefine pasta kesiliyor. Herkes iyi dileklerde bulunuyor.

Ve geçiliyor asıl konuya.

Bebeye neler alınacak.

Anne adayı, hiç çekinmeden ihtiyaçlarını söylüyor, arkadaşları bunu not ediyorlar. Sonra anne adayı, masadan kalkıp bir başka yere geçiyor. Kalanlar, kendi aralarında "istişare" yapıp, kimin hangi hediyeyi alacağı konusunda mutabakata varıyorlar.

Anne adayı, tekrar aralarına katılıyor. Konukların sözcüsü, kendi aralarında anlaştıklarını ve gereğinin yapılacağını söylüyor.

Adet Amerikan menşeli. Tüketim toplumunun bir örneği belki.

Belki, güzel yönleri de var. Paylaşımcılık, dostluk, aile kurumuna saygı gibi duygular, bu vesileyle belki tavan bile yapıyor.

Oysa bizim Türk geleneklerinde bunun daniskası var.

Var ama Anadolu'da hüküm sürüyor artık. Bunu kent yaşamına taşıyamamışız.

Anadolu'da zıbından başlayıp nazarlığına kadar bebenin her ihtiyacı, bu güzelim gelenek sayesinde sorunsuz karşılanıyor.

Kent yaşamında bunu pratiğe taşımanın zorlukları vardı belki. Bebeğin doğduğunu facebook'dan paylaşan bir toplumun, Amerikan adetlerine sarılması boşuna değildir.

Bu geleneğin de güzel yönleri olduğunu kabul etmek zorundayız.

Eski köye yeni adet olsa da.

Cemil Tugay doğrusunu yaptı

Kim ne derse desin; Cemil Tugay doğrusunu yaptı, bağımsız kaldı.

‘Niye bizim tarafa geçmedi?’ diye her iki cepheden de onu eleştirenler, bunun ne anlama geldiğini bir gün anlayacak. O gün, aslında Başkan Tugay’ın beklediği gündür:

Birleşme günü.

Bu süreçte her iki tarafla da iyi geçinerek hizmet etmek istiyor Başkan ve kendi dostlarının muhalif gibi davranmasını da doğru bulmuyor.

AK Parti’ye geçmesi çok riskliydi ve vebali olan bir tavırdı. O nu da yapmadı.

Tugay en çok ne zaman anlaşılacak biliyor musunuz?

İşte o birleşme gününde…