İslam’ın ilk yıllarında Müslümanlar, müşriklerin günden güne artan baskılarına maruz kalmışlardır. Nihayet Allah’ın izniyle Peygamberimiz ve ashabı Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. Hicret etmiş oldukları yıldan itibaren hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Hicret; Yalnızca bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Hicret hata ve günahlardan sıyrılıp Allah’ın rahmet ve mağfiretine, affına, hidayetine sığınma gayretidir. Müminin hicreti; Kibirden, öfkeden, bencillikten, zulümden, umutsuzluktan, yalandan, iftiradan, fitne ve fesattan, gıybetten, koğuculuktan gibi dilin felaketlerinden uzaklaşıp doğruluğu, kardeşliği, muhabbeti ve sevgiyi şiar edinmesidir. Müslümanlar için bir milat ve dönüm noktası olan hicret; Allah’a ve Peygamberimiz (sav)e gönülden bağlılığın bir ifadesi; hakka, hakikate, ilme, irfana ve medeniyete yapılan yolculuktur.
Hicret; Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsü ve Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır. Kısaca hicret; Allah yolunda fedakârlığın, birliğin, kardeşliğin, kaynaşmanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın, zirvesidir.
“Muharrem”; Hürmet edilen, saygıyı ve sevgiyi ifade eden demektir. Muharrem; savaşmanın haram kabul edildiği dört aydan biridir. Peygamber(sav)efendimizin ifadesiyle bu aylar; zilkade, zilhicce, muharrem ve recep aylarıdır.
Muharrem ayı, Kurban Bayramı ve hac ibadetinin bu ayda gerçekleştiği için önemli aydır. Allah tarafından hürmete layık olarak bildirilen Muharrem ayını Peygamberimiz (sav) efendimiz, “Allah’ın ayı” olarak bildirmiş ve Ramazan orucundan sonra en faziletli orucun bu ayda tutulan oruç olduğunu ifade etmiştir. Muharrem ayının onuncu günü de tarihimizde ve hafızalarımızda derin bir hüzün ile yer eden Aşure günüdür. Bu elim günde, Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ve yanında bulunan yetmişten fazla Müslüman ile birlikte Kerbelâ’da
Şehit edilmiştir. Kerbelâ, Allah ve Resulü’ne iman edip, Ehli- Beyt sevgisini gönüllerinde barındıran, ortak acısı ve yürek sancısıdır. Hz. Peygamber (sav)in Yahudilere muhalefet için aşure orucunu Muharrem’in dokuzuncu gününde tutacağını söylemesi bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir.
10 Muharrem, 25 Haziran Perşembe günü ise aşure günü olarak idrak edilecek. Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki: “Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç, Allah’ın değer verdiği ay olan Muharrem ayında tutulan aşure orucudur.” Aşure; paylaşmanın, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin, kardeşliğin ve aynı zamanda sevginin, saygının, muhabbetin ifadesi, bolluk ve bereketin simgesidir. Milletimiz, asırlardır sürdürdüğü gelenekle bugün de; kültürümüzün özünde hep var olan güzellikleri devam ettirme anlayışı ile birbirinden farklı tatları aynı kazanda kaynatıp, aşure yapmaya, birlikte yaşamanın sembolünü tadarken muhabbete, sevgi ve saygıya, paylaşmaya
Devam etmektedir. Hz. Nuh’un gemisi büyük tufandan sonra Cudi dağına oturduğunda, gemi içinde kalan son erzaklar birleştirilerek bir kazanda toplanıp kaynatılmış ve aşure ortaya çıkmıştır. Aşure bu kutlu kurtuluşu şükranla anmak için yapılmaktadır.
MUHARREM AYINDA 10.cu GÜNÜ OLAN AŞÜRE GÜNÜNDE ZUHUR EDEN OLAYLAR.
1. Mekke’den Medine’ye hicret bu ayda olmuştur.
2.Hz. Âdem(as)in topraktan halk edilmesi, cennete girmesi, cennetten çıkarılmasından sonra duasının Arafat’ta cebeli Rahme de kabul edilmesi.
3. Hz. İbrahim(as)in ateşe atılması ve ateşten kurtarılması yine bu ayda meydana gelmiştir.
4. Hz. İdris(as)in yüksek bir makama yükseltilmesi
5.Hz. Eyyûb (as)in hastalığından şifa bulması.
6.Hz Yunus (as)in balığın karnından kurtarılması,
7.Hz. Süleyman peygambere bütün mahlûkların dilini anlayarak yönetme sevk ve idare etme yetkisi verilmesi,
8.Hz. İsa (as)ın doğumu ve suikastlar hazırlayan Yahudilerin elinden kurtulup semaya çekilmesi,
9. Hz. Musa (as)in firavunun zulmünden kurtarılması ve firavunun ordusuyla birlikte kızıl denizde boğulması,
10.Hz. Nuh (as)in tufandan sonra gemisinin karaya (Cudi dağına) oturması ve karaya ayak basması,
11.Hz. Yusuf'(as)in kuyudan çıkarılması ve zindandan kurtulması,
12.Hz. Yakup (as)in oğlu Hz. Yusuf (as)a kavuşması ve gözlerinin yeniden görmesi.
13. Aşure günü olarakta bilinen muharrem ayının onuncu günü aşure tatlılarının başladığı, gibi olaylar bu ayda zuhur etmiştir. Onun için muharrem ayının onuncu gününden itibaren başlayıp muharrem ayının sonuna kadar aşure pişirip eş, dost akraba, komşu ve yolculara ikramda bulunulur. Bu vesileyle 16 Haziran 2026 Salı günü idrak ettiğimiz Hicri Yılbaşımızın ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve tüm İslam dünyası için hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. Kur’an da; ”İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihat edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya işte onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Buyruluyor...
Hicri yılbaşı ve Muharrem Ayı'nın önemi
Hale İnan
Yorumlar