Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’nin 31 Ağustos – 1 Eylül 2026 tarihleri arasında Tianjin’de yapıldı. ŞİÖ Genel Sekreteri Nurlan Yermekbayev Wang yaptığı açıklamada zirveye 20’den fazla ülkenin liderleri ile 10 uluslararası kuruluşun temsilcisinin katıldığını söyledi.
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üye ülkeleri, çok sayıda sivilin ölümüne yol açan İran'a yönelik askeri saldırıları kınadıklarını yinelediler!
Bu bildiride, "Bu belgeler , Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) daha önce belirttiği, İran İslam Cumhuriyeti topraklarına yönelik askeri saldırıları kınayan ve bu saldırıların çok sayıda sivilin ölümüne ve ülke ekonomisine önemli zararlar vermesine yol açan tutumunu teyit etmektedir" denildi.
Rus lider Putin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde ülkeyi hem dış politika hem de ekonomi alanlarında Rusya'nın ayrıcalıklı ortaklarından biri olarak nitelendirdi.
Moskova ve Ankara'nın büyük ortak projeleri uygulamaya devam ettiğini doğrulayan Rus yetkili Rosatom, Akkuyu Nükleer Santrali'nin ilk ünitesini bu yıl devreye alacağına olan inancını dile getirdi.
Türkiye Cumhurbaşkanına Erdoğan'a göre taraflar son aşamaya gelmiş durumda ve Akkuyu nükleer istasyonunun açılışını bekliyorlar. Ardından bu yönde atılacak ortak adımlar da görüşüldü, Tianjin zirvesinde.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Türkiye'yi ziyaret eden Rus turist sayısının giderek arttığına dikkat çekti. 2026 yılı sonuna kadar Türkiye’nin yaklaşık 7 milyon Rus turiste ev sahipliği yapacağını dile getirdi.
Rus lider Putin, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesine katılmak üzere Pazartesi günü Kırgızistan'a gitti. Salı günü ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeleri gerçekleştirdi.
Putin, görüşme sırasında, "Kültürel ve insani alanlarda iş birliğini geliştirme konusunda önemli bir potansiyel var. Rus turist gelişi artıyor. 2026 yılının sonuna kadar bu sayı neredeyse 7 milyona ulaşacak" dedi.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bu zirvede Rusça konuşmayan tek Bağımsız Devletler Topluluğu lideri oldu.
Meslektaşlarına Ermenice hitap eden konuşmacı, çok kutuplu bir dünya vizyonunu anlattı ve Vladimir Putin ile ikili ilişkilerin geleceği hakkında görüşmeler yapılacağını duyurdu.
Aynı zamanda Azerbaycan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan cumhurbaşkanları da Rusça konuştu.
Toplantının amaçları arasında genel kabul gören görüşe göre Şanghay anlaşması, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve Çin ile sınır sorunlarının çok taraflı bir temelde çözülmesi ihtiyacının ardından 2001 yılında ortaya çıkan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), küresel politikadaki yeni eğilimlere doğal olarak uyum sağlanması yer aldı. Bu, bu bölgesel örgütün oluşumunun, çok kutuplu bir dünya düzeninin ortaya çıkışı bağlamında mükemmel bir zamanlamaya sahip olunduğu anlamına gelir. Daha da önemlisi, ŞİÖ başlangıçta Rusya ve Çin'i kapsıyordu ve bu iki ülke şu anda uzatılmakta olan 2001 İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması da dahil olmak üzere bir dizi ikili belgeyle birbirine bağlıydı.
Böylece, Rus-Çin ilişkileri çok yönlü bir Avrasya boyutu kazandı. Bu durum, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) genişlemesi ve üye ülkeler arasındaki iş birliğinin önce güvenlik konularında, 2002'de Bölgesel Terörle Mücadele Yapısı'nın (RATS) kurulması da dahil olmak üzere, ardından ticaret ve ekonomi konularında, yani kalkınma konularıyla ilgili konularda genişlemesiyle kanıtlanmaktadır. Tüm bunlar, Batı'nın egemen olduğu küresel yönetim sisteminde veya Pax Americana'da gelişen bir krizin, yani yaygın olarak "emperyal aşırı yayılma" olarak adlandırılan durumun arka planında gerçekleşti.
Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), gelişiminin çeşitli aşamalarında çeşitli stratejiler benimsemiştir: 2030'a kadar ekonomik kalkınma (2023), 2030'a kadar enerji işbirliği geliştirme (2024) ve diğerleri. Eylül 2025'te Tianjin'de düzenlenen son zirvede, örgütün çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşumuna artan katkısını vurgulayan 2035'e kadar ŞİÖ Kalkınma Stratejisi kabul edildi.
Bu, kısmen Vladimir Putin'in Büyük Avrasya Ortaklığı ve Avrupalıların da katılımına açık, kolektif bir Avrasya güvenlik sistemi oluşturma fikrine bir yanıt niteliğindeydi; zira ABD'nin katılımı ve NATO'ya bağımlılığıyla mevcut Avrupa güvenlik sistemi, tüm Euro-Atlantik devletleri için bölünmez ve eşit güvenlik sağlamada yetersiz kalmıştır. Küresel kalkınmanın bu olumsuz yönleri arasında, yerleşik dünya ticaret sisteminin yıkılması, yasadışı yaptırımların ve diğer tek taraflı önlemlerin uygulanmasının yaygınlaşması ve BM Şartı da dahil olmak üzere uluslararası hukukun genel kabul görmüş norm ve ilkelerinin sistematik olarak ihlal edilmesi gibi durumların dile getirilmesi dikkat çekicidir.
Bu nedenle, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) süreci, yalnızca eski anlamıyla ulusal güvenlik konularına (terörizmle mücadele vb.) sınırlı bir etkisi olan fiili başarılarına göre değil, aynı zamanda gelişmenin ön saflarına gelen ekonomik, enerji, teknolojik, gıda, bilişsel ve diğer güvenlik kavramlarına göre de değerlendirilmelidir. Tabii bunlar toplantının kamuoyuna açıklanan veya toplantılarda dile getirilen konuları. Fakat gizli olarak yapılan ikili görüşmelerde bölgenin stratejik savunmasına yönelik tedbirler, ülkeler arasındaki askeri işbirlikleri ve istihbarat birimleri arasında görüş alışverişinin yanı sıra liste alışverişinin de yapıldığı iddia ediliyor. Bakalım önümüzdeki günlerde bu yazdıklarımızın ne kadarı gerçekleşecek.
Şangay’da konuşulanlar ve konuşulmayanlar
Uğur Tingür
Yorumlar