Olur mu, olmaz mı derken… Ligin bitimine sadece iki hafta kaldı.
Aylarca konuşulan, hiçbir zaman kaybolmayan o hedef için artık son virajdayız: Avrupa hayali.
Bu noktada, Göztepe geçtiğimiz hafta sezonun en kritik virajlarından birini daha geride bıraktı. “Geçildi” diyorum çünkü böyle deplasmanlarda; kazanamasanız bile kaybetmemek başarıdır.
Trabzon deplasmanı böyle bir yer. Ve Göztepe bunu başardı. Belki üç puan olmadı ama alınan bir puan, şartlar düşünüldüğünde altın değerindeydi. Trabzon deplasmanında dikkat çeken sadece futbol değildi.
Tribünlerde yaşanan dostluk görüntüleri, Türk futbolunun özlediği bir tabloyu ortaya koydu. Göztepe ve Trabzonspor taraftarlarının birlikte söylediği marşlar, paylaşılan anlar ve maç öncesi statta çalınan “Med Cezir” parçası…
Sahaya döndüğümüzde ise Göztepe’nin son haftalardaki olumlu futbolunun devam ettiğini söylemek gerekiyor.
Maça hızlı ve organize başlayan Sarı-Kırmızılı ekip, bunun karşılığını erken bir golle aldı. Janderson’un hazırladığı pozisyon ve Juan’ın akıl dolu vuruşu, sadece skoru değil, takımın özgüvenini de yukarı çekti.
İlk yarıda sadece gol değil, fırsatlar da vardı. Kaleci Onana’nın kurtarışlarını da hesaba katarsak, Göztepe skoru daha farklı bir noktaya taşıyabilirdi. Eğer bu noktada biraz daha becerikli olunabilseydi, Trabzon deplasmanı çok farklı bir hikâyeye dönüşebilirdi.
Dennis ve Miroshi’nin orta sahaya dönüşü, takımın dengesini tekrar toparladı.
Savunma hattında ise kaleci Lis yine güven veren performansıyla öne çıktı.
Zor anlarda yaptığı müdahaleler, takımın moralini yüksek tuttu. Maçın tartışmalı anlarından biri de Mustafa Eskihellaç’ın gördüğü karttı. İkinci sarıdan oyundan atılan oyuncunun, aslında ilk pozisyonda kırmızı kart görmesi gerektiği yönünde ciddi yorumlar yapıldı.
Futbolda bazı goller vardır… Umut Nayir’in attığı gol de seyir zevki harika gollerdendi. Maç 1-1 bitti. Belki kağıt üzerinde sıradan bir skor gibi görünebilir. Ama bu bir puanın değeri, Başakşehir’den gelen mağlubiyet haberiyle birlikte katlandı. Bu sonuçla birlikte Göztepe, kaderini büyük ölçüde kendi elinde tutmayı başardı. Artık geriye sadece iki maç kaldı. İlk olarak iç sahada oynanacak Gaziantep karşılaşması… Son hafta ise Samsun deplasmanı…
Belki her şey o maça kalacak, belki de Göztepe işi daha erken bitirecek. Aylar süren bir mücadelenin sonuna geliyoruz. Bu noktada artık ne geçmiş haftaların hataları önemli ne de kaçan fırsatlar… Önemli olan tek şey var:
Son iki maç. Göztepe süreci doğru yönetirse, o çok istenen Avrupa hayali gerçeğe dönüşebilir.
Ve belki de en güzeli şu olur: İş son haftaya kalmadan biter…
Geriye sadece kupanın sonucunu beklemek kalır.