Arkeolojik kazılarda toprağın rengi, yapısı ve içeriğindeki küçük değişiklikler, geçmişte o alanda neler yaşandığını anlamak açısından büyük bir önem taşır. Ancak farklı dönemlere ait toprak katmanları insan gözüne ayırt edilemez derecede aynı gözükebilir, bu katmanların içindeki ufak kalıntılar bazen fark edilemeyebilir ve kompleks yöntemler ile yapılan analizler uzun süre alabilir ya da maliyetleri doğrultusunda örnek kapsamları düşük kalabilir. Tabii ki hem klasik hem de modern yöntemlerin gözden kaçan buluntuları ortaya çıkarmaya yönelik, sonuç veren teknikleri mevcut, lakin arkeolojik alanın lojistik problemleri, çevre faktörleri ve giderler gibi faktörler devreye girdiğinde fayda sağlayacak her teknolojik imkândan yararlanmak mümkün olmayabilir.

Danimarka’daki Aarhus Üniversitesi ile bağlantılı araştırmacılar, gözle görülemeyen yüzey detay ve farklılıklarını nispeten daha verimli ve kaydedilebilir biçimde ortaya çıkarmak için LED ışıklardan ve farklı dalga boylarındaki ışıktan yararlanan yeni bir görüntüleme sistemi geliştirdi.

LEDMSI adı verilen sistem, belirlenen yüzeyi farklı dalga boylarındaki ışıklarla tekrar tekrar fotoğraflıyor, yani multispektral bir görüntüleme uyguluyor. Basitçe ifade etmek gerekirse sistem, nesnelere yalnızca gözümüzün görebildiği normal ışıkla değil, morötesinden kızılötesine uzanan aralıktaki farklı ışık türleriyle bakabilmek üzere önündeki katmanı aydınlatıyor, fotoğraflıyor ve diğer bir ışık aralığına geçerek bunu tekrar ediyor. Bazı maddeler belirli ışıklara diğerlerinden farklı tepki verdiği için normal fotoğraflarda gözükmeyen detaylar ve hatlar bu sayede ortaya çıkabiliyor.

Sistem, Danimarka'nın Bornholm Adası'ndaki Demir Çağı yerleşimi Sorte Muld üzerinde denenmiş bulunmakta. Araştırmacılar 16 farklı LED ışığı kullanarak toprak katmanlarını görüntüledi ve ardından bilgisayar programları, fotoğraflarda yer alan çok küçük renk, yansıma ve parıltı farklılıklarını karşılaştırdı. Bu analizler sayesinde çıplak gözle birbirinden ayırmanın zor olduğu bazı arkeolojik tabakaların ve bunların içlerindeki bulguların daha belirgin hale geldiği gösterilmiş oldu. Hatta bu denemeler vasıtasıyla daha önce fark edilmemiş eski bir yüzeyin izleri de tespit edildi.

Araştırmacılara göre bu bağlamda öne çıkan en kullanışlı bulgulardan biri ise bazı morötesi ışık aralıklarının küçük kemik parçalarını daha görünür hale getirmesi oldu. Kemiklerin bu ışıklar altında parlaması, kazı sırasında organik örneklerin daha kolay bulunmasına yardımcı olabilir nitelikte olmasıyla öne çıkıyor.

Bu teknolojinin belki de en önemli avantajı ise maliyeti. Araştırmacılara göre sistem, benzer amaçlarla kullanılan gelişmiş görüntüleme cihazlarından çok daha ucuz. Maliyetinin iyice azaltılabilir oluşu, tahribatsız bir inceleme metodu sunması ve ilk prototipin yaklaşık beş dakikada yaptığı görüntüleme işleminin kısa süre sonra geliştirilen yeni versiyonda yaklaşık 30 saniyeye kadar indirilmesi sayesinde de gösterildiği üzere, oldukça hızlı biçimde kayıt ve analiz yapabilen bu sistem yakın gelecekte hatırı sayılır bulgulara kaynak sağlayabilir.

Dünyanın pek çok yerinde fayda sağlayabilecek bu teknoloji özellikle Türkiye’deki önde gelen bazı tarihi alanlar için paha biçilmez bir yöntem olabilir. Çatalhöyük gibi yoğun yaşam katmanları barındıran bir alanda, Göbekli Tepe ve diğer bazı Taş Tepeler’deki gibi toprak kaymaları veya bilinçli gömü işlemlerince toprak altında kalmış yapılarda, hatta Truva’nın yıkım ve yapım katmanlarında bu yaklaşım sayesinde önemli bulgulara erişilebilir. Bu alanlardaki katmanları stratigrafik analizle incelemeye bir destek ve alternatif sağlayabilecek bu teknoloji, aynı zamanda makine öğrenmesi ile farklı maddelerin farklı ışıklar altındaki parıltılarını ve diğer faktörleri birleştirerek daha da belirleyici analizler yapma potansiyeline de sahip diyebiliriz.

Tabii ki henüz geliştirme aşamasında ve teknik bakımdan tamamen yeni bir yaklaşım olmayan bu teknolojinin nerelerde kullanılabilir olacağı yetkililer ve uzmanlarca karar verilecek konular dahilindedir, ama verimli, zararsız ve ucuz şekilde kullanışlı kayıt ve analiz imkânı sunabilecek farklı ögelerin birleştirilip geçmişimizi anlamamıza büyük bir yardım sağlayabilecek hale getirilmesinin yadsınamaz bir girişim olduğunu söyleyebiliriz.