Kümede kalma ihtimali matematiksel olarak hâlâ var ama gerçek hayatta neredeyse mucizeye bağlı… İşte bu tabloyla sahaya çıkan Bucaspor 1928, evinde küme düşme hattından uzaklaşmaya çalışan Erbaaspor’u ağırladı.
Karşılıklı gollerle geçen mücadele sonunda skor tabelası 1-1’i gösterdi. Ama sahada gördüğümüz futbol, tabeladaki rakamlardan çok daha fazlasını anlatıyordu.
***
Açık konuşmak gerekirse tatsız tuzsuz bir maç izledik.
İlk 65-70 dakika boyunca pozisyon açısından oldukça kısır bir oyun vardı.
Topa daha çok sahip olan, oyunun kontrolünü elinde tutan taraf Erbaaspor’du. Ancak bu hakimiyet, “bu maç kazanılır” duygusunu bir türlü vermedi. Buna rağmen konuk ekip golü bulmayı başardı. Fakat futbol bazen basit hataları affetmez. Bir anlık dikkatsizlik Erbaaspor’un galibiyet hayalini yarım bıraktı ve Bucaspor 1928 skoru eşitledi.
Golden sonra tempo yükseldi. Erbaaspor adeta tek kaleye döndürdü oyunu. Birkaç pozisyon da buldu ama son vuruşlardaki beceriksizlik tabelayı değiştirmeye yetmedi.
Sahadaki oyunun kalitesizliğinde zeminin de payı büyüktü.
Yer yer kaybolmuş çimler, seken toplar, maç öncesi sulanmamış bir zemin… Top yerde ilerlerken adeta sekerek gidiyor, her temasla toz kalkıyordu. Topun sürtünme katsayısı o kadar yüksekti ki, beyaz topun yeşile dönmesinden bunu anlamak zor değildi.
Futbol zaten yeterince akıcı değildi; zemin de bu kısırlığa katkı yaptı.
***
Bucaspor 1928 cephesine gelince…
Sorunlar sahadaki oyunun çok ötesinde.
Başkan yok. Maddi destek yok. Dolayısıyla para yok.
Bu şartlar altında ayakta kalmaya çalışan bir takımdan mucize beklemek gerçekçi olmaz. Taraftar bazen bu gerçeği unutup eleştiriyor, bazen de hatırlayıp kabulleniyor. Bu maçın sonunda ikinci duygu ağır bastı. Beraberliğe rağmen oyuncular tribünlerden alkış aldı.
Futbol açısından ise hatalar zinciri dikkat çekiyordu. Paslar yerini bulmadı. Kısa pasla çıkılamayınca uzun toplara yönelindi. Ancak o topların çoğu ya rakipte kaldı ya da kontrol edilemedi.
Özellikle üç kişinin arasında kalan Berke Özer bu uzun topları indirmekte zorlandı. Kenarlara gönderilen toplar ise fazla havalanınca rakip savunma için kolay av haline geldi.
Bucaspor 1928’in yediği gol de bu hatalar zincirinin sonucu oldu. Sağ bek Arda Koca hücuma destek için ileri çıkmıştı. Arkasında bırakılan boşluk, hatalı bir uzun pas sonrası hızlı hücumla cezalandırıldı.
Savunmada da dikkat çeken detaylar vardı.
Stoper Muzaffer Hotur’un pozisyon alışları hücuma çıkışı zorlaştırdı. Pas isterken fazla geriye çekilip merkezde kalması, takımın ileriye çıkmasını geciktirdi. Oysa sağ bek ileri çıktığında onun boşalttığı çizgiye kayıp oyun yönünü değiştirecek bir pas opsiyonu yaratabilirdi.
Kademelerde de zaman zaman geç kaldı. Birkaç pozisyonda arkadaşının çalım yiyebileceğini hesaplayıp arkasını doldurması gerekirken uzaklarda kaldı.
***
Erbaaspor tarafında ise klasik bir futbol deyimi akla geliyor:
“Bal yapmayan arı…”
Topa sahiplerdi ama üretken değillerdi. Hücuma çıkışları ağırdı. Rakip savunmanın yerleşmesine izin verdiler. Sol tarafta top alacak oyuncu eksikliği vardı. O taraftakiler sürekli ileriye çıkıp, defans arkasına uzun pas beklediler. Dolayısıyla oyun sık sık sağa yönlendirildi. O taraf da kalabalık olunca hücumlar kilitlendi.
Erbaaspor'da bildiğimiz isimler vardı.
Eski Bucalı Taşkın Çalış, hem savunmada hem hücumda çalışkan görüntüsüyle dikkat çekti. Onu daha önce Akhisarspor ve Menemenspor’da da izleme fırsatım olmuştu. Sahada yine güven veren bir performans sergiledi.
Eski Altaylı Oğuzhan Aynaoğlu ise bir pozisyonda bireysel becerisini gösterdi. Sağ çizgide aldığı topu ceza sahasının önünden sürerek sol tarafa kadar taşıdı. Bucasporlu oyuncular müdahale edemedi. Ceza sahası içinde rahatça dönüp ortasını yaptı. Kale önünden geçen topa dokunan olmayınca pozisyon auta gitti.
***
Maçın sonunda ilginç bir duygu tablosu vardı.
Kümede kalma umudu olan bir takım bu beraberliğe üzülürdü.
Ama Bucaspor 1928 tribünlerinde üzgünlük yoktu.
Çünkü bir anlamda kader kabullenilmişti.
Üzülen taraf ise Erbaaspor’du. Mutlak galibiyet parolasıyla geldikleri bir deplasmanda, ligin son sırasındaki rakiplerine puan bıraktılar. Bu puan kaybı, küme düşme hattıyla aralarına koyabilecekleri güvenli mesafeyi de büyütmelerine engel oldu.
Bir taraf kabullenmişti.
Diğer taraf ise kaçan fırsatın ağırlığını taşıyordu.