Türkiye profesyonel alt ligleri 2026-2027 sezonuna 'merhaba' dedi. İlk karşılaşmalarda ben Altay ile Denizli İY Güreller arasındaki mücadeleyi takip etmeyi tercih ettim. Pozisyon bakımından oldukça kısır, topun kaleden uzak kaldığı bir maç izledik. Buna rağmen galibiyete daha yakın duran, sahada daha üstün bir performans sergileyen taraf Altay’dı. Pozisyonlar buldular, kaleciyi geçen bir topları çizgiden çıkarıldı, hatta öne geçtikleri güzel bir gol de attılar. Ancak basit bir müdahaleyle kalesinde penaltıya sebebiyet veren Siyah-Beyazlılar, beraberlikle yetinmek zorunda kaldı.
Taraftarın maça ilgisi son derece düşüktü; Altay tribünlerini daha önce bu kadar boş gördüğümü pek hatırlamıyorum. Denizli temsilcisi adına ise şu gözlemi yapmak mümkün: Denizli halkı, sanırım Denizlispor dışındaki takımları tam olarak benimseyebilmiş değil.
***
1-1 sona eren karşılaşmada sahaya yansıyan oyun tam da beklediğim gibiydi. Yıllardır transfer yasağıyla boğuşan, altyapıdan yetiştirdiği gençlerle ayakta kalmaya çalışan Altay, mücadeleci kimliğinden bu maçta da taviz vermedi. Yine çok koşan, basan ve sert oynayan bir takım vardı sahada. Fakat bu kez dikkatimi çeken olumlu bir yenilik oldu: Siyah-Beyazlılar, dar ve kalabalık alandan ayağa temiz paslarla çıkmayı başardı.
Savunmada son derece kalabalık duran, kademe anlayışını iyi uygulayan ve ceza sahasını rakibine adeta kapatan bir Altay izledik. Ancak sert oyunun dozajı zaman zaman kaçtı. Bu durum gelecek haftalar için ciddi bir tehlike sinyali: Eksik kalma ve durduk yere penaltıya sebebiyet verme riski oldukça yüksek.
İkinci yarıda rakip baskısı yokken topun gelişigüzel ileri vurulduğu ve gereksiz top kayıplarıyla rakibin atağını tazelediği anlar yaşandı.
Oyuncular bazında ise Nurullah Efe Kocatürk’ün aşırı konsantrasyonu dikkat çekti. Topa gereksiz yatarak taban müdahalesinde bulunup sarı kart gördü; pozisyon kırmızı kartla da sonuçlanabilirdi. Teknik Direktör Tuna Üzümcü’nün kenardan uyarısı bu açıdan yerindeydi.
***
Denizli İY kadro olarak daha teknik ayaklardan kuruluydu, ancak bu kaliteyi sahaya yansıtmakta zorlandılar. Rakibin yoğun presi ve sert futbolu karşısında oyun kuramadılar, kaleye gitmekte güçlük çektiler. Denizli ekibinin bu etkisizliğini —kulağa şaşırtıcı gelse de— defans oyuncularının ve kalecisinin iyi performansına bağlamak gerek. Yazdığımda bir hata yok. Ve sizler de yanlış okumadınız. Açıklayayım: Altay maça ön alanda tam saha presle başladı. Buna rağmen kaleci Umutcan Yenisoy inanılmaz bir soğukkanlılıkla topu ayağından çıkardı, hata yapmadı ve boş durumdaki arkadaşını buldu. Aynı rahatlık savunma hattında da vardı; panik yapmadan pasla çıktılar. Bu soğukkanlılık karşısında presin sonuç vermediğini gören Altay, kendi yarı alanına çekilerek kalabalık bir blok oluşturdu. Denizli ekibi ise bu kez karşısında bulduğu kalabalık savunmayı aşamadı ve oyun kısırlaştı. İkinci yarıda savunmayı üçleyip orta sahayı kalabalıklaştırma hamlesi de sonuç vermedi. Eşitlik golünü ancak penaltıdan bularak evine 1 puanla döndüler.
Bireysel performanslarda Denizli İY'nin en deneyimli ismi Atakan Üner, rakibin sertliği karşısında etkisiz kaldı. Bir kez savunma arkasına sarktı ancak kontrolü sağlasa kaleciyle karşı karşıya kalacağı topu tutamadı. Santrafor Bora Taşdemir ise kalabalık savunma arasında kayboldu; kendisine ulaştırılan iki net topta da amatörce kayıplar yaptı.
***
Genel bir gelenek olarak takımlarımız sezona tam hazır giremez. Ancak Altay’ın lige neredeyse hazır bir görüntü çizdiğini söyleyebilirim. Denizli İY içinse aynı şeyi söylemek zor; zamanla performanslarını artırmazlarsa bu ligde ciddi sıkıntılar yaşayabilirler.