Büyük umutlarla gidilen bir turnuva daha hayal kırıklığıyla sona erdi. Türkiye, 2026 FIFA Dünya Kupası'nda D Grubu'ndaki ikinci maçında Paraguay'a 1-0 mağlup olarak henüz grup aşamasında turnuvaya veda etti. Oysa yapılan hazırlıklar, iddialı açıklamalar ve yükselen beklentilerle hepimiz mutlu sona fazlasıyla inanmıştık.
Ancak sahadaki gerçekler, beklentilerle örtüşmedi.

San Francisco Bay Area Stadı'nda oynanan karşılaşmanın henüz ikinci dakikasında gelen Galarza Fonda golü, tüm planlarımızı altüst etti. Daha maçın başında geriye düşen A Milli Takım, kalan dakikalarda oyunun kontrolünü ele geçirmek istese de organize olmakta zorlandı. İlk yarının sonunda Paraguay'ın yıldızı Miguel Almiron'un kırmızı kart görmesine rağmen uzun süre eksik oynayan rakip karşısında istediğimizi alamadık.

İşte asıl sorgulanması gereken nokta da burada başlıyor.

Yaklaşık bir devre boyunca bir kişi fazla oynayan bir takımın, böylesine kritik bir karşılaşmada gol bulamaması yalnızca şanssızlıkla açıklanamaz. Hücum organizasyonları yetersizdi, son paslarda kalite eksikti ve en önemlisi, takımın net bir golcü problemi olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Girilen pozisyonlar değerlendirilemedi, rakip ceza sahasında gereken etkinlik gösterilemedi.

Bu tablo doğal olarak Teknik Direktör Vincenzo Montella'yı da eleştirilerin odağına yerleştirdi. Turnuva boyunca tercih edilen sistem, oyuncu seçimleri ve maç içindeki hamleler hep tartışıldı. Özellikle Avustralya karşısındaki etkisiz görüntünün ardından Paraguay maçında da benzer sorunların devam etmesi, eleştirilerin dozunu artırdı.

Elbette başarısızlığın tüm yükünü tek bir isme yüklemek kolay bir seçim olur. Ancak modern futbolda sonuçlar kadar oyun da önemlidir. Ay-Yıldızlı takımımız sadece kaybetmedi; aynı zamanda umut veren, gelecek adına heyecanlandıran bir futbol da ortaya koyamadı. Sahadaki görüntü dağınık, üretkenlikten uzak ve özgüvensizdi.

Dünya Kupası gibi organizasyonlar, ülkelerin futbol seviyelerini gösteren en büyük vitrinlerdir. Bu vitrinde sergilenen performans ise ne yazık ki Türk futbolunun hâlâ çözmesi gereken önemli sorunları bulunduğunu gösterdi. Altyapıdan oyuncu gelişimine, teknik planlamadan kadro mühendisliğine kadar birçok başlık yeniden masaya yatırılmak zorunda.

Şimdi gözler, grubun son maçında ABD ile oynanacak karşılaşmaya çevrildi. Sonuç artık turnuvadaki kaderi değiştirmeyecek. Ancak bu mücadele, en azından prestij açısından önem taşıyor. Daha da önemlisi, geleceğe dair bazı soruların cevaplarını verebilir.

Türkiye Dünya Kupası'na veda etti. Asıl mesele ise turnuvadan alınacak derslerin ne kadar faydalı olacağı. Çünkü Türk futbolunun artık yeni hayal kırıklıklarına değil, gerçekçi bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı var.