Antik çağlardan bizlere ulaşan motifler ve yapılar arasında genellikle en çarpıcı olan yapılar mezarlar veya mezar olduğu savunulan yapılardır. Eski kültürlerin ölüm ve yaşam döngüsüne yüklediği önemi ön plana çıkaran mezar yapıları, dünya üzerinde bugüne kadar yaşamış olduğu tahmin edilebilecek insan sayısına nazaran tabi ki oldukça az olup, genellikle bizlerin güncel yorumları tarafından “önemli” olarak tanımlanan birey veya bireyleri barındırır ya da barındırmış oldukları düşünülür. Ölen kişinin statüsü, ölüm ve yaşam bariyerinin anımsatıcı gücü, yer altı ve yer üstü konseptleri ve bu dünyanın ardından çıkılacak yolculuğa hazırlık temalarının farklı şekillerde ancak yakın maksatlarla işlendiği yapılar hem manevi hem de bunu yansıtan fiziki form ve içerikleriyle kudretli imgeler olma özelliği taşırlar. Bu bağlamda incelenmiş ve incelenebilecek pek çok eser ve yapı mevcuttur ancak yakın zamanda yapılan bir araştırma bu konudaki bir bilinmezliği farklılaşan bir yaklaşım ile çözümlemiş olabilir.

Japonya’nın güney batısında yer alan Kyushu Adası’ndaki “süslemeli” veya “bezeli” mezarları inceleyen yeni bir çalışma, duvarlardaki küçük ve çoğunlukla yüzsüz insan figürlerinin belirli ölüleri betimleyen portreler olmayabileceğini öne sürdü. Ca’ Foscari Venedik Üniversitesi ve Max Planck Geoantropoloji Enstitüsü bağlantılı araştırma, MS 6. ve 7. yüzyıllara tarihlenen 38 mezardaki 77 insan tasvirini büyüklükleri, konumları, yapım teknikleri ve diğer motiflerle ilişkileri bakımından karşılaştırdı.

Bu mezarların atfedildiği Kofun Kültürü, yaklaşık 3. Yüzyıl’ın ortası ile 7. Yüzyıl arasında faaliyet göstermiş ve Yamato krallığı çevresinde gelişmiştir. Kofun Kültürü adını, seçkinleri için yapılan büyük mezar höyükleri için kullanılan tabirden almıştır. Aralarında çok görkemli olanlar ve yukarından bakıldığında birer kilit gibi görünen mezarların da bulunduğu bu yapılar, heybetleri ve gizemlerini hala sürdürmektedir demek mümkün.

Araştırma, duvar resmi ve motifler içeren mezarlardaki insan formlarının çevrelerindeki at, tekne, sadak ve geometrik şekillere göre orantısız biçimde küçük ve detaysız olduğunu, genellikle daha küçük gösterildiklerini ortaya koydu. Araştırmacılara göre aynı yapımdaki figürler arasındaki diğer ögeler detaylıca ve nispeten üstün bir sanatsal kapasite ile resmedilirken insanlar ise bilinçli olarak atıl bırakılmış. Bu konuda bahsedilen en bariz örnek ise atlar ve binicileri arasındaki orantısızlıklarken, bu farkın sanatçıların beceri eksikliğinden değil, bilinçli bir görsel hiyerarşiden kaynaklandığı düşünülüyor.

Kofun Kültürü’nün ilerleyen dönemlerinde mezar tiplerinin yeniden açılabilir odalar ve yapılar haline gelişinin mezarlardaki törensel veya ritüelistik unsur kullanımını güçlendirmiş olabileceği fikri öne sürüldü. Çalışmaya göre yapıların dış cephedeki silahlı figürler mezarı koruyor, giriştekiler yaşayanlarla ölülerin dünyaları arasındaki eşiği belirliyor, arka duvardaki küçük tasvirler ise ölünün son yolculuğunu simgeliyor olabilir. İnsan figürlerindeki yüz, cinsiyet ve statü belirleyebilecek ayrıntıların azaltılması, ölünün bireysel kimliğini geride bırakarak ortak atalar topluluğuna katılması düşüncesiyle ilişkilendiriliyor.

Örneğin Antik Mısır’da mezar sahibinin adı, mizacı ve unvanları öne çıkarılırken Kyushu’da insanın anonimleştirilmesi önemli bir ayrım oluşturuyor. Bu nedenle yapılan seremoniler hakkında bilgi sahibi olunmasa da, mezar mimarisi ve imgeler üzerinden Geç Kofun toplumunun ölümü bireysel anmadan ziyade topluma işleniş bir kişisel dönüşüm olarak kavradığına dair güçlü bir yorum sunuyor demek mümkün olabilir.

Aynı zamanda araştırma, Kyushu geleneğinin benzer dönem ve coğrafyalarda, Kore Yarımadası’nda, bulunmuş Goguryeo mezarlarından ayrıldığını gösteriyor çünkü Goguryeo resimlerinde soylular ayrıntılı, büyük ve tanınabilir kişiler halinde betimlenmeyi sürdürmüş.

Bu çalışma yepyeni bir keşiften çok mevcut bulguların birlikte ve açık fikirlice incelenmesinin soyut unsurları hayatına önemli ölçüde entegre etmiş bizlerin yaşantısını anlamak için ne derecede önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serer nitelikte.