Sevgili Peygamberimizin müjdesine nail olabileceğimiz bir aya kavuşmuş bulunuyoruz. Efendimizin müjdesini her gün yeniden hatırlamakta fayda vardır.

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını bizzat Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” Bu müjdeye nail olmanın en önemli yolu, içerisinde bulunmuş olduğumuz bu ayın faziletini kavramış olmaktır inşallah.

Ramazan ayı; tutacağımız oruçlarla bedenimizin sıhhate kavuşacağı, vereceğimiz zekâtlar ve sadakalarla malımızın temizliğe ulaşacağı, şeytanların kullara yaklaşamaması ve nefsimizin açlıkla terbiye olmasıyla huzura erdiğimiz, maddi ve manevi hayatımızda birçok güzelliklerin yaşandığı bir aydır. Ramazan ayı; ibadet hayatımızda oruçlarımızla, beş vakit namaz ve teravih namazlarımızla, okuyacağımız Kur’an ile manevi yönde birçok güzellikler elde edeceğimiz bir aydır. Ramazan ayının çok kıymetli olması, Yaratanımızın kendisine kıymet vermesiyledir. Bu ayda insanlığa son ilahi kitap indirilmeye başlanmıştır. Karanlıklar içerisinde kalan ve cehalet dönemini yaşayan insanoğlu, Kur’an’ın inmesiyle altın çağını yaşamaya başlamıştır. Sahabeler, Efendimiz tarafından gökte parlayan yıldızlara benzetilmiştir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Ramazan ayı için şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan ayı; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”

Kur’an Ramazan ayında inmiştir. Dolayısıyla Ramazan Kur’an ayıdır. Bu ayda Peygamber Efendimiz ile Cebrail bir araya gelir ve Kur’an okurlardı. Bugün hem evlerimizde hem de camilerimizde okuduğumuz mukabelelerin ana menşei, ana kaynağı budur. Peygamberimiz (sav) ve Cebrail’in (as) sünnetini bugün işlemekteyiz elhamdülillah. Kadir Suresi’nde şöyle buyrulmaktadır: “Şüphesiz biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar devam eden bir esenliktir.”

Kur’an’a uygun bir hayat arzu edenler için rehber Peygamberimizdir. Peygamber Efendimizin hayatını kendi yaşantısına aktarmak isteyenler Kur’an’a bakmalıdırlar. Çünkü Peygamber Efendimizin ahlakı Kur’an’dır. Nasıl ki etle tırnak ayrılmaz ise Kur’an ve sünnet de öylece birbirinden ayrılmaz.

Ramazan ayını on bir ayın sultanı yapan, içinde indirilmiş olduğu Kur’an’dır. Kur’an okumak bir ibadettir. Hz. Peygamber Efendimizin (sav) müjdesiyle okuyan için her bir harfine on kat sevap verilecektir: “Kim Kur’an’dan bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır.” Kur’an okumak şefaattir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olacaktır.”

Ramazan ayı oruç ayıdır. Oruç, madden ve manen kişiyi olgunluğa eriştiren, kemale ulaştıran bir ibadettir. Oruç ibadeti için Allah’ımız şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” Oruç, İslam’ın beş şartından biridir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “İslam beş şey üzerine kurulmuştur: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik etmek; namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yetenler için Beytullah’ı ziyaret (hac) etmektir.”

Ramazan ayı bizler için bir mağfiret ve rahmet ayıdır. Ramazan ayı geldiği zaman içimiz muhabbetle dolmakta, yüzlerimiz gülmekte, yardımlaşma duygularımız kabarmakta ve aramızda olan kırgınlıklar, dargınlıklar bitmektedir. Ayrıca bu ayda sabrımız üst seviyelere çıkmakta ve oruçlu olduğumuz bilinciyle kötü söz ve davranışlara yönelmemekteyiz.

Çünkü oruç sadece iştah ve şehveti dizginlemek değildir; ayrıca ağzını, dilini, kulağını, elini, kalbini, midesini, ayaklarını ve tüm bedeninde bulunan organlarını kötü ve çirkin sözlerden korumaktır.

Ramazan ayı “cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların bağlandığı” bir aydır.
Ramazan ayı cömertliğimizin en üst seviyeye çıktığı bir aydır.
Ramazan ayı verilen iftarlarla, dağıtılan kumanyalarla zengin ve fakirin kaynaştığı, bu vesile ile birlik ve beraberliğimizin en güzel noktaya ulaştığı bir aydır.
Ramazan ayı, okumuş olduğumuz Kur’an’la, tuttuğumuz oruçla, içerisinde kılmış olduğumuz teravihlerle ibadet hayatımızı güzelleştirdiğimiz bir aydır.
“Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır; o kapıdan sadece oruçlular girer.” Hadisin müjdesine nail olmak vardır. Yine bu ayda “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.”
Ramazan ayı şehvetin kırılmasına bir sebeptir. Çünkü bu ayda şeytanlar bağlanmakta, nefsimiz ise açlıkla terbiye olmaktadır. Nefis aç kaldığı müddetçe ruhani arzulara yönelmemektedir.
Dünya ahiretin tarlasıdır. Bu tarlanın en güzel mahsulü ise Ramazan ayında alınmaktadır. Ramazan ayında yapılan bütün iyiliklere verilen sevaplar diğer zamanlara göre daha fazladır.
Ramazan ayı ilahi rızayı kazanma ayıdır. Allah’ın bizler için helal kılmış olduğu yemeyi ve içmeyi sadece O’nun rızasını kazanmak için terk etmektir. Kutsi bir hadiste Efendimiz şöyle buyurmaktadır: Aziz ve Celil olan Allah, “İnsanın tuttuğu oruç dışında her ameli kendisi içindir. Ancak oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.” buyurmuştur.
Ramazan ayı anlayış ayıdır. Bu ayda fakirlerin ne durumda olduklarını çok iyi anlamaktayız. Açlığın insana verdiği sıkıntıyı özellikle bu günlerde daha iyi idrak etmekteyiz. Bu anlayışla etrafımızda yoksulluğa düşmüş ve bu sıkıntı ile biçare olmuş kardeşlerimize vereceğimiz sadakalarımızla, fitrelerimizle, zekâtlarımızla ve fidyelerimizle yardım etmeliyiz.

Bu ayda Allah’ın rahmetine, mağfiretine, affına, hidayetine ve bağışlamasına nail olmaya çalışalım inşallah.