Göztepe, Rams Park deplasmanından 3-2’lik mağlubiyetle döndü dönmesine ama cebinde puan olmasa da ciddi bir umut taşıyarak geldi İzmir’e. Oysa maç öncesinde hem taraftar hem de ben bu karşılaşmadan İzmir ekibinin ağır bir hezimetle ayrılabileceğini düşünüyorduk. Hiç de öyle olmadı; müsabakanın son 15 dakikasında rakibini ceza alanına hapseden ve puan alabileceği hissini fazlasıyla hissettiren bir Göztepe izledik.
Geçtiğimiz yıllarda sezona fırtına gibi girip Fenerbahçe ve Beşiktaş’a çelme takan İzmir ekibi, son haftalarda karşısına Galatasaray çıktığında hep formsuz dönemlerine denk gelir ve sahadan boynu bükük ayrılırdı. Bu kez ilk haftalarda karşılaştı ama şans bu ya; yine Göztepe’nin bocaladığı bir döneme denk geldi bu randevu. İzmir'in sarı-kırmızılıları şeytanın bacağını yine kıramadı.
***
Müsabakayı üç ayrı perdeye ayırmak lazım:
İlk 45 dakikada Galatasaray yüklendi, Göztepe ise hızlı hücumlar ve duran toplarla fırsat kolladı. İkinci yarının başında Galatasaray baskıyı kurdu, Göztepe ise hücuma bir türlü çıkamadı. Ev sahibi bu bölümde bulduğu gollerle farkı açarken, Göztepe eline geçen ilk ciddi fırsatta ikinci golünü buldu.
İşte o golden sonra ibre bir anda döndü.
Galatasaray 3-2’lik skoru koruma derdine düşünce oyun anlayışı da değişti. Baskı altında pas yapamayan İstanbul temsilcisi, topu kontrol ederek çıkmak yerine gelişigüzel uzaklaştırmaya başladı. Göztepe bu topları toplamaya başladıkça Galatasaray savunması biraz daha geriye çekildi ve meşin yuvarlağı tamamen İzmir ekibine bıraktı.
Dakikalar azaldıkça konuk takım rakip yarı sahaya daha fazla yerleşti; paniğe kapılan rakibinin gelişigüzel uzaklaştırdığı topları toplayarak üst üste hücum tazeledi. Fakat net pozisyon üretmekte zorlanınca aradığı beraberlik golünü bulamadı.
***
Göztepe karşılaşmaya yine topu rakibe vererek başladı. Plan uzun toplar ve hızlı hücumlarla gol aramaktı. İlk yarıda, rakibin rekor sayılabilecek ortalarına geçit vermeyen savunma hattı öne çıktı. Ancak ikinci yarıda topu ileriye taşımayı bir türlü başaramadı. Hücum ile defans bloğu arasındaki kopukluk nedeniyle bocalama başladı; kalesine yerden paslarla getirttiği yetmediği gibi hava topu hâkimiyetini de kaybetti. Özellikle Osimhen’i durdurmak neredeyse imkânsız hale geldi.
İzmir ekibi rakip kaleye gitme şansını ilk kez 65. dakikada buldu. Duran top golüyle fark bire inince umutlar tazelendi ancak organize pozisyon üretmekte zorlanan bir Göztepe vardı.
Asıl problemlerden biri ise orta sahadaydı.
Göztepe’nin ileriye, iki santraforuna sürekli çok uzun toplar oynaması, orta saha oyuncularını hücum organizasyonunun büyük bölümünde oyunun dışına itti. Orta sahanın yapabildiği tek şey ikinci topları kovalamak ve geriye çekilip savunma yapmak oldu. Arda Okan Kurtalan ise sahada çok çalıştı, ileri geri koştu ve son ana kadar savaştı.
Kaleci Gugeshashvili taraftarın henüz tam güven duymadığı bir isim. Mateusz Lis gibi Üç Büyükler'in kalesinde bile rahatlıkla oynayabilecek yetenekteki bir kaleciden sonra o formayı giymek elbette zor iş. Önceki maçlarda kendisine pek iş düşmemiş olsa da bu kez ciddi bir baskı yedi ve kritik kurtarışlara imza attı. Yavaş şutta ters ayakta yakalanması ve kucağına almak isterken elinden kaçırdığı top şanssızlığıydı; nitekim kaçırdığı o topun devam eden atağı penaltıyla sonuçlandı. Yine de tüm bunlara rağmen Gugeshashvili bende henüz bir kuşku yaratmadı. Ancak savunmayla arasındaki iletişim problemi çözülmesi gereken net bir sorun olarak duruyor. Nitekim baskı yerken kendisine atılan geri pasları taca göndermek zorunda kalıp takım arkadaşlarına oldukça kızdı.
***
Galatasaray tarafı ise tam anlamıyla hayal kırıklığı. Dört yıl üst üste şampiyon olmuş, omurgasını korumuş bir takımdan beklenen; akıcı pas trafiği, verkaçlar ve organize bindirmelerdir.
Galatasaray bu maçta takım görüntüsünden uzaktı; bireysel yeteneklerin sırtına yüklenmiş bir yıldızlar topluluğu izlenimi verdi. Yardımlaşma zayıftı, pas opsiyonu oluşturma ise neredeyse yoktu. Dar alanda pas yapamayan Galatasaray, tam saha baskı yediğinde defanstan rahat çıkamadı ve çözümü sürekli Osimhen’e uzun oynamakta buldu. Hava toplarında ve fiziksel mücadelede Osimhen mantıklı bir hedef olsa da, sürekli aynı seçeneğe başvurulması hücumları son derece tahmin edilebilir kıldı.
Üstelik duran toplardaki adam paylaşımı hataları da yenen iki golle cezalandırıldı.
Osimhen yine en etkili isimdi fakat zaman zaman topla gereksiz oynayıp pası geciktirdiği için kayıplar yaptı. Torreira ve sonradan bir süreliğine stopere geçen Lemina canla başla oynadı, kalede Jankat güven verdi. İlk resmi maçına çıkan yeni transfer Aleksey Batrakov ise orta sahada getirdiği hareketlilik ve girdiği iki pozisyonla geleceğe dair olumlu bir ışık yaktı.
***
Uzun lafın kısası
Galatasaray’ın bu dağınık oyunla işi zor.
Türkiye ligi refleksleriyle sonradan açılıp şampiyonluk yarışına tutunabilirler belki. Ancak bu teknik kapasitesi sınırlı, sadece atletik kadro yapısıyla kapanan takımlara karşı maç kazanmaları zor olur. Çünkü sadece bireysel kaliteyle değil, baskı altında doğru pası yaparak ve takım halinde hareket ederek de ayakta kalmak gerekiyor.
Göztepe ise kolay pes etmeyeceğini gösterdi. Son yılların en pahalı kadrosuna son düdüğe kadar ecel terleri döktürdü.
Ancak bu futbol, geçmiş yıllardaki başarıları tekrarlamaya yetmez. İzmir ekibinin acilen orta sahasını hücum aklına dahil etmesi gerekiyor. İki santrafora atılan uzun toplarla rakip kaleye gitmeye çalışmak, orta sahanın hücumdaki etkisini ortadan kaldırdığı gibi takımın hücum çeşitliliğini de ciddi biçimde azaltıyor.
Göztepe’nin elinde mücadele eden, pes etmeyen bir takım var. Şimdi buna biraz daha oyun aklı eklemek gerekiyor.
Skor Galatasaray’ın oldu. Ama Rams Park’tan İzmir’e dönen takımın cebindeki en değerli şey, kaybedilmiş üç puana rağmen yeniden yeşeren umut oldu.