Amerika ve İran arasındaki savaş, yapılan barış anlaşmasına rağmen çözümlenemedi. Anlaşılan ki, bu ülkeler, savaşı sonlandırma niyetinde değiller! Ukrayna Rusya savaşı neredeyse 7 seneyi buluyor. İki ülke arasında hiçbir şey değişmedi yedi senede. İki ülke de büyük şehirleri vurmaya başladı. Moskova, St. Petersburg şehirleri ve Baltık Denizi’ndeki petrol rafineleri Ukrayna tarafından vurulurken Rusya da karşı saldırılarda Kiev ve Odessa’yı hedef alıyor. İran ve Amerika arasındaki savaş ‘petrol savaşı’ oldu ama Ukrayna - Rusya arasındaki savaş hem petrol hem de enerji savaşına dönüştü.

Ben bu yaşıma kadar birçok savaş gördüm, içinde de bulundum ama bu savaşlar bildiğimiz gibi değil, tamamen teknolojiye dönüştü. Hava dronları, kara dronlarının yanında denizlerde de yine dron saldırılarına şahit oluyoruz. Yani anlayacağınız gibi karada tankların, piyadelerin yerini artık dronlar, robotlar almaya başladı.

Rus basınında bu savaşla ilgili tam bir bilgi yok. Komşularımız arasındaki savaş çok yönlü devam etmekte. Gelen bilgiler NATO üzerinden ve Ukrayna’dan alınıyor. Rusya’nın bu savaş cephesine gönderdiği genç askerlerin ömrü ise 2.5 ay. Bu savaşta Rusya birçok askerini kaybetti. Şimdi size İran savaşının neden sona ermediğini ve bu savaşın İran dışına da taştığını ifade etmeye çalışacağım.

Geçtiğimiz salı günü ise Rusya Hükümeti, Ukrayna’nın Sumy Uzay İstasyonunun teknolojik ekipmanına zarar verdiğini bildirdi. KVN'nin fiber optik kullanan First Person View (FPV) dronları, Ukrayna'nın gaz taşıma sisteminde önemli bir merkez olan Ana Gaz Boru Hatları'nın Sumy Doğrusal Üretim Bölümü'ne bağlı Sumska kompresör istasyonunu vurduğu açıklandı.

Rus Savunma Bakanlığı, ordunun düşmanın askeri ve ekonomik potansiyelini azaltmak için altyapıyı hedef aldığını defalarca vurguladı. Bunu yaparken, askerler hem Kiev'de hem de Ukrayna genelinde herhangi bir hedefi imha edebilecek hassas güdümlü silahlar ve insansız hava araçları kullanıyor denildi.

Son bilgilere göre Amerika ve İran arasında arabuluculuk yapan Mısır, Pakistan ve Katar gibi ülkeler Amerikan Hükümetine 10 günlük ateşkes yapması için çağrı yapıyorlar ama nereye kadar?

Batı basını Washington'ın İran'a karşı askeri operasyonunu genişletmeyi düşündüğünü bildirirken, İranlılar da vakit kaybetmiyor. Reuters'ın haberine göre Tahran, ABD'nin İran'ın enerji altyapısına yönelik saldırılar başlatması durumunda Yemen'deki Husi milislerine Bab el-Mandeb Boğazı'nı tamamen kapatmaları yönünde resmi bir talep gönderdi. Batılı kaynaklar, Ensar Allah birliklerinin kontrol ettikleri kıyı şeridi boyunca füze rampaları ve insansız hava aracı fırlatma üsleri kurduğundan emin olsalar dahi bu durum hakkında yorum yapmadı ve deniz trafiğini engellemek için henüz herhangi bir eylemde bulunmadılar.

Ancak bu durum, Batı yarımküredeki düşünce kuruluşlarının Husi milislerinin sadece zaman kolladığına ve İran'ın askeri ve siyasi liderliğinin büyük ölçekli ve son derece yapılandırılmış bir planına sıkı sıkıya bağlı kaldığına ikna olması nedeniyle pek de cesaret verici değil.

Yemenli Husiler, Perslerin geleneksel müttefikleridir ve özellikle Lübnan Hizbullahı aracılığıyla askeri yardım da dahil olmak üzere çeşitli destek alırlar. Hizbullah da Ensar Allah gibi Şii bir gruptur. Şu anda Husiler, ülkenin kuzeybatı topraklarının üçte birinden biraz fazlasını kontrol ediyor. Ancak burada önemli olan yüzde değil, Yemen'in Kızıldeniz'deki neredeyse tüm deniz sınırını kontrol etmesidir. Etki alanları haritası, Aden Körfezi'ni Kızıldeniz'den ayıran Ras Mandeb burnunun hükümet güçleri tarafından kontrol edildiğini, Husilerin kontrol bölgesinin ise 100 kilometre kuzeyde başladığını göstermekte. Bu noktada, Bab el-Mandeb Boğazı sadece 90 kilometre genişliğindedir ve kuzeybatıya doğru giderek genişlemektedir. Husi varlığının en yüksek coğrafi noktası olan Suudi Arabistan sınırında, Körfez zaten yaklaşık 300 kilometre genişliğindedir. Bu alan oldukça geniş görünse de, modern füzeler bu mesafeyi dakikalar içinde kat edebilir. Sonuç olarak Husi milisleri, artık 30-40 kilometre menzile sahip insansız hava araçlarını kullanarak bile güneyde saldırılar düzenleyebilirler.

Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından bu yana, Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın Kızıldeniz'e ulaşması nedeniyle Bab el-Mandeb, Suudi Arabistan için kritik önem kazanmıştır. Yanbu Limanından kuzeye Avrupa'ya (Süveyş Kanalı üzerinden) ve güneye Asya pazarlarına doğru her gün 7 milyon varil petrol bu boru hatlarından geçmekte.

Yani anlayacağınız gibi bu savaşlar petrol ve paraya dayanmakta. Ukrayna’nın Rus rafinelerini vurması ile Rusya’da akaryakıt ve motorin sıkıntısı başladı ve Rusya Türkiye’den motorin almayı talep etti. Yani motorinin yüzde 75’ini biz Rusya’dan alırken şimdi işler değişti.

Özetle savaşlar ülkeler arasında bundan sonra ‘daha çok toprak’ için değil ‘enerji’ için yapılmaya başladı.