Hz. Peygamber, “Bir gün gelecek.” O güne kıyamet günü deniyor. Hz. Peygamber: “İnsanlar sadece kasalarını ve keselerini doldurmaya bakacaklar. Kazandıkları şey haramdan mıdır, helalden midir? Aldırış etmeyecekler.” buyuruyor.
Şu anda yaşadığımız günler o günler midir? O günleri mi yaşıyoruz acaba, ne dersiniz?
Öyle insanlar var ki gözü doymak bilmiyor. “Bir vadi dolusu altın verseniz, yine de gözü başkasının malındadır.” Beğenmiyor, ikincisini istiyor. Dünyası tam olacak adamın. Odası, damı tam olacak. Modaya uyacak, hayatı ve eşyası tam tekmil olacak. Kusurlu dünya kusursuz olacak… Ya ahiret? Oraya gelince Allah kerim! Nefsinin her istediğini yapacak, kalbini yıkıp ruh âlemini virane kılacak, çalacak çırpacak ve sonra da dönüp rahmet-i Rahman’a kavuşacak!
Günümüzde bu tip insanlar yok mudur? Haram-helal ayırmayan, şüpheli şeylerden kaçınmayan insanlar. Gelsin de nereden gelirse gelsin, diyen insanlar. Aldığını bilmeyen, verdiğini ve yediğini bilmeyen insanlar. Üzümünü yiyip bağını sormayan, soranları ayıplayan insanlar. Yok mudur böyleleri?
Nereden gelirse gelsin, öyle mi? Haramdan kazanan açıkgöz, helalinden kazanırken zor geçinen ahmak, öyle mi? Hırsızlıktan, uğursuzluktan milyonlar vuran tok, “ekmeğini taştan dahi” kazanacak derecede maharetli, namusuyla yaşayan ise “aç kalmaya namzet”, öyle mi? Şayet öyle ise, şayet bu zihniyet cemiyette yer alırsa veya yer almışsa kıyamet yakındır demektir.
Kur’an’da Hz. Allah (c.c.): “Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: ‘Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır…’” buyurarak Peygamberine dahi kıyametin zamanını, gününü bildirmemiştir. Ama inancımız gereği, kıyamet alametlerini de ibretle, imanla yakından takip ettiğimizde hemen bunları görürüz.
Örneğimiz, önderimiz, liderimiz, rehberimiz Hz. Muhammed (sav)’in sözlerine gelelim ve can kulağıyla dinleyelim: “Helal bellidir, haram da bellidir. Bu ikisinin arasında çok kimsenin bilmedikleri gizli şeyler de vardır. Binaenaleyh bir kimse bu şüpheli şeylerden korunursa, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli şeyleri yapanlar, harama düşerler. Korunun kenarında hayvanları otlatan kimse gibi ki, koruya dalması (yani yasak bölgeye) pek mümkündür. Dikkat ediniz, her hükümdarın bir korusu vardır. Uyanık olunuz. Allah’ın korusu da haram kıldığı şeylerdir. Şunu da biliniz ki, bedende bir et parçası vardır. O düzgün olursa vücut da düzgün olur. Eğer o bozuk olursa, bütün vücut da bozulur. Biliniz ki bu et parçası kalptir.”
Kalbi temiz olan insan, haramı helali bilen insandır. Haramın ve helalin sınırlarını titizlikle çizen, helal hudutlarını aşmayan ve geçmeyen insan, Peygamberin ikazını duyan gerçek mümindir. Resulüllah (sav) buyuruyor ki: “Bir insan mahzurlu olmayan şeyleri mahzurlu olabilir sakıncasıyla terk etmedikçe, muttakilerin derecesine ulaşamaz.” İnceliğe lütfen dikkat edelim. İslam’da kabalık. İslam’da karanlık yok. İslam’da gözü kapalı yaşamak, gelişigüzel adım atmak yok. Bilerek yürümek var Hak yolda. Üzümü yenilen bağın sahibiyle helalleşmek var. Bakın şu hadiseye. Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
“Babam Ebu Bekir es Sıddık’ın bir kölesi vardı. Kendisine gündelik getirirdi, babam da bundan yerdi. Yine bir gün kölesi babama bir şeyler getirdi, babam da ondan yedi. Köle: ‘Yediğin şey nedir, biliyor musun?’ dedi. Babam: ‘Nedir o?’ dedi. Kölesi: ‘Cahiliye devrinde birinin falına bakmıştım. Zaten falcılığı da bilmem ya, onu kandırmıştım. Şimdi karşılaştık, bu yediğini o verdi.’ dedi. Babam parmağını gırtlağına soktu ve karnına giden şeyleri çıkardı.”
Bunu tatbike kalksak var ya, parmaklarımızı gırtlağımızdan alamayız vesselam! İşte Hz. Ebu Bekir örneği ve işte örnek davranışı. Ancak budur Müslüman’ın işi. “Haram-helal ver Allah’ım, asi kulun yer Allah’ım!” demez, diyemez Müslüman. Müslüman yalnız haramlardan değil, şüpheli şeylerden de kaçar. Peygamber Efendimizin şu hadisi de iyi anlaşılmalı ve unutulmamalıdır: “Sen, seni şüphelendiren şeyleri bırak, şüphelendirmeyen şeylere bak!”
“Bir adam, Resulüllah’a: ‘Günah nedir?’ diye sordu. Efendimiz: ‘Bir şey, içinde tereddüt hâsıl ederse onu bırak!’ dedi. Adam: ‘İman nedir?’ dedi. Efendimiz: ‘Günahın seni üzer, sevabın seni sevindirirse, sen müminsin.’ buyurdu.” Ey akıllı Müslüman, sakın yenilme zamanenin fendine! Hem dünyada hem ahirette rahat etmek istiyorsan, kulak ver Efendine! (Yani Peygamber Efendimize…) Bir sonraki yazımda haramın zararlarını ve nereye kadar uzandığını yazacağım.