Barış evrensel bir olgudur ve düşmanlığın, çatışmaların, kavgaların, savaşların mevcut olmadığı bir durumdur. Barış aslında insanların birlik, sessizlik, huzur içinde yaşamasıdır.

Barış durumu hem toplumun hem de bireylerin durumları için geçerlidir. Toplumsal olarak barış dışsal, bireysel olarak da içsel olarak çatışmaların olmadığı durumu ifade eder. Barış, kendisiyle barışık olan insanın sakin, dengeli, huzur içinde yaşaması demektir.

İnsanlık tarihinde barışa her zaman ihtiyaç duyulmuştur. Tarihte en zeki insanların barış için çabaladıklarını görürüz. Çünkü barış, insanların refahı ve gelişimi için zaruridir. Toplumdaki eşitlik ve mutluluk için temel oluşturur.

Dünyevi insanlar bencil ve açgözlü olduğundan hiçbir zaman yetinme nedir bilmezler, hep daha fazlasını isterler. Bugüne kadar barışın önündeki en büyük engeller açgözlülük, tatminsizlik ve bencillik olmuştur. Hâlbuki insanlığın hayatta kalması ve türün devamı için barış çok önemli bir olgudur.

Aklıselim olan insanlar acılara neden olan savaşı istemez. Sadece zekâsı uyanmamış ve duygudan yoksun kişiler savaşı barışa tercih ederler.

Aslında herkes, savaşları küresel toplumun çıkar gruplarının para kazanması için çıkarıldığını biliyor. Günümüzde küresel emperyalizmin açlık çeken insanlara yardım etmek yerine, kaynaklarını silah üretimine ve savaşlara aktardığı, 3. Dünya Savaşı’nı çıkarma noktasına doğru ilerlediği görülmektedir.

Barışın temel ilkesi insana duyulan saygı ve sevgidir. İnsana saygı ve sevgi duyan birey eline silah alıp bir başka insanı öldürmeye kalkışmaz. Emir her nereden gelirse gelsin, cezası ne olursa olsun gerçek insan başkalarını öldürmek için silahlanmaz ve silah fabrikalarında çalışmaz. Sadece korkaklar silahlanıp başka insanları öldürmek için savaşa giderler. Çünkü emre uymayınca doğacak cezalardan korkarlar.

Eğer dünyada herkesin önceliği barış olursa, içsel barışı sağlayıp çevresiyle de barış içinde yaşar. İçsel barışı sağlayan insan çevresindeki insanlarla da barış içinde olur.

Dünya Değişim Akademisi’nde sunulan “Barış Sanatı Değişim Programı” ile içsel ve dışsal barışı sağlayabiliriz. Dışsal savaşın kazananı olmayacak ama içimizdeki savaşı bitirerek kazanan olabiliriz, ayrıca insanlık da kazanacak.

Toplum bireylerden oluştuğu için birey değişince toplum da değişecektir. O yüzden gerçek değişimin temelindeki prensip kendini değiştirmekten geçer.

“Kendini değiştir, dünyan değişsin; dünyanı değiştir, dünya değişsin”.