Bugünkü yazımızda, çocuklarımıza karşı ne gibi görev ve sorumluluklarımız olduğunu açıklamaya çalışacağız. Çocuk, anne ve babaya Allah’ın bir hediyesi ve emanetidir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Allah size kendi cinsinizden eşler, o eşlerinizden de oğullar ve torunlar yarattı. Sizi helal ve güzel rızıklarla gıdalandırdı. Onlar hâlâ batıla mı inanıyorlar ve Allah’ın nimetini inkâr mı ediyorlar?”
Allah’ın bize hediyesi olan; bugünün küçüğü, yarının büyüğü ve geleceğin emaneti olan çocuklarımıza karşı bir takım görev ve sorumluluklarımız vardır. Bu sorumluluklarımızı şöyle özetleyebiliriz:
Doğan çocuğa, önce Allah’ın ve Resulullah’ın razı olacağı güzel bir isim verilmelidir. Bunu Peygamberimiz öğütlemiş ve şöyle buyurmuştur:
“Çocuğun, anne babası üzerindeki hakkı; ona iyi bir eğitim verilmesi ve güzel bir isim konulmasıdır.”
Hz. Aişe (ra.) şöyle anlatıyor:
“Bir gün bana yoksul bir kadın geldi. İki kız çocuğunu sırtına sarmıştı. Kadına üç tane hurma verdim. Kadın çocuklara birer hurma verdi. Kalan bir hurmayı da yemek için ağzına götürmüştü ki, kız çocukları bu hurmayı da istediler. Kadıncağız, yemek istediği hurmayı ikiye bölerek kızlarına verdi. Kadının bu davranışına şaştım ve durumu Resulullah’a anlattım. Bunun üzerine Peygamberimiz:
‘Şüphesiz Allah, bu kadının çocuklarına olan şefkati ve merhameti sayesinde ona cenneti vacip kılmıştır.’ buyurdu.”
Her konuda olduğu gibi çocukları sevme, onlara şefkat ve merhamet gösterme konusunda da örnek alınacak kişi Peygamberimizdir (sav). O, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i çok sever ve:
“Onlar benim dünyadan öpüp kokladığım iki reyhanımdır.” buyururdu.
Peygamberimiz torunlarını sık sık kucağına alır, öper, sever ve bağrına basardı. Hz. Ali (ra.) anlatıyor:
“Bir defasında Peygamberimize bir bedevi geldi ve: ‘Ey Allah’ın Resulü! Siz çocuklarınızı öper misiniz? Biz çocuklarımızı öpmeyiz.’ dedi. Peygamberimiz de:
‘Allah senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben ne yapabilirim?’ buyurdu.”
Ebu Hureyre (ra.) diyor ki:
“Peygamberimiz torunu Hasan’ı öperken bir sahabe: ‘Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim.’ dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:
‘Merhamet etmeyene merhamet edilmez.’ buyurdu.”
Enes bin Malik (ra.) şöyle anlatıyor:
“Çocuklara Peygamberimizden daha fazla şefkat ve merhamet gösteren kimseyi görmedim. Peygamberimiz çocukları öper, sever ve okşardı. O, sadece kendi çocuklarını değil, bütün çocukları severdi.”
Peygamberimizin azatlı kölesi Zeyd’in oğlu Usame (ra.) diyor ki:
“Peygamberimiz beni bir dizine, torunu Hasan’ı da diğer dizine oturtur, sonra bizi bağrına basarak: ‘Allah’ım! Bunlara merhamet et. Çünkü ben onlara merhamet ediyorum.’ derdi.”
Halid bin Said (ra.), bir gün Peygamberimizi ziyarete gelmiş ve kızını da yanında getirmişti. Çocuk sarı bir gömlek giyiyordu. Peygamberimiz çocuğu sevmiş ve Habeş dilinde ‘güzel’ anlamına gelen “Seneh, seneh” demişti. Çünkü Halid’in kızı Habeşistan’da doğmuştu. Çocuk, Peygamberimizin omuzları arasındaki peygamberlik mührüyle oynamaya başlayınca babası onu engellemek istedi. Peygamberimiz ise:
“Bırak, oynasın.” buyurarak çocuğun keyfine dokunulmamasını istemişti.
Peygamberimizin çocuklara olan şefkati geneldi. Kendi çocuklarına ve Müslüman çocuklara gösterdiği merhameti, Müslüman olmayanların çocuklarına da gösterir, ayrım yapmazdı. Bir savaşta müşriklerin çocukları iki taraf arasında kalarak ölmüşlerdi. Peygamberimiz bunu duyunca çok üzülmüştü. Askerler:
“Ey Allah’ın Resulü! Bunlar müşrik çocukları değil mi?” dediklerinde Peygamberimiz:
“Bu çocuklar müşrik çocukları da olsa günahsızdırlar. Dikkat ediniz, çocuk öldürmeyiniz. Her doğan İslam fıtratı üzerine doğar.” buyurdu.
Çocuklar sevilip okşanırken kız ve erkek ayrımı yapılmamalıdır. Dinimiz, erkek çocukların kız çocuklara tercih edilmesini hoş görmez. Enes bin Malik (ra.) anlatıyor:
“Peygamberimizle birlikte bulunan bir adamın yanına oğlu geldi. Adam oğlunu öptü ve dizine oturttu. Daha sonra kızı geldi, onu önüne oturttu. Bunun üzerine Peygamberimiz:
‘Onlara eşit davranman gerekmez miydi?’ buyurarak adamı uyardı.”
Peygamberimiz çocuklarla şakalaşmaktan hoşlanırdı. Küçük bir çocuğa “Ebu Umeyr” diye hitap ederdi. Bu çocuğun “Nuğayr” adında küçük bir kuşu vardı. Kuş ölünce çocuk çok üzülmüştü. Peygamberimiz onu gördükçe:
“Umeyr, Nuğayr ne oldu?” diyerek onunla şakalaşırdı.
Peygamberimiz, hastalandıklarında büyükleri ziyaret ettiği gibi çocukları da ziyaret eder, geçmiş olsun der ve dua ederdi.
DEVAMI HAFTAYA!