Amerikan Hükümetine misilleme olarak Rusya’dan aldığımız S-400 hava savunma sistemleri Türkiye’nin başına dert oldu. Hiç kullanılmayan bu sistem nerede konuşlandırıldı; İran, Amerika savaşında niye kullanılamadı? Tabii ki bunlar kafalarımızda birer soru işaretleri yarattı. S-400 sistemlerinin üçüncü bir ülkeye, yani Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) satılmasına yönelik müzakerelerinin aylardır gizlilik içinde yürütüldüğünü öğrendik. Kremlin de geçtiğimiz cuma günü yaptığı resmi açıklamayla, Türkiye ile, sistemlerin üçüncü bir ülkeye satışı konusunda görüşmeler yapıldığını dolaylı olarak doğruladı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, konunun son derece hassas olduğunu ve istişarelerin şimdilik devam edeceğini belirtti. Rus bir kaynak ise Moskova'nın yaklaşıma dair şu dikkat çekici ifadeleri kullandı: "Moskova’nın, Türkiye’nin sistemleri üçüncü bir ülkeye satma fikrine yanıtı 'Neden olmasın?' şeklinde oldu. Ancak üzerinde çalışılması gereken bazı detaylar var ve son kararı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in vermesi gerekiyor" dedi.

Aynı kaynak, BAE'nin bu alımı yapması halinde Rusya için en önemli şartın, Ankara ile imzalanan orijinal sözleşme şartlarına tamamen sadık kalınması ve BAE'nin buna uyması olduğunu vurguladı. Türkiye'nin 2019'da S-400 alması, Ankara-Washington hattında büyük bir krize yol açmış; Türkiye beşinci nesil F-35 savaş uçağı programından çıkarılmış ve savunma sanayiine yönelik CAATSA yaptırımlarına maruz kalmıştı. ABD, Türkiye için üretilen 6 adet F-35 uçağını hala hangarlarında tutuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın 2025 yılında yeniden göreve gelmesinin ardından iki ülke ilişkileri onarılmaya başlarken, F-35 programına dönüşün en büyük engeli olarak S-400'ler masada duruyordu.

ABD’nin 2020 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA), F-35'lerin teslim edilmesi ve yaptırımların kalkması için Türkiye'nin, elinde hiçbir şekilde S-400 sistemi bulundurmamasını şart koşuyor. Kaynaklar, normal şartlarda geçtiğimiz cuma günü Türkiye'nin S-400'lerin üçüncü bir ülkeye satışı için görüşmelere başlandığını kamuoyuna duyurmayı planladığını, ancak bu açıklamanın son anda iptal edildiğini belirtti. İptalin gerekçesi hakkında ise detay verilmedi. Rusya'nın bu satışa neden izin verdiği sorusu ise Ankara kulislerinde farklı bir tartışmayı beraberinde getirdi. Siyasi analistler, Moskova'nın bu jest karşılığında Ankara'dan bazı tavizler isteyebileceğini öngörüyor. Türkiye ile Rusya arasında hayati önem taşıyan ve henüz yenilenmemiş olan dev doğalgaz anlaşması üzerindeki müzakerelerin halen devam etmesi, bu taviz senaryolarını güçlendiriyor.

Hediye silahlar

Şimdi ise herkesin merak ettiği bir hediye silah konusu var. Birçok okuyucum Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO liderlerine verdiği hediye ile ilgili yazı yazmamı istedi. Ankara’daki iki günlük yoğun NATO Zirvesi’nin ardından ülkelerine dönmek üzere yola çıkan liderlerin birçoğu, kendilerine verilen hediye paketlerinin içine bakmaya gerek duymamıştı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve birkaç hükümet başkanı, bordo renkli, içi siyah keçe kaplı lüks ahşap kutuları açtıklarında sinema dünyasında "Kirli Harry" (Dirty Harry) karakteriyle özdeşleşen 357 Magnum revolver silahın Türkiye üretimi muadilini gördüler. Bu keşif, bazı liderler arasında ciddi bir paniğe yol açtı. Özellikle Belçika Başbakanı Bart De Wever'ın ekibi, Brüksel Havalimanı'na iniş yaptıktan sonra kağıt torba içindeki bu özel yapım krom silah kutusunu fark edince şoke oldu ve pist ortasında kutunun fotoğrafını çekti. Liderlerin ve delegasyonların güvenlik ekiplerini asıl alarma geçiren durum ise kutunun içinde altı adet gerçek merminin de bulunması oldu. Bu durum, devlet başkanlarının uçağa silah ve mühimmat kabulü protokolleri açısından bir krize neden oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO müttefiklerine hediye ettiği "Gümüşay 357 Magnum", aslen 1990'larda Gümüşhane'deki ve sonradan kapanan bir üretici tarafından geliştirilen, kalan stokları ise devlet kuruluşu MKE envanterine alınan altı patlar bir toplu tabanca idi. Üzerine alıcının adının kazındığı, Türk bayrağı ve NATO amblemiyle süslenmiş bu özel kutulu tabancalar, aynı zamanda büyük bir pazarlama stratejisi taşıyor. Türkiye, son yıllarda dünyanın en büyük üçüncü hafif silah ihracatçısı konumuna yükseldi ve bu sektörü daha da büyütmek istiyor. Erdoğan'ın bu tabancanın yanında liderlere kendi imzalı İngilizce biyografisi "The Politics of Courage: Erdoğan and the Rise of Türkiye" (Cesaretin Politikası: Erdoğan ve Türkiye'nin Yükselişi) kitabını, bir dolma kalem ve kişisel bir mektup da takdim ettiği de biliniyor.

Her ne kadar modern dünyada sıra dışı görünse de devlet başkanlarına iyi niyet göstergesi veya bir ticari pazarlama hamlesi olarak işlemeli ateşli silahlar hediye etmek, diplomasi ve silah endüstrisinin en eski geleneklerinden biri. Bu gelenek, Avrupa aristokrasisinde savaş meydanlarında müttefik subaylara krallar tarafından "Ex Dono Regis" (Kralın hediyesidir) yazılı tören kılıçları verilmesi adetine dayanıyor. 1850'lerde ünlü silah üreticisi Samuel Colt, Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu'nu ziyaret ettiğinde, Osmanlı Sultanı 1. Abdülmecid’e altın kakmalı ve özel işlemeli bir revolver takdim etmişti. Colt’un sultana Rusların da bu silahlardan satın aldığını imalı bir şekilde belirtmesi üzerine Abdülmecid, hemen 5 bin adet sipariş vermişti. Colt, aynı taktiği aylar önce Kırım Savaşı'nın ortasında Rus Çarı 1. Nicholas’a, üzerinde Amerikan motifleri olan altın işlemeli silahlar sunarak da denemişti. Amerikalı üreticiler o dönem savaşın her iki tarafına da silah satıyordu. Colt'un rakibi Oliver Winchester da benzer bir hamleyi ABD içinde yaptı. Altın kaplama, işlemeli bir Henry tüfeğini bizzat ABD Başkanı Abraham Lincoln'e sunarak savaş dönemi tüfek ihalelerini kapmaya çalıştı.

Yıllar içinde Theodore Roosevelt, Ulysses S. Grant, Grover Cleveland ve John F. Kennedy gibi birçok ABD başkanı vatandaşlardan, üreticilerden ve gazilerden bu tür işlemeli silah hediyeleri aldı. JFK’ye verilen silahın seri numarası, İkinci Dünya Savaşı'ndaki devriye botuna ithafen "PT109" olarak ayarlanmıştı. Bu uygulama zamanla da yok olmadı. 1959 yılında Sovyet lideri Nikita Kruşçev, bir komünist lider olarak ABD toprağına ayak bastığı ilk tarihi ziyarette, Başkan Dwight Eisenhower ve Savunma Bakanı Neil McElroy için İjevsk silah fabrikasında özel olarak üretilmiş, altın ve gümüş av sahneleriyle bezeli bir çift av tüfeğini bizzat hediye etmişti. Bu silahlar Soğuk Savaş'ın en gerilimli döneminde gümrükten sorunsuzca geçmişti.

Çok yakın bir tarihte, 2019 yılında da Çekya Başbakanı Andrej Babiš, ABD Başkanı Donald Trump’a doğum yılına özel olarak işlenmiş, altın kaplama, sınırlı üretim bir CZ 75 tabanca hediye etmişti. Üretici firma Ceská zbrojovka, buluşmanın hemen ardından Instagram'da "Ürünümüzün Çek Cumhuriyeti'nin ABD başkanına devlet hediyesi olarak seçilmesinden gurur duyuyoruz" paylaşımı yapmıştı. Bu tarz hediyeler bazen kazalara da yol açabiliyor. Aralık 2022'de Polonya Emniyet Müdürü Jarosław Szymczyk, Ukrayna ziyareti dönüşünde kendisine hediye edilen bir tanksavar roketatarını ofisine getirmiş, cihazın içeride patlaması sonucu kendisi hafif yaralanırken Varşova'daki Emniyet Genel Müdürlüğü binasında büyük hasar meydana gelmişti. Kılıç verme geleneği de halen çeşitli ülkelerde sürüyor; Mart 2025'te İngiltere’de Kral 3. Charles, Trump'ın ilhak tehditlerine karşı Kanada egemenliğinin bir simgesi olarak Buckingham Sarayı'nda Kanada Kara Asa Muhafızı'na kraliyet armalı bir kılıç takdim etmişti. Devlet başkanlarının yaşadığı silah şokunun önümüzdeki önemli zirvelerde tekrar edip etmeyeceğini, ülkemizin bu hediyeden vazgeçip vazgeçmeyeceğini de takip edeceğiz.