25 Kasım’ın Birleşmiş Milletler tarafından “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilmesinin üzerinden 26 yıl geçti; ancak 25 Kasım’ın hikayesi kanlı bir mücadeleye dayanıyor.
25 Kasım 1960 yılına gittiğimizde Mirabal kardeşlerin hikayesine tanık oluyoruz. Dominik Cumhuriyeti’nin diktatör rejimine karşı mücadele eden üç kız kardeş, diktatör polisi tarafından dövülerek öldürüldü. Aracın içine konup uçurumdan atılarak kaza süsü verilmeye çalışıldı; ancak olay örtbas edilemedi. Kız kardeşlerin öncüsü olduğu hareket sayesinde diktatörlük 1 yıl sonra yıkıldı.
Günümüzdeyse 25 Kasım günü, kadınlar alanlara inerek omuz omuza, kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri için taleplerini haykırarak seslerini duyurmaya çalışıyor. Kulaklarınızı açıp dinlediğinizde o talebi duyacaksınız: “Herkes için eşit bir dünya!”
Kadınlar bir yandan yaşam hakları için mücadele ederken diğer yandan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri artmaya devam ediyor. Bu vahim tablonun en büyük nedeni ise cezasızlık.
Hal böyleyken İtalya, 25 Kasım’ın yıl dönümünde kadın cinayetlerine ömür boyu hapis getiren yasa tasarısını kabul ederek yasalaştırdı. Bu adım can yakan kadın cinayetlerinin caydırıcılığı için önemli bir adım. Verileri incelediğimde ise İtalya’da yılın ilk 10 ayında 85 kadının öldürüldüğünü öğreniyorum. Türkiye’de ise tablo daha vahim. KCDP’nin verilerine göre, ülkemizde 2025 yılının ilk 10 ayında 317 kadın vahşice katledildi.
Türkiye’de rakamlar ciddi boyutlara ulaşmışken 11. Yargı Paketi, TBMM’ye sunuldu. Bu kapsamında 50 bin hükümlünün tahliyesi ön görülürken koşulları sağlayan yüzlerce kadın cinayeti tutuklusunun da tahliye edilmesi bekleniyor.
Peki siz söyleyin; güzel memleketimizde çanlar kimin için çalıyor?