A Milli Takım’ın maçları nedeniyle liglere verilen ara, futbolseverler için her zaman iki duyguyu aynı anda yaşatır. Bir yanda Ay-Yıldızlı heyecan, diğer yanda ise alıştığımız lig temposunun eksikliği…
Şimdi o hasret sona eriyor. Tribünler yeniden dolacak, ekran başındaki heyecan artacak. Ve elbette gözler bir kez daha Avrupa mücadelesi veren Göztepe’nin üzerinde olacak.
Sarı-Kırmızılılar için yeni bir hikâye başlıyor.
İlk perde, cumartesi günü deplasmanda oynanacak Gençlerbirliği maçıyla açılıyor. Bu karşılaşma sadece bir lig maçı değil; aynı zamanda kalan haftaların nasıl şekilleneceğinin de habercisi olabilir. Hemen ardından hafta içinde İzmir’de oynanacak Galatasaray erteleme mücadelesi ise sezonun kırılma anlarından biri olmaya aday.
İki maç… Belki Avrupa kapısını aralayacak, belki de umutları zora sokacak.
Futbol zaten böyle bir oyun.
Bir top çizgiyi geçer, bütün senaryo değişir.
Ama bu noktada mesele sadece sahadaki sonuçlar değil.
Göztepe’nin farkı: Sonuca değil, sürece yatırım.
Geçtiğimiz günlerde Sportif Direktör Ivan Mance’nin yaptığı açıklamalar aslında Göztepe’nin bugününü değil, geleceğini anlatıyor.
Futbol dünyası hızlı sonuçların peşinde koşarken, Göztepe farklı bir yol seçmiş durumda.
Mance’nin sözleriyle:
“Hızlı çözümlere takıntılı bir futbol dünyasında biz istikrarı ve akılcı yaklaşımı seçtik.”
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor.
Bugün birçok kulüp günü kurtarmak için hareket ediyor. Transferler, yüksek maaşlar, kısa vadeli başarılar… Ama ardından gelen tablo çoğu zaman aynı: Borç, kaos ve düşüş.
Göztepe ise bu döngünün dışına çıkmaya çalışıyor.
En düşük maaş bütçelerinden biriyle, ligin en genç kadrolarından biriyle ve buna rağmen Avrupa yarışının içinde kalmak…
Bu bir tesadüf değil, bir model.
“Avrupa’ya gidelim ama yok olmayalım” anlayışı
Mance’nin en dikkat çekici vurgusu ise belki de şuydu:
“Hayallerimizi sağlam olmayan bir zemine kurmayı reddediyoruz.”
Bu, Türk futbolunda çok sık duyduğumuz bir cümle değil.
Çünkü biz genelde şunu görmeye alışığız:
Bir takım Avrupa’ya gider, sonra ertesi sezon küme düşme hattında bulur kendini.
Ya da mali olarak geri dönüşü zor bir yola girer.
Göztepe ise bu tuzağa düşmek istemiyor.
Avrupa hayali var, evet.
Ama bu hayalin bir bedeli olacaksa, kulübün geleceğini riske atacaksa işte orada frene basılıyor.
Bu yaklaşım, sabır gerektirir.
Ama aynı zamanda gerçek bir kulüp aklı gerektirir.
Göztepe artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir kulüp.
Bu yüzden bu sezon Avrupa gelirse büyük bir başarı olacak.
Ama gelmezse de bu bir başarısızlık hikâyesi olmayacak.
Çünkü Göztepe’nin asıl kazancı, sahadaki puanlardan çok daha fazlası:
Sağlam bir yapı, net bir vizyon ve sürdürülebilir bir gelecek.