Ramazan ayı; ibadetlerimizle maneviyatımızı zenginleştirdiğimiz, oruçlarımızla maddi ve manevi sıhhate kavuştuğumuz, teravihlerimizle namazlarımıza daha farklı bir boyut kattığımız, Kur’an okumakla gönlümüzü sükûnete ve huzura erdirdiğimiz, ihtiyaç sahiplerine zekâtlarımızı ve fıtır sadakalarımızı ulaştırmakla kardeşlerimizin sıkıntılarına derman olmaya çalıştığımız bir aydır.

Peygamberimizin buyurduğu gibi; evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluş ayıdır. Böyle bir mübarek ayın feyiz ve bereketiyle hayat bulduktan sonra bu bayram sabahına bizleri kavuşturan Allah’ımıza sonsuz hamd ü senalar olsun, O’nun habibi Sevgili Peygamberimiz (sav)’e salat ve selam olsun. Bayramlar, aramızda bulunan soğuk ve gergin ilişkileri yumuşatma, ayrıca kırgınlıkları ve küslükleri bitirme zamanıdır.

Bayramlar bizlerin en önemli sevinç günleridir. Bu sebeple bayramları; bu sevincimizi daim hâle getirmek, mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmek, hem kendimizin razı olacağı hem de sosyal hayatta beraber olduğumuz insanların razı olacağı bir hayatı sürdürmek için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz.

Kalp; imanımızın, ihlasımızın, niyetimizin, sevgimizin, hâsılı insanı güzelleştiren hasletlerin karargâhıdır. Paylaşmak; gönlümüzü samimiyetle birbirimize açmaktır. Düşmanlığı, kini, nefreti ve intikamı kalbimizden söküp atmaktır. Paylaşmak; dünyanın neresinde olursa olsun muhtaçlara, kimsesizlere, insanlığın insafına terk edilmişlere yardım eli uzatmaktır. Paylaşmak, Allah’ın bizlere verdiği nimetlerden infak edebilmektir. Cenab-ı Allah; “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça, infak etmedikçe iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah hakkıyla onu bilir.” buyuruyor.

Allah Resulü (sav)’in şöyle buyurduğu bildirilmiştir: “Allah (cc) kıyamet gününde şöyle seslenecek:
‘Ey kulum; hastalandım, beni ziyaret etmedin.’ ‘Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbisin, ben seni nasıl ziyaret edebilirim?’ deyince Allah (cc), ‘Falan kulum hastalandı, onu ziyaret etmedin; eğer onu ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?’ diyecek.
Allah (cc), ‘Ey kulum; yiyecek istedim, bana yemek yedirmedin.’ diyecek. ‘Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbisin, ben sana nasıl yemek yedirebilirim?’ deyince Cenab-ı Hak, ‘Falanca kulum senden yiyecek istediğinde ona yemek yedirmedin; şayet ona yemek yedirseydin bunun karşılığını benim yanımda bulacağını bilmiyor muydun?’ diyecek.
Allah (cc), ‘Ey kulum; senden su istedim, bana su vermedin.’ diyecek. O kul, ‘Ey Rabbim! Sen âlemlerin Rabbisin, ben sana nasıl su verebilirim?’ deyince Allah (cc), ‘Falan kulum senden su istediği hâlde ona su vermedin; eğer ona su verseydin bunun karşılığını benim yanımda bulurdun.’ buyuracak.”

Hadisten anlaşıldığına göre Allah’ın kullarına yapılan iyilik, Allah’a yapılmış gibidir. Gönül yapmak; insanların sıkıntılarını gidermekle, onların kusurlarını örtmekle, insanların hakkına ve hukukuna riayet etmekle olur.

Bayramlar; birlik ve beraberliğin en sağlam zemine oturduğu günlerdir. Bu sebeple birlik ve beraberliğimizi daim hâle getirmeli, bozmak isteyenlere fırsat vermemeliyiz.

Anne-babamız başta olmak üzere yakın ve uzak akrabalarımızı, mahallede komşularımızı, apartman sakinlerini ziyaret etmeliyiz.

Bayramlar; mutluluğu paylaşma zamanıdır. Bu sebeple bayram için gidilebilecek en güzel yer ailemizin yanıdır. Eğer gitme imkânımız yoksa bir telefon açarak gönüllerini almalıyız.

Akrabalık ilişkilerimizi pekiştirmeliyiz. Bir mümin; mümin kardeşiyle üç günden fazla küs duramaz.

Bu bayramda; hastalarımız ve ahirete göçenler unutulmamalıdır, onlara dua etmeliyiz. Hastanede yatan kardeşlerimizi ziyaret ederek onlara şifalar temennisinde bulunmalıyız.

Bu vesile ile sevinç, mutluluk ve huzur günü olan bu bayram gününün milletimize, memleketimize ve bütün İslam âlemine hayırlar getirmesini Allah’tan niyaz eder, Ramazan Bayramınızı tebrik ederim. Yüce Rabbim, sevdiklerimizle beraber mutlu ve huzurlu nice bayramlar geçirmemizi nasip etsin.

Günümüz aydınlık olsun. Bayramımız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.