Göztepe’nin Antalyaspor karşısına çıktığı akşam kadroları görünce önce biraz karamsarlığa kapıldık. Hatta biraz da korktuk.
Çünkü sahada olmayacak isimler, bu takımın omurgasını oluşturan oyunculardı.
Heliton yok, Dennis yok, Miroshi yok, Efkan yok… Kağıt üzerinde eksik görünen takım, sahada fazlasıyla “tam” bir görüntü verdi. Üstelik sadece mücadele eden değil, izlerken keyif veren, göze hitap eden bir Göztepe vardı sahada.
Daha maçın 1. dakikasında gelen gol, gecenin hikâyesinin başıydı. Topu ağlara gönderen isim Juan’dı…
Ve o an itibarıyla sadece skoru değil, oyunun ritmini de belirleyen oyunculardan biri olacağını gösterdi.
Brezilyalı yıldız, sadece attığı golle değil, sahadaki enerjisiyle, baskısıyla ve oyuna kattığı dinamizmle maçın en öne çıkan ismiydi. Topla buluştuğunda tehdit yarattı, topsuz oyunda rakibi zorladı. Antalyaspor savunması için sürekli bir problem haline geldi.
Juan’ın yanında ileri uçta görev yapan Janderson’un da gününde olması, Göztepe’nin hücum gücünü artırdı. Topla ilişkisi, doğru koşuları ve oyuna katkısı, Sarı-Kırmızılıların hücumda daha özgüvenli oynamasını sağladı. Belki de maçın en önemli taktik detaylarından birisi orta sahadaydı.
Mecburiyetten yan yana oynayan Krastev ve Musa ikilisi, beklentinin ötesinde bir performans ortaya koydu.
Sezon boyunca Dennis ve Miroshi’nin daha çok fizik gücüne dayalı oyununa alışmış bir Göztepe izledik.
Ancak bu maçta sahada daha teknik, daha yaratıcı bir orta saha vardı. Krastev’in oyun görüşü, Musa’nın top kullanma becerisi… Bu ikili, Göztepe’yi hücum anlamında daha akıcı hale getirdi.
Ön tarafta üretken olan, rakibi kendi sahasına iten bir takım olunca; savunma hattı da daha az baskı altında kaldı.
Bu da hataların azalmasını, oyunun kontrolünün elde tutulmasını sağladı. Eğer son vuruşlarda biraz daha becerikli olunabilseydi, skor çok daha farklı bir noktaya gidebilirdi.
Elbette Antalyaspor’un sahadaki görüntüsünü de göz ardı etmemek gerekir. Oldukça dağınık, organize olamayan ve reaksiyon vermekte zorlanan bir rakip vardı sahada.
Ama bu tabloyu sadece Antalyaspor’un kötü gününe bağlamak eksik olur. Çünkü Göztepe’nin etkili oyunu da bu dağınıklığın en önemli sebeplerinden biriydi. Bu galibiyetle birlikte Göztepe’nin Avrupa hedefi yeniden alevlendi. Bulgar teknik adamın maç sonu sözleri aslında takımın ruh halini de özetliyor:
“Tüm Göztepe ailesi olarak hep beraber olmamız ve son maçımıza kadar bu birlikteliğimizle hayalimizin, Avrupa hedefimizin peşinden koşmaya devam etmemizdir.”
Bu noktada sadece Göztepe değil, Başakşehir de aynı hedef için yarışıyor. Ve her iki takım için de önünde iki kritik viraj var:
Göztepe, Trabzon deplasmanına çıkacak. Başakşehir ise Fenerbahçe ile karşı karşıya gelecek.
Bu maçlar, sezonun kaderini belirleyebilir.
Sezonun bu noktasında hâlâ şu soruyu soruyoruz:
Göztepe Avrupa’ya gidebilir mi?
Cevap net değil…
Ama ihtimal var.