Geçtiğimiz yıllarda "CHP Atatürk'ün partisi mi?" başlıklı bir yazı dizisine başlamıştım. Ne yazık ki, gerek iş yoğunluğu gerek motivasyon eksikliğinden sonunu getirememiştim. En azından varılacak yere artık vardığımızı düşünüyorum. Bahsettiğim CHP, bugün kurultayına, seçim yasasına rağmen yerel mahkemenin mutlak butlan kararı verdiği CHP ise, hayır Atatürk'ün partisi değildir. Atatürk'ün kurduğu CHP, 1980 darbesinin ardından kapatılmıştır. Bugünkü CHP, 9 Eylül 1992 tarihinde Deniz Baykal tarafından yeniden kurulmuştur. 1983 iel 1992 yılları arasında SODEP-Halkçı Parti-SHP üçgeninde siyasi varlığını sürdüren partiler belki CHP'nin varisi olmayı başarır, Atatürk'ün kurduğu CHP'yi darbecilere rağmen ayağa kaldırabilirdi. Ancak Deniz Baykal'ın bozgunculuğu, merkez solu en derininden yaralamış ve bırakalım birlik olmayı, Atatürk'ün partisi CHP'yi tamamen tarihe gömmüştü. Bu çıkarımda yalnızca siyasi tahlilleri sonuç olarak ortaya koyamayız, Baykal CHP'sinin usul olarak da gerçek CHP'den nasıl uzaklaştığını, parti kurultaylarının değişmez tek lidere biat haline geldiğini, ne ülke ne parti içi hiçbir problemin konuşulmadan Baykal'ı şeklen yine genel başkan seçelimciliğini, en olmadı yerine Baykal'ın aparatlarını göstermelik genel başkan yapalım da çok dikkat çekmeyelimciliğini düşününce ismi aynı fikri farklı iki ayrı CHP görebiliriz. Artık parti içi tüm dişlilere sirayet eden bu siyasi kültürün bir diğer tezahürü Kemal Kılıçdaroğlu'na da sirayet etmişti. Bazı kurultaylarda karşı adaylar çıksa da hemen partiye düşman olduğu ilan edilmiş, AKP hükümetine fayda sağlamakla suçlanmıştı. Özellikle kaybedileceği bilinen seçimlere aday oalrak sürülen isimler Kemal Kılıçdaroğlu'nu seçim kaybeden ama partinin değişmez lideri olarak tescilliyordu. Sonuçta kişinin tercih edildiği seçimlerde kaybedenler parti değil isimdi... Parti kaybettiğindeyse bir sonraki seçimde kesin iktidarız söylemleri partiye gönül verenler için bir numaralı sloganlardı. Ancak tarihler 21 Mayıs 2026'yı gösterdiğinde 'Hain Kemal' sloganları, 'Gandi Kemal' sloganlarından çok daha gür çıkıyordu.
Aslında bireysel olarak en fazla 50 kişinin ciddiye alacağı milletvekilleri, CHP rozeti sayesinde milletvekili olma şerefine naile olsa da, partisinden çok sözde liderleri Kemal Kılıçdaroğlu'na yaranmak için, partilerine zarar vererek, kendilerine oy veren insanların düşüncelerini reddederek var olmaya devam ettiler. İşte bu ahval ve şerait içindeki dahili bedhah halindeki sözde CHP mensubu kişiler, 21 Mayıs 2026 günü de 'bağımsız yargı'nın mutlak butlan kararını biliyormuşçasına, yanlarında kendine gazeteci diyen işçi düşmanı sözde patronu da alarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında bulunuyordu. 1980 darbesinin ardından kapatılan CHP'ye yine bir yargı eliyle müdahaleye gülerek karşılık vermişler, sözde genel başkanlarının ellerini öpmüşler, işte o sözde genel başkan da, sözde patrona da 'aman sen bize ne şanslı geldin' demiş. Bundan olsa olsa fabl olur. Yanağından makas alıp, "Hanimiş benim şans kartalım" diye başını sevdiği anı tahayyül ediyorum.
Görülen o ki, fotoğraf çekinen sözde patron ve sözde milletvekilleri yarın yine hayatlarına hiç utanmadan devam edecekler. Bu parti Atatürk'ün partisi diyerek kendilerini ve avanelerini kandıracaklar, iktidara geliyoruz diyerek halkı kendileri gibi görecekler.
Unutmayın, 35 yıl önce de ağa babanız Baykal, SHP'de bozgunculuk yapıyordu. Unutmayın, ele geçirdiğiniz CHP, yanınıza alamadığınız Bülent Ecevit'e karşı halkın nezdinde ezilmişti. Unutmayın, sizi ezen Ecevit'i de sırtınızı dayadığınız iktidar benzer yollarla alaşağı etmişti. Unutmayın, karşınızdaki AKP artık daha güçlü, DSP yerine gelen CHP'yi kontrol etmesi yıllarını aldı ama artık tamamen elinde. Unutmayın, yanınıza alamadığınız lider Ecevit'ten çok daha genç, belki onun kadar cesur değil ama gözü kara.