Sezon boyunca ne fırtınalı maçlar oynandı, ne inişler yaşandı, ne çıkışlar oldu. Bazen umutların zirve yaptığı haftalar oldu, bazen de taraftarın umutsuzluğa kapıldığı dönemler. Ama ne olursa olsun, Göztepe’nin Avrupa hikâyesi son haftaya kadar taşındı. Sarı-Kırmızılı takımın tabii hepimizin Avrupa hayali Samsunspor deplasmanında sona erdi.

Esasında Samsun ekibinin bulduğu ilk gol biraz da maçın kırılma anı oldu.

Rakibin şans faktörünü de arkasına aldığı pozisyon sonrası Göztepe geriye düştü. O dakikaya kadar Sarı-Kırmızılı ekibin yakaladığı önemli fırsatlar vardı. Hele ki Bokele ve Janderson’un kaçırdıkları.

Ve tabii ki, maçın en çok tartışılan anlarından birisi de Göz Göz’ün attığı goldü… Juan’ın VAR incelemesi sonrası iptal edilen golü geceye damga vurdu.

O pozisyon yalnızca Göztepe cephesinde değil, birçok yorumcu ve futbolsever tarafından da yoğun şekilde eleştirildi. Çünkü o golün geçerli sayılması halinde maçın hikâyesi belki de tamamen değişebilirdi.

Sonrasında gelen iki gol aslında sadece skor tabelasını anlattı.

Ama maçın gerçek hikâyesini değil…

Çünkü sahada mücadeleden vazgeçmeyen bir Göztepe vardı. Bir beraberlik golü gelse, oyunun yönü tamamen değişebilirdi.

Maç boyunca takımın en güven veren isimlerinden birisi yine kaleci Lis oldu.

Sezon boyunca olduğu gibi kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla takımını oyunun içinde tutmaya çalıştı. Hele maçın başlarında üst üste birkaç pozisyonu çıkarırken moral verdi.

Bir başka dikkat çeken isim ise yine defansın solunda oynayan Cherni’ydi. Sezon boyunca taraftarın en çok eleştirdiği oyunculardan biri oldu ama sahadaki mücadele isteğini hiç kaybetmedi. Samsunspor karşısında da savaşan, koşan, mücadele eden oyunculardan biriydi.

Aslında takım genelinde eksik olan şey niyet değildi. Herkes elinden geleni yapmaya çalıştı. Ama bazen bu da yetmiyor. Şimdi doğal olarak birçok kişi dönüp sezonu sorgulayacak.

“Şu oyuncu gitmeseydi…”

“Bu transfer yapılsaydı…”

“O maçta şu hata olmasaydı…”

Bunların hepsi konuşulabilir.

Ama açık söylemek gerekirse ben bu sezonu böyle bir “keşke” edebiyatıyla değerlendirmek istemiyorum.

Çünkü, tüm zorluklara rağmen Göztepe’nin ortaya koyduğu mücadele alkışlanmalı. Hakem kararları, ekonomik farklar, güçlü rakipler…

Buna rağmen, son haftaya kadar Avrupa yarışının içinde kalan bir takım izledik. Bu yüzden tabloya sadece sonuç üzerinden bakmak eksik olur. Teknik Direktör Stoilov’un oluşturduğu sistem, taraftara uzun zaman sonra yeniden “başarı” hissini yaşattı. Asıl soru şimdi başlıyor: Bu sezon bir başlangıç mı olacak,

yoksa kaçırılmış bir fırsat olarak mı kalacak?

Eğer doğru planlama yapılırsa, kadro korunursa ve birkaç doğru dokunuş gelirse Göztepe’nin daha güçlü bir şekilde yeni sezona başlaması mümkün.