Göztepe’nin uzun bir aranın ardından sahadan galibiyetle ayrılması, sadece puan tablosuna yazılan üç puandan ibaret değil. Belki de daha önemlisi, sahada ortaya koyulan futbolun kaliteyi yeniden hatırlatmasıydı.
Ankara deplasmanında Gençlerbirliği karşısında alınan galibiyet, Sarı-Kırmızılı camiada moralleri yerine getirirken, oynanan oyun da “bu takım hâlâ burada” mesajını verdi.
Uzun süredir eleştirilen, zaman zaman üretkenlik konusunda sıkıntılar yaşayan Göztepe, bu kez sahada daha diri, daha organize ve ne yaptığını bilen bir görüntü çizdi. Ve bu, skor kadar değerliydi.
Teknik Direktör Stoilov genel anlamda ideal kadrosundan vazgeçmedi. Sadece Juan bu kez mücadeleye yedek başladı.
Ön tarafta görev yapan Janderson ve Jeferson ikilisi, uyumlu göründü. Fizik güçleriyle rakip savunmayı zorlayan bu ikili, aynı zamanda doğru kullanıldığında ne kadar etkili olabileceklerini de gösterdi.
Özellikle Jeferson’un vücut çalımıyla rakibini saf dışı bırakıp topu Krastev’e aktardığı pozisyon gözlerimizin pasını sildi.
Ancak aynı pozisyonda Krastev’in, bomboş durumdaki Janderson’a pas vermek yerine şut atması herkesi çileden çıkardı. Belki de o an, maçın çok daha erken kopmasını sağlayabilecek bir fırsattı.
Bu maçta dikkat çeken bir diğer önemli nokta ise Göztepe’nin pozisyon üretme becerisiydi.
Evet, goller penaltıdan geldi. Ama bu durum, takımın hücumdaki üretkenliğini gölgelememeli. Üretim varsa, gol de er ya da geç gelir.
Üstelik kazanılan iki penaltının da tartışmasız olması, Göztepe’nin rakip ceza sahasında etkili olduğunu ortaya koyuyor.
Penaltıların gole çevrilmesi ise ayrı bir hikâye…
Son haftalarda bu konuda ciddi sıkıntılar yaşayan Sarı-Kırmızılı ekipte, ilk penaltıda topun başına geçen Miroshi’nin kendinden emin vuruşu hem skoru getirdi hem de taraftarın yüreğine su serpti.
İkinci penaltıda ise topun başına Bokele’nin geçmesi sürprizdi. Ancak o da sorumluluk alarak görevini yerine getirdi.
Son haftalarda eleştirilerin odağında olan Dennis, bu maçta orta sahada adeta takımın denge unsuru oldu. Mücadele gücü, top kazanımları ve oyunu yönlendirmesiyle Göztepe’nin toparlayıcı isimlerinden biriydi.
Benzer şekilde taraftarın zaman zaman hedefi haline gelen Cherni de bu kez hem hücumda hem savunmada önemli katkılar sağladı. İstekli oyunu dikkat çekiciydi.
Ligde altı maç sonra gelen galibiyet, sadece puan hanesine yazılan bir sonuç değil; aynı zamanda mental bir eşik.
Takımın üzerindeki baskıyı azaltan, özgüveni yeniden inşa eden ve “yeniden başlayabiliriz” duygusunu aşılayan bir sonuç.
Üstelik Fenerbahçe’nin Beşiktaş karşısında aldığı galibiyetin ardından, Avrupa yarışındaki matematiksel ihtimalin yeniden güçlenmesi de Göztepe adına işleri daha anlamlı hale getirdi.
Ancak futbol durmuyor.
Biz bu galibiyeti konuşurken, Göztepe çok daha büyük bir sınavın eşiğinde.
Erteleme maçında, şampiyonluk mücadelesi veren Galatasaray ile İzmir’de karşı karşıya gelecek.
Bu maç, iki takım için de sezonun kaderini etkileyebilecek bir karşılaşma. Galatasaray zirve yarışında, Göztepe ise Avrupa hedefinde…
Yani sahada sadece futbol değil, yüksek gerilim, büyük mücadele ve ciddi bir taktik savaşı olacak.
Bu maçta da en büyük görev tribünlere düşüyor.
Skor ne olursa olsun, oyun nasıl giderse gitsin, 90 dakika boyunca takımı desteklemek bu sürecin en kritik parçası olacak. Çünkü sezon bitmedi. Önümüzde hâlâ maçlar var.
Ve en önemlisi…
Neden yeni bir seri başlamasın? Göztepe bunu daha önce yaptı. Yine yapabilir.