Kandiller; ışıklarıyla sadece karanlık gecelerimizi değil, aynı zamanda manevi feyziyle de daralan gönüllerimizi aydınlatan, zihinlerimizi berraklaştıran mübarek gecelerdir. Kandiller; öze dönüşün, Rabbimize yürekten yalvarış ve yönelişin, günahlarla kirlenmeye yüz tutmuş gönüllerimizi arındırmanın, geçici olanla kalıcı olanı fark etmenin, kalp gözümüzü açıp gönül dünyamızı temizlemenin fırsatı olan, nefsin yanıltıcı arzu ve isteklerinden uzaklaşmanın imkânlarını sunan kutlu zaman dilimleridir.

İşte Mevlit Kandili de insanı insan yapan, insanı olgunlaştıran bütün güzelliklerin toplandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamber'in doğumunu kutlayacağımız, onun hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlakıyla güzelleştireceğimiz bir tazelenme, paklanma mevsimidir. Muhakkak ki bizler bu dünyaya bir imtihan için gelmiş, ömrümüz de bize emanet edilmiş bir misafiriz. Günahımız ne kadar çok olursa olsun, Allah’ın rahmetinden asla ümidimizi kesmeyelim. Gaflet uykusundan uyanalım. Namazımıza, niyazımıza, ibadetimize, duamıza, tövbemize sarılalım. Dünyanın geçici süslerine asla aldanmayalım.

Bugün gönüllerimizi nurlandıran, dillerimizi salâtüselam ile süsleyen Efendimizin üzerine çokça salâtüselam getirelim. Peygamber Efendimiz bizlere karşı son derece merhametli, fakire ve yetime karşı şefkatli, mazluma karşı müşfik idi. Peygamberimize sevgimizi yalnız dilimizle değil; ahlakımızla, aile hayatımızla, komşuluğumuzla ve kulluğumuzla da gösterelim.

Önümüz 24 Ağustos Pazartesi gecesi gönüllerimizin aydınlatıldığı, dillerimizin salâtüselamla bezendiği müstesna bir geceyi idrak edeceğiz inşallah. Peygamberimizin gelişiyle gönüllerde ümit yeşerdi, karanlıklar nura kavuştu, cehaletin yerini irfan, zulmün yerini adalet, düşmanlığın yerini kardeşlik aldı. Kur’an’da Peygamberimize hitaben, “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyruluyor. Efendimiz kıyamete kadar gelecek bütün ümmete rahmet olarak gönderilmiştir.

O Efendimiz ki kendisine kötülük edenlere dahi beddua etmek yerine hidayet temennisinde bulunmuştur. Yetimin başını okşamış, fakirin hâlini sormuş, garibin gönlünü almış, mazlumun yanında durmuş, komşunun hakkını gözetmiş, ailesine karşı şefkat ve merhamet üzere yaşamıştır.

Eğer bizler gerçekten O’nu seviyorsak, sevgimizi yalnızca sözlerimizle değil, hâl ve hareketlerimizle, davranışlarımızla göstermeliyiz. Dilimiz “Yâ Resûlallah” derken elimiz kul hakkına uzanıyorsa, gönlümüz kin ve hasetle doluysa, komşumuz bizden emin değilse, fakir ve muhtaç kardeşimizin hâlini sormuyorsak, sevgimizi yeniden gözden geçirmemiz gerçekten icap eder.

Çünkü Peygamberimizin yolu; merhamet yoludur, adalet yoludur, edep yoludur, ahlak yoludur, doğruluk yoludur. Şu dünyamızda nice gönüller huzur aramaktadır. Nice insanlar servet içerisinde olduğu hâlde fakirdir, kalabalıklar içerisinde yalnızdır, nimet içerisinde huzursuzdur. Bu geceyi gaflet içerisinde değil, gönüllerimizi muhasebe ederek geçirelim.

Namazımızı gözden geçirelim. Anne ve babamızın gönlünü alalım. Eşimize ve evladımıza merhamet gösterelim. Komşumuzun hukukunu gözetelim. Dargın olduğumuz kardeşimizle barışalım. Kalbimizde kin ve haset varsa onu çıkaralım. Kul hakkımız varsa helallik isteyelim. Ve nihayet ellerimizi Rabbimizin huzuruna açıp samimi ve sadakatle tövbe ederek Rabbimizin huzuruna varalım. Öyleyse henüz fırsat elimizdeyken Rabbimize dönelim. Henüz nefes alıyorken tövbe edelim. Henüz anne ve babamız hayattayken ellerini öpelim. Henüz kardeşlerimiz yanımızdayken gönüllerini alalım. Henüz kapılar açıkken Allah’ın rahmetine sığınalım. Rabbimiz bizleri iman üzere yaşatıp iman üzere huzuruna varan kullarından eylesin inşallah.

Yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan, insanların gönlüne ferahlık, düşüncelere berraklık kazandıran bu kutlu doğum, insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Çünkü onun dünyaya geldiği devrede dünyanın üstünü kalın siyah bulutlar kaplamıştı. İnsanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve haksızlık gönülleri karartmış, Allah’a giden yoldan uzaklaştırmıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlak tamamen kokuşmuştu. Kadınlar esir muamelesi görüyor, bir eşya gibi alınıp satılıyor, kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülüyordu. İşte Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV), böyle bir zamanda dünyaya gelmişti.

MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.